Asaf Hâlet ilginç bir şahsiyet ve ilgi çekmeye devam ediyor.
Diğer şair ve yazarlarda olduğu gibi “Om Mani Padme Hum” şairini anlatabilmek için de yetiştiği ortama ve hayatını etkileyen şartlara değinmek gerekir.
Asaf Hâlet Çelebi (asıl adı, Mehmet Ali Asaf) 1907’de İstanbul’da doğmuştur. O zamanlar zengin sayılabilecek bir ailenin evladı olarak, tarihî bir semtte, Cihangir’de, tarihî bir konakta, Osmanlı-İslam ve Avrupa kültürünün beraber yaşandığı; dadılardan, kalfalardan masal ve tekerleme dinleyerek büyüdüğünü anlatır. Çocukluğunu ömür boyu özleyerek yaşayacaktır. Nihat Kuşlu ile yaptığı ve ölümünden hemen sonra yayınlanan bir mülakatında bu hasretini şöyle ifade eder:
“Çocukluğum, benim hiç unutamadığım en güzel zamanımdır. Kendi kendime kaldığım zaman, en çok sığındığım yer çocukluğumdur. Rüyalarımda hep o çocukluğumu görürüm. Eski evimizin sahipsiz olarak, saf, temiz, çok temiz, çok hisli, baştan başa muhabbet olan çocukluğum. Bu dünyaya ait olan ilk intibalarım hakikaten çok güzel şeylerdi. Zaten geçince onlardaki güzelliği, safiyeti başka şeylerde bulamadım. Herhâlde başka bir hayata hazırlanmak lazım geliyor. O hayat da daha güzel olacak diye düşünüyorum.” (Kırımlı, 2000: 21)
Bu ifadeler çocukluğu için güzel fakat sonrası için belli ki pek güzel bulmadığı bir hayatı düşündürür. Asaf Hâlet, dört yaşından sekiz yaşına kadar babasından ders alır. Bu dersler Farsça, Arapça, Fransızca ve dinî-tasavvufi mevzulardadır. Sekiz yaşında, 1915 gibi, Galatasaray Lisesine kaydolur. Kendisinin ifadesine göre, küçük yaşta olmasına rağmen emsali arasında -bilhassa Fransızcada- daha iyi bir seviyededir. Burada sekiz yıl kadar okur ve tamamlayamadan, tahminen 1923lerde ayrılır.
Galatasaray’dan sonra, on sekiz yaşında iken, Sanayi-i Nefîse Mektebine kaydolur. Tercümeihâlinde bu dönemiyle ilgili olarak, “Sanayi-i Nefîse Mektebi’ne kaydoldum ve devam edemedim. Resmi, şiir ve mûsikîyi çok severdim. Aynı zamanda birçok Türk şairiyle beraber bulundum.” (Kırımlı, 2000) demektedir.
Asaf Hâlet, Sanayi-i Nefîseden sonra Adliye Meslek Mektebine girer. İki yıl olan bu tahsilin neticesinde çok çeşitli yerlerde geçecek olan memuriyet hayatına başlar. Bundan sonra değişik memuriyetlerde çalışır, en fazla kaldığı son işi İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde kütüphane memurluğudur. O, küçük memurluğun sadece maddi sıkıntısından değil, aynı zamanda sosyal statüsünden de rahatsızdır.
Bir mülakatında, “Şairin işi ne olmalıdır?” sorusuna, “Herhâlde memuriyet değildir. Mesela ben memurum. Şefim benden on yaş küçük olduğu hâlde bir şaire gösterilmesi gereken saygıyı göstermiyor bana.” (Kırımlı, 2000: 53) demektedir.
Eğitimine, ilgi ve okumalarına dönersek, Kemâl Sülker’le yaptığı bir mülakatta; Üsküdar Ceza Mahkemesinde zabıt kâtipliği yaparken Farsçaya çalıştığını, Osmanlı Bankasında memur iken Hint edebiyatı ve tarihine eğildiğini, Devlet Denizyollarında Çin edebiyatının sarıhummasına tutulduğunu belirttikten sonra ebedî bir öğrenme tutkusunun olduğunu söylemektedir (Kırımlı, 2000: 26).
Sadeddin Nüzhet Ergun’a verdiği bir yazıda, yine bu hususla alakalı olarak şunları anlatır:
“Yirmi yaşımda iken hayatımda birdenbire büyük bir tahavvül oldu. Galib Dede’nin Hüsn ü Aşk’ını okuyordum. Bunu çok sevmiştim ve bunun saikasıyla, evvelce okuduğum Mesnevî’den hariç olarak Mevlâna’nın Şemsü’l-Hakayık ismindeki küçük divanını tedkike başladım. Bu benim üzerimde umulmayan bir tesir yaptı. Bundan sonra İslam tasavvufu hakkında yazılmış Şark ve Garp eserlerini getirerek okumaya başladım. Ve hâlâ hususî tetebbularım dinî, felsefi mevzular üzerindedir.” (Kırımlı, 2000, 26)
İlk yazıları 1936’da Ağaç dergisinde yayınlanır ve Mevlâna ile ilgilidir. 1930’lu ve 40’lı yıllarda Mevlâna, Molla Cami, Eşrefoğlu Rumî, Şeyh Galip, Budizm, Hint edebiyatı, varoluş ve yaratılış teorileri hakkında araştırmalar yapar, makale ve kitaplar yayınlar. Âdeta hayatı anlamlandıracak temel öğretilerin ve bilgilerin peşine düşer. Dışa pek aksetmeyen fakat iç dünyasında daima bir istikamet, huzur ve tatmin arayışı içindedir. Fakat buna pek ulaşamayacaktır.
(Bilal Kırımlı, tdk.gov.tr)
Makalenin devamını okumak için tıklayın
Fotoğraf: star.com.tr
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
