Montella’nın tazminatını Bodrum’daki villalarla ödesinler!-Uğur Melek (Hürriyet)
“Uluslar Ligi’ndeki üç maçımızın neticeleri kötü. Oyunlar daha kötü. Ancak sonuçlar iyi olsaydı dahi Vincenzo Montella’nın şu iki soruyu yanıtlaması gerekiyordu:
1-) Üç maçta yediğimiz 8 golün dördünde kaleci hatası var. Fransa’da zirve yarışı yapan, Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden Lille’in bir numarası bir Türk… Berke bu sezon 6 maçın tamamında oynadı, üçünde kalesini kapattı. Nasıl olur da bu çocukla olan problem aylardır çözülemez?
2-) İspanya’yı Avrupa’da temsil eden Getafe’nin 9 numarası bir Türk… Bu sezon 9 resmi maçın 7’si ilk 11 olmak üzere tümünde oynayan Enes Ünal nasıl milli kadroda olmaz? En uçta Barış’ı-Kerem’i filan oynatıyorken üstelik! Montella’nın Enes’le ilgili açıklaması da net bir “aymazlık”.
Montella’ya artık ivedilikle teşekkür edilmeli. Bir yıllık tazminatı anlayabilirim. Ancak medyada iddia edildiği gibi iki senelik (5 milyon Euro) bir tazminat söz konusuysa, bu sözleşme kamu malını kötüye kullanmaktır. Dünya şampiyonu Scaloni’nin maaşı 2 milyon euro. Xavi’nin 3, Zidane’ın 3,5 milyon… Montella’ya gerçekten 5 milyon Euro ödenecekse o zaman o bahsettiğiniz Bodrum’daki villaları verin İtalyan Hoca’ya. Ve artık hepiniz istifa edip gidin.”
A Ligi’nin ağır yükü-Tayfun Bayındır (Milliyet)
“A Ligi’nde üst üste gelen üç mağlubiyet derin bir gerçeği yüzümüze çarptı; bu lig mevcut yapımız ve futbol anlayışımızla bize bir kaç beden büyük geldi… Dünya Kupası’ndan bu yana üzerimizden atamadığımız o ölü toprağı sahadaki her adımda ve özellikle yedek bankında kendisini hissettirmeye devam ediyor…
Belçika, gözü kapalı hücumlar yapmadı, oyunu domine etmek gibi bir derde de düşmedi. Hem de evinde seyircisinin önünde oynamasına rağmen… Ancak Kevin De Bruyne faktörü vardı. Tecrübesi, oyun aklı ve kriz anlarındaki liderliğiyle Belçika’nın az ama öz hücum etmesini ve elbette aradığı net sonucu almasını sağladı. Biz ise hücum organizasyonu gibi görünen fakat skora dönüşmeyen beyhude bir eforun ötesine geçemedik.
Milli Takımı özetleyen en net kavram “bal yapmayan arı” çokluğu… Koşuyoruz, topu çeviriyoruz, ciddi biçimde yıpranıyoruz da ama iş üretkenliğe gelince sıfırız… Ana kraliçe konumundaki Arda Güler tek başına çabalamaktan hem oyun kurup hem ceza sahasında gol aramaktan yoruldu. Ona eşlik edecek, yükünü hafifletecek ikinci bir akıl sahada yoktu. Tıpkı İtalya ve Fransa maçlarında olduğu gibi… Arda’nın bu yalnızlığında Kenan Yıldız’ın eksikliğini iliklerimize kadar hissettik… Kenan’ın kenardan getirdiği dinamizm ve birebirdeki cesareti olmadan rakip savunmaları dengesiz yakalamak nerede ise imkansız hale geliyor…”
Yalnız adam-Turgay Demir (Fotomaç)
“Futbol, 11 kişiyle oynanan bir oyun. Bu yüzden bu yazıda en az 5-6 milli futbolcumuzun daha isminden bahsetmek isterdim… Montella’nın İlhan Fakılı’yı, Yunus’u neden oynatmadığını, Barış Alper ile Kerem’i neden oynattığını ve bu takımın neden hep santrforsuz başladığını sorgulamak isterdim. Acaba oyuncuların kafası hâlâ vaat edilen villalarda mı diye de sorabilirim aslında!.. Ama artık hiç gerek yok. Fransa, İtalya derken Belçika karşısında da yokuz!.. Sahaya çıkmasak hükmen 3-0 yenilirdik zaten… Çıktık, yine skor aynı…
Öyle kötüyüz ki, bizim savunma, futbolun son demlerini yaşayan Lukaku’yu bile durduramadı… O nedenle her şeyi bir yana bırakıp size sadece bir futbolcudan bahsedeceğim. Arda Güler’den… Çünkü dün gece sahada en çok onun yalnızlığı takıldı gözüme. Arda’nın etrafında futbol oynayan değil, Arda’nın futbol oynamasını bekleyen bir takım var sanki. Pas veriyor, devamını alamıyor; rakibin arasına giriyor, destek bulamıyor. Bir süre sonra yeteneğiyle değil, çaresizliğiyle mücadele eder hale geliyor.”
Biz hariç!-Tunç Kayacı (Fanatik)
“Uluslar Ligi’nde ilk iki maçta kaybederek, moralsiz çıktığımız Belçika karşılaşmasından hem puan hem de moral almak istiyorduk… Montella’nın, Bursa’daki İtalya hezimetinden sonra, tekrar Fransa taktiğine döndüğünü gördük.
Gol atamıyoruz, bari gol yemeyelim taktiği ilk 45’te işledi. Şunu net gördük, hırsımız, isteğimiz var ama hiç bir zaman organize bir kalitemiz yok. Arda Güler bu nefis ortaları Real Madrid’de yapıyor, sonuç geliyor ama Milli Takım’da geri dönüş alamıyor. İlk yarıya baktığımızda en az rakip kadar, belki de daha fazla ceza alanına girmişiz, ancak gol yok. Sonuç sıfır… İşte bu tabloya bakarak Montella’nın sadece sağdan soldan ceza alanına kavisli sert ortaların yanına çizgiye inip dışarı ortalarla da gol aramayı denetmesi gerekli. Açıkcası ilk yarıda negatif bakmak haksızlık olur, ancak gol yükünü sadece Arda’dan beklemek de yetersizliğimizi gösterdi…”
A kalite değiliz-Utkan Aydın (Nefes)
“Uluslar A Ligi macerası tatsız devam ediyor. Üç maç 0 puan. Euro 2024’te çeyrek finalde pisi pisine elenirken ‘gelecek adına umutluyuz’ diyorduk ama Dünya Kupası sonrası A Ligi de hayal kırıklığı…
Montella’nın “Düzenli oynayıp gol atan santrforumuz yok” eleştirisi kendi içinde doğru. Ancak düzenli oynayıp da kadroya almadığı, hiç düşünmediği isimleri görünce de tutarlı gelmiyor. Bununla birlikte pek çok ülkenin hazırlık maçı gibi gördüğü Uluslar Ligi maçlarından hiçbirine net bir santrforla başlamaması inanılmaz. Takıntıdan da öte… “İyi hocalar inatçı olur” derler. İnat kısmı fazlasıyla var ama iyi hocalığı çok tartışılır. Deniz Gül’e bir kez ilk 11 vermemek kabul edilebilir değil.
Arda Güler, tek başına bir takım doğru ama takımın kalanından ayrı bir oyun oynuyor sanki… Eforlu, hırslı istekli. Fakat o da dün iki tane net şut fırsatını tepti. Belli ki oyun içindeki yüksek çabası en verimli olduğu şut pozisyonlarına güçsüzlük olarak yansıyor. Üç maçlık fikstürde dinlenmeyen ender isimlerden biriydi.
Boş kaleye gol atamama geleneğini bu kez Merih ile sürdürdük. Her maç aynısı… Basit goller yedik sözünün kardeşi basit golleri atamadık. Atamadık işte…
Fransa, İtalya ve son olarak Belçika… Şunu görüyorum, rakipler A Ligi seviyesindeyken Türkiye buraya ait değil.”
Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
