Türkiye’de son yıllarda hiçbir yabancı diplomat ABD Büyükelçisi Tom Barrack kadar tartışmaların öznesi olmadı.
Barrack sadece ABD’nin Ankara Büyükelçisi olarak değil, aynı zamanda ülkesinin Suriye özel temsilcisi olarak da dikkat çeken bir isim. İş dünyasından diplomasiye uzanan kariyeri ve zaman zaman Ankara’da tartışma yaratan açıklamaları nedeniyle Türk kamuoyunda adı sıkça gündeme geliyor.
Barrack, 1947 yılında ABD’nin California eyaletinde doğdu. Lübnan kökenli Hristiyan Arap bir göçmen aileye mensup. Orta Doğu kökeni, onun ilerleyen yıllarda bölge siyasetine duyduğu ilgiyi şekillendiren unsurlardan biri oldu. Gençliğini Los Angeles çevresinde geçirdi. Üniversite eğitimini Güney California Üniversitesinde tamamladıktan sonra hukuk alanına yöneldi.
Genç yaşlarında yalnızca hukuk değil, finans ve emlak dünyasına da ilgi duymaya başladı. Bu ilgi daha sonra onu Amerikan yatırım çevrelerinde tanınan bir isim haline getirdi.
Barrack 1980’li yıllardan itibaren gayrimenkul yatırımlarıyla öne çıktı. Kurduğu yatırım şirketi Colony Capital üzerinden oteller, büyük arazi projeleri ve küresel emlak fonları alanında büyüdü.
Bir dönem milyarlarca dolarlık varlık yöneten iş insanları arasında gösterildi. Uzun yıllar boyunca Washington’dan daha çok Wall Street çevrelerinde tanındı.
Ancak iş dünyasındaki yükselişi sırasında politika dünyasıyla da yakın ilişkiler geliştirdi. Özellikle Cumhuriyetçi çevrelerle bağları güçlendi.
Sürpriz olmadı
Barrack’ın adı özellikle Donald Trump’ın başkanlığı döneminde öne çıktı. Onun yakın çevresinde yer aldı ve başkanlık geçiş döneminde etkili isimlerden biri sayıldı. Bu nedenle diplomasiye adım atması sürpriz olmadı.
2025 yılında ABD’nin Türkiye Büyükelçisi olarak Ankara’ya gönderildi. Aynı dönemde Suriye özel temsilciliği görevini de üstlendi. Bu durum onu yalnızca büyükelçi değil, bölgesel bir aktör haline getirdi.
Barrack göreve başlarken Ankara-Washington ilişkilerinde “köprü kurmak” istediğini söyledi. Türk halkına hitaben yayımladığı ilk mesajlarda Türkiye’nin bölgesel önemini, tarihi derinliğini ve stratejik rolünü vurguladı. Bazı açıklamalarında Türkiye için, “Orta Doğu’nun merkez noktası” dedi.
Polemik yarattı
Ancak zamanla bazı sözleri Türkiye’de tartışma yaratmaya başladı. Özellikle Suriye konusunda yaptığı değerlendirmelerde bölgesel güç dengelerine, Kürt meselesine ve Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerine ilişkin açıklamaları polemik konusu oldu.
Özelikle muhalefet Barrack’ın Türk iç siyasetini yorumlayarak diplomatik sınırları zorladığını söyledi. CHP’li yetkililer “persona non grata” (istenmeyen kişi) ilan edilmesini istedi. Cumhuriyet gazetesi Barrack’la ilgili haberlerde, “sömürge valisi” diyor.
Demokrasi ve güçlü liderlik üzerine yaptığı bazı yorumlar da yine muhalefette sert tepki doğurdu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel açıklamaları “diplomatik sınırları aşan sözler” olarak değerlendirdi.
Barrack’ın en dikkat çeken yönü, Türkiye büyükelçisi olmasına rağmen Suriye dosyasını da taşıması oldu. Suriye hakkında “yeni diplomasinin laboratuvarı” demesi geniş yankı uyandırdı.
Ne dedi?
Barrack’ın özellikle geçen hafta Antalya Diplomasi Forumu’nda ve sonrasındaki mülakatlarında dile getirdiği, Türkiye’de hem siyaset hem de kamuoyu nezdinde ciddi eleştirilere yol açan bazı açıklamaları şöyle:
“Orta Doğu’nun dokusuna baktığınızda, Batılı tarzda liberal demokrasilerin her zaman en iyi sonucu vermediğini görüyoruz. Bölge bazen ‘istikrarı sağlayan güçlü liderlik rejimlerine ve monarşik yapılara’ ihtiyaç duyar; çünkü bu yapılar kaosun önündeki en büyük engeldir.”
“ABD artık müttefiklerine ne yapmaları gerektiğini söyleyen bir dadı gibi davranmamalı. Ancak müttefiklerimizin de ‘ideolojik tercihler yerine bölgesel realiteleri ve büyük güçlerin çıkarlarını’ gözetmesi gerekiyor.”
“Suriye Özel Temsilcisi olarak görevim Amerikan askerini evine döndürmektir. Eğer bu süreçte ‘yerel dinamiklerin kendi iç dengelerini kurması için bazı demokratik ideallerden taviz verilmesi gerekiyorsa’, bu bedel ödenebilir.”
Barrack’ın Osmanlı mirasına ve bölge düzenine dair tepki çeken sözleri ise şöyle:
“Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ‘millet sistemi’, yüzlerce yıl farklı grupların merkezi sistemde kendi varlıklarını ve kimliklerini sürdürmelerine imkan verdi. Türkiye, bugün bu tarihi tecrübenin merkez noktası olabilir.”
“Açık konuşmak gerekirse, ‘Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden bu yana Batı’nın Orta Doğu’da yaptığı her şey bir hataydı.’ Kabilelerin ve dini yapıların üzerine sömürgeci sınırları ve bayrakları yerleştirmek hiçbir zaman işe yaramadı.”
“Türkiye için en iyi model Osmanlı’nın millet sistemidir. Benim için İzmir; Yahudilerin, Müslümanların ve Hristiyanların bir arada harmanlandığı, tüm Orta Doğu’da olması gereken bir örnek.”
“Osmanlı’nın işleyen bir sistemi vardı ancak Sykes-Picot anlaşması ile aşiretlerin ve dini grupların etrafına ‘yapay sınırlar’ çizildi; işte bugün yaşadığımız tüm çatışmaların kökeninde bu var.”
Fotoğraf: ABD Büyükelçisi Tom Barrack X hesabı
***
Diğer “portre” yazıları için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
