Cumartesi, 31 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

“Felaket kaydırması” nedir?

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 18 Ocak 2026 22:39
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Mobil cihaz kullanımında sonsuz kaydırma, sayfa sonları gibi alışıldık durma noktaları olmaksızın, kullanıcıların parmaklarını yukarıdan aşağıya doğru kaydırarak metin, video, haber veya diğer içeriklerin arka arkaya görüntülemesini sağlayan bir tasarım özelliğidir. Bu özelliğin kullanımı, zamanın nasıl geçtiğinin fark edilememesine ve kullanıcıların dijital platformlarda uzun süre zaman geçirmesine yol açabiliyor.

Sonsuz kaydırma özelliği, 2006’daki icadından bu yana TikTok, Instagram ve X gibi sosyal medya platformları ile haber veya e-ticaret sitelerinde kullanılıyor. Bu özellik, sayfalamaya göre kesintileri azaltıyor ve etkileşim maliyetini düşürüyor olsa da içeriği yeniden bulma zorluğu, bütünlük yanılsaması, sayfa sonuna erişememe, erişilebilirlik sorunları, artan sayfa yükü, zayıf SEO performansı ve daha da önemlisi kullanıcılarda bitmemişlik duygusu ve otomatik refleksler ile hareket etmek gibi pek çok olumsuzluğu da beraberinde getiriyor.

Instagram ve benzer sosyal medya platformları, sonsuz kaydırma özelliği sayesinde kullanıcıya tek seferde çok sayıda içeriği arka arkaya sunmakla kalmıyor, seçilen herhangi bir içerikten sonra yeni bir içerik akışı başlatarak sürekli bir keşfetme dürtüsü oluşturuyor. Bu durum, bitmemişlik duygusu ile bir şeyleri kaçırma korkusunu tetikleyerek kullanıcıyı platforma tekrar tekrar dönmeye teşvik ediyor. Henüz görmediği daha fazla içerik olduğunu bilen kullanıcı, bu merak ve eksiklik hissiyle tekrar tekrar kaydırma davranışına yöneliyor.

Kullanıcı bir içerikle etkileşime girdiğinde onu yeniden etkileşime çekebilecek çeşitli geri bildirimler de alıyor. Bu geri bildirimler, ilk içeriğin yarattığı cazibeyi pekiştirerek keşfetme duygusu ile ödül beklentisini besleyen bir kısır döngü oluşturuyor. Böylece Instagram gibi platformların kullanımı giderek otomatikleşmiş bir davranışa dönüşüyor.

Sonsuz kaydırma, kullanıcıya her an ulaşılabilen, yoğun ama yüzeysel bir heyecan sunuyor. Bu uyarımlar birkaç saniyede tüketiliyor ve anında yani bir kaydırmayla yenileriyle yer değiştiriyor. Bu kesintisiz uyarılma hâli, zamanla beyinde nörolojik değişimlere yol açıyor. Kullanıcı, giderek düşünsel derinliğini, hafızasının sürekliliğini ve ‘olma’ hâlinin farkındalığını kaybetmeye başlıyor.

Bu dijital hız çağında deneyimlerin yüzeyde kalması, insan zihninin köksüzleşmesine neden oluyor. Paul Virilio’nun Hız (Dromoloji) Kuramı’nda belirttiği gibi modern teknolojilerle gelen hızlanma yalnızca mekânsal değil, aynı zamanda bilişsel bir çöküşü de beraberinde getiriyor. Hız arttıkça düşünme yavaşlıyor; refleksler, düşüncenin yerini alıyor.

Otomatik refleksler, bireyleri mobil cihazlardan uzak duramaz bir noktaya getirirken zamanla, farkında olmadan sürekli tekrar edilen bir davranış biçimine dönüşüyor. İnternette, özellikle de sosyal medya platformlarında geçirilen süre arttıkça kullanıcılar daha fazla olumsuz, kışkırtıcı ve sahte içerikle karşı karşıya kalıyor. Bu durum, yalnızca ruh hâlini etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda dikkati daha da karanlık ve sarsıcı içeriklere çekiyor.

Kötüyü aramak

Tweet’ler, öfke, suçlama gibi güçlü duygular ya da ahlaki yargılar içerdiğinde paylaşılma olasılığı %20 artıyor. Bu bulgu, dijital etkileşimlerin giderek daha çok öfke ve kutuplaşma barındıran içeriklerle yaygınlaştığını gösteriyor. Zamanla kullanıcı, sadece kötü haberleri tüketmekle kalmıyor, onları bilinçli olarak aramaya ve tetikleyici gönderiler arasında farkına varmadan uzun süre oyalanmaya başlıyor. Böylece sonsuz kaydırma davranışı, yerini daha karanlık bir dijital alışkanlık olan ‘felaket kaydırması’na bırakıyor.

Felaket kaydırması terimi ilk kez 2020 yılında kullanılmaya başlandı ve 2023’te ABD’de sözlüklerde yerini aldı. Bu kavram, kişilerin endişe, üzüntü veya öfke uyandıran haber ve içerikleri durmaksızın tüketme eğilimini tanımlıyor. Uzun süre boyunca olumsuz içeriklere maruz kalmak, özellikle anksiyete ve depresyon belirtilerini arttırabiliyor; aynı zamanda uyku düzenini bozabiliyor. Kaygıya yatkın bireyler, bu tür içeriklere tekrar tekrar maruz kaldığında olumsuz duyguları daha da derinleşebiliyor ve negatif düşünce kalıpları pekişebiliyor. Bu da kişinin daha fazla içerik tüketmesine, dolayısıyla daha fazla kaygı hissetmesine yol açan bir kısır döngü yaratıyor. Özellikle gece geç saatlerde yatakta haber kaydırmak uykuya geçişi zorlaştırabiliyor. Adolesan Beyin Bilişsel Gelişim (ABCD) Çalışması’nın ulaştığı sonuçlar, yatmadan önce ekran kullanımının daha fazla uyku bozukluğu ve kâbusla ilişkili olduğunu gösteriyor.

Sonsuz kaydırma ve felaket kaydırması, yalnızca bireysel düzeyde psikolojik sorunlara yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda dijital içeriklerin kimlere, nasıl sunulduğu üzerinden toplumdaki fırsat eşitsizliklerini de derinleştiriyor. Algoritmaların yönlendirdiği içerik akışları, bireylerin gerçeklik algısını biçimlendiriyor ve dünyayı anlamlandırma biçimlerini giderek daha dar, daha tek yönlü ve daha manipülatif bir çerçeveye hapsediyor.

Bu tür dijital bağımlılıklardan kurtulmanın hem bireysel farkındalıkla hem de toplumsal düzeyde yapılacak düzenlemelerle mümkün olabileceğini söyleyebiliriz. Öncelikle sonsuz kaydırmanın farkına varmak ve bu davranışın zamanla otomatikleşen bir alışkanlığa dönüşebileceğini kabul etmek gerekiyor. Kullanıcıların dijital kullanım sürelerini ve davranışlarını gözlemlemeleri, ekran sürelerini azaltmaları, uygulamalardan gelen bildirimleri sınırlandırmaları da bu süreçte atılması gereken önemli adımlar.

Ancak bireysel çabalar tek başına yeterli olmayabilir. Teknoloji şirketleri kullanıcıların çevrimiçi kalma süresini uzatmak için tasarladıkları arayüzlerde daha fazla içerik tüketimini teşvik ediyor. Bu nedenle dijital platformların etik tasarım ilkelerine göre düzenlenmesi ve algoritmaların daha şeffaf olması yönünde toplumsal bilinç ve yasal düzenlemeler büyük önem taşıyor. Kullanıcının dijital bir veri, reklam verenler için bir kaynak ya da yalnızca bir sayı olmadığını gözeten şeffaf ve kullanıcı odaklı sistemler, dijital gözetim kapitalizminin etkisini sınırlamak için bir umut sunabilir.

Sonuç olarak otomatikleşmiş reflekslerle geçen zamanı yeniden kendi kontrolümüze alarak bilişsel sağlığımızı korumak ve dijital dünyada daha bilinçli bir varoluş sürdürebilmek için hem bireysel hem de toplumsal düzeyde düzenlemelere ihtiyaç olduğu açıktır. Her geçen gün yeni dijital bağımlılıkların ortaya çıktığı çağımızda bilgiye ulaşmak ile bilgiye boğulmak arasındaki farkı ayırt edebilmek, her kaydırmada biraz daha yitirdiğimiz dikkatimizi, belleğimizi ve varlık hissimizi geri kazanmak için dijital farkındalıkla yaşamak artık bir tercih değil, zorunluluk hâlini almıştır.

Dijital gözetim kapitalizmi: İnsanların internette ne izlediğini, neye tıkladığını takip eden şirketlerin, bu bilgileri kullanarak reklam ve kâr elde etmeye çalıştığı bir sistemdir.

(Doç. Dr. Bahar Kayıhan, bilimgenc.tubitak.gov.tr)

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Suriye’de Kürt siyasetinin paradoksu
Sonraki Makale Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Rus sporculara “yarım izin”

Medya Günlüğü
31 Ocak 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
31 Ocak 2026
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
EditörGünlük

Kadınlara Taliban işkencesi

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?