Pazartesi, 27 Tem 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 19 Haziran 2026 19:22
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Açılım ve ekonomi patinajı-Nuray Babacan (Nefes)

“Ankara’da da tüm siyasi planlar ana muhalefet partisi üzerine yapılınca, ciddi konulardaki açmazlar daha az gündem oluyor. Sokaktaki vatandaşın bizzat yaşayarak tanık olduğu ekonomik kriz ve Meclis koridorlarında sadece DEM’lilerin konu başlığı yaptığı açılım süreci bunlardan sadece ikisi.

Önümüzdeki ay dönem çalışmaları tamamlaması beklenen TBMM’de, bu iki konuda karar almak ve adım atmak pek mümkün görünmüyor. Bolca demeç ve konuşma dışında beklentiler sanki çok zayıflamış. Bu iki konuda patinaj yapılmasının tek nedeni, AKP’deki tutum. Yukarıdan işaret yoksa, adım da yok!

Muhafazakar mahallenin siyaset dinamiklerini iyi analiz eden isimleri, bu iki konudaki ‘durağanlığı ve isteksizliği’ yorumlarken, açılımla ilgili tüm kararların Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı beklemesinden, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in artık eski etkisinin kalmamasından dem vuruyorlar. Şöyle ki;

– Ekonominin bir türlü dikiş tutmaması öncelikli konumuz. Siyasi operasyonlardan sonra Türkiye’yi yakından izleyen yabancı danışmanlık şirketlerinin Ankara ve İstanbul turu attıklarını biliyoruz. Herkes siyasetin öngörülemez halinden şikayetçi. İstikrar ve hukuk güvencesi en çok eleştirdikleri konu.

– Herkes biliyor ki; yabancı sermaye yatırım için değil, üç günlük sürelerde borsada vur-kaç yapmak için girip çıkıyor. Son dönemlerde kaçan kaçana. Türk yatırımcıların Londra başta olmak üzere yurt dışında şirket kurdukları, yanlarına yabancı ortak alarak, kendilerine güvence yarattıkları konuşuluyor.

– Türkiye’de vergisiz yatırım garantilerine rağmen, yabancı yatırımcıların İsviçre gibi yüzde 20 verginin olduğu ülkeleri tercih ettiklerine ilişkin örnekler anlatılıyor. Körfez sermayesinin de çoktan Singapur’un yolunu tuttuğu biliniyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in varlığı artık ‘faktör’ olmaktan çıkmış! Onun koyacağı kurallar ve verdiği güvenceler artık yatırımcılar için garanti değil, her an değişebilir… Onlara göre Şimşek artık var olan düzeni temsil ediyor.

– Dolayısıyla, Şimşek’in hukuk kurallarında direneceği için seçim döneminde değiştirileceği tezi de çökmüş. Kulislere göre bakan, kendi kuralları ve ekonomi programında ısrar etmekten vazgeçeli çok oldu. Onlara göre Tayyip Erdoğan’ın seçim döneminde yeni bir maliye bakanı araması gerekmeyecek, zaten Şimşek her denileni yapacak!”

KK dünya zirvesinde: “On beşinci yenilgiye aday!..”-Yalçın Doğan (T24)

Altı yaşındaki kızını müridi ile evlendiren Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel on sekiz yıla mahkum ediliyor. Önceki gün sağlık sorunları gerekçesiyle, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı konularak tahliye ediliyor.

Tahliye sonrasında birileri bazı gazetelere ve İsmailağa Cemaati’ne “verdikleri emek için” teşekkür ediyor!.. Demek ki, sağlık sorunu ötesinde, tahliye için “emek” verilmiş!..

Buna karşın, Tayfun Kahraman dahil, Silivri’de hapis yatan belediye başkanları ve bürokratlar arasında ağır sağlık sorunları yaşayanlardan hiç kimse tahliye edilmiyor.

Ayrıca…

2 Temmuz 1993’te  Sivas Madımak katliamında insanlığa karşı suç işleniyor. Orada hayatlarını kaybedenlerin yakınları, katliamın zamanaşımına uğramaması için tam on iki yıl önce Anayasa Mahkemesi’ne başvuruyor.

Gökçer Tahincioğlu dün T24’teki yazısında “Anayasa Mahkemesi’nin on iki yıldır dosyanın kapağını bile kaldırmadığını” yazıyor. AYM on iki yıldır o dosyaya neden bakmıyor?..

Kimsenin “emeğinin geçmediğini”  bilerek, sadece adalet beklendiği için mi?.. 

Ayrıca…

Okumayı, düşünmeyi, hayatı öğreten öğretmenlere ters kelepçe takmak, biber gazıyla yerlerde sürüklemek vicdanlara nasıl sığıyor?.. Haklarını arayan öğretmenlere cop sallamayı, el kaldırmayı, gözaltına almayı siz nerede gördünüz?..

Ayrıca…

Her geçen biraz daha artan derin yoksulluk.

Ayrıca…

Her gün farklı yerlerde belediye başkanlarına gözaltılar, tutuklamalar.

Ayrıca…

Her gün bin türlü haksızlık, adaletsizlik.

Ne var ki, sayısız ağır sorunlara rağmen, en çok CHP tartışılıyor. Çünkü:

KK’nın aldığı emir üzerine CHP’ye çökmesi, AKP’yi bir kez daha iktidara taşıma görevi rejim krizine dönüşüyor.

Özgür Özel liderliğinde CHP’nin iktidar olma şansını ortadan kaldırmak hedefiyle, yasa ve tüzük tanımamak dahil, KK kendisine cömertçe tanınan tüm imkanları keyfi biçimde kullanıyor.   

Milletvekili, Grup Başkan Vekili, il başkanı, ilçe başkanı, belediye başkanı fark etmiyor, gözünü kırpmadan CHP’yi adım adım tasfiye ediyor.

Ona bağlı birileri de, aynı plan çerçevesinde yandaş kanallarda boy göstermekten hiç sıkılmıyor.

Instagram’da bir yayın var.

İngilizce çarpıcı bir derleme, “History’s Most Defeated Oppositon Leaders” başlığı altında, “Tarihte En Çok Yenilen Muhalefet Liderleri”, sondan başlayarak beş kişiyi ele alıyor.

5 numarada Kenya’dan, Raila Odinga beş kez iktidarın kıyısına kadar geliyor, hiç kazanamıyor.

4 numarada Zambia’dan Hakainde Hichilema beş kez kaybediyor, altıncıda Başkan seçiliyor.

3 numarada Sri Lanka’dan Ranil Wickremesinghe genel ve yerel seçimleri on kez kaybediyor.

2 numarada Rusya’dan Gennady Zyuganov Başkanlık ve parlamento seçimlerini on iki kez kaybediyor.

1 numarada KK var. Yayında onunla ilgili aynen şu söyleniyor:

“Kaybedenler listesinin başında yer alan isim sizi çok şaşırtacak. Kemal Kılıçdaroğlu genel, yerel ve referandumlarla birlikte on üç kez seçim kaybediyor ama, hikâyesi burada bitmiyor.

2023’te CHP Kurultayı’nda parti genel başkanlığından düşüyor, on dördüncü kez kaybediyor.

Bununla birlikte köşesine çekilmiyor, Türkiye’deki muhaliflere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yardımıyla geri dönüyor, çünkü onun çekilmesiyle CHP yıllar sonra ilk kez seçim kazanıyor.

Onun üzerine Kılıçdaroğlu iktidarla iş birliği halinde, yargı kararıyla geri dönüyor, potansiyel olarak on beşinci yenilgiye aday!..

Her seçimi kaybeden 77 yaşında birisi, muhalefetin başına hâlâ nasıl geçiyor?..”

Devletin aklı yoktur, sahibi vardır-Özdemir İnce (Cumhuriyet)

“Yapay zekâ”ya “Devlet aklı üzerine Özdemir İnce tarzı bir yazı yaz” diye talimat vermişler. Makine talimatı yerine getirmiş ve okumanıza sunduğum yazıyı gunnamış.

Hep beraber okuyalım, bakalım ne demiş makine:

[Şu “devlet aklı” lafını her duyduğumda elim kalemime gider. Çünkü yalan. Açık, kibirli, sırıtan bir yalan. Devletin aklı yoktur. Devletin sahibi vardır. “Devlet aklı” diyen adam, aslında “benim aklım” demektedir ama bunu söylemeye yüzü olmadığı için arkasına koca bir soyutlama saklar. Korkak yalan budur işte: Kendi keyfini devletin iradesi diye yutturmak.

“Ortak akıl” daha da sinsidir. Masum gözükür, demokrat gözükür, hatta mütevazı gözükür. Oysa bu ortaklık senin payına düşeni almadığın bir ortaklıktır. Karar verilir, sonra sana “Ortak akıl böyle istedi” denir. Sen itiraz edersin, “Bölücülük yapma” derler. Sus, otur, onayla. İşte onların “ortak”tan anladığı budur.

Ya birey aklı? Onu hiç sevmezler. Sevemezler. Çünkü kendi kafasıyla düşünen vatandaş, yönetilmesi zor mahluktur. Soru sorar. Hesap ister. “Neden?” der. Oysa onlar koyun ister. Sürü ister. Çobanın değneğini görünce sağa sola seğirten itaatkâr bir kalabalık ister. Asırlardır da ister. Tebaa ruhu, fes çıkıp şapka girince yok olmadı; sadece kravat taktı.

Şimdi iyi dinleyin, çünkü asıl söyleyeceğim şu: Atatürk bu milleti sürü olmaktan çıkarmak için uğraştı. Kulu vatandaş yapmak için. “En hakiki mürşit ilimdir” derken “Devlete tapın” demiyordu; “Aklını kullan” diyordu. Bugün onun adını ağzından düşürmeyip fiilen onun tam tersini yapanlara bakın: Bireyi ve yoksulu ezerken Atatürk’e sığınıyorlar. Bu utanmazlıktır. Gerçek Atatürkçülük, devlete secde etmek değil, aklı özgürleştirmektir.

Ve işte size kimsenin yüksek sesle söylemediği gerçek: Devleti sorgulanamaz bir akla yükseltirseniz, o devlet “budala” olma hakkını da kazanır. Çünkü onu denetleyecek ve uyaracak kimse kalmaz. Daha kötüsü, o devlet “cinnet” geçirir. Aklına âşık olmuş her devlet, önünde sonunda kendi halkına diş gösterir. Tarih bunun cesetleriyle doludur. Mutlak devlet, akıllı devlet değildir; frensiz devlettir. Ve frensiz araç, er ya da geç uçuruma gider, içindeki herkesle birlikte.

Trajedinin özü budur: “Devlet aklı” diye bireyi susturanlar, devlet çıldırdığı gün onu durduracak tek gücü -yani bizi- çoktan susturmuş halde bulurlar.

O yüzden, bu nedenle gürültü yapmaktan vazgeçmeyeceğim. Akıl devletin değildir yani devletin aklı yoktur.

Akıl insanındır, yani insanın aklı vardır. Devleti delirmekten koruyan tek ilaç, susmayan vatandaştır. Gerisi çobanın masalıdır. Biz koyun değiliz. Hiç olmadık.]

Helal olsun şu yapay zekâya, herif benden çok daha iyi, yaman bir Özdemir İnce.”

Tebeşir tozundan ters kelepçeye: Öğretmenin onur sınavı-Hüseyin İrfan Fırat (BirGün)

Ankara sokaklarında yine öğretmenler vardı.

Kimi özel öğretim kurumlarında asgari ücret cenderesine sıkıştırılmış, kimi yıllardır atama bekleyen, kimi mülakat odalarında emeği çalınan, kimi ise “ücretli öğretmenlik” adı altında devlet eliyle güvencesizliğe mahkûm edilen eğitim emekçileri…

Seslerini, taban maaş haklarını, güvenceli iş taleplerini duyurmak istediler. Karşılarında ise yine polis barikatı ve ters kelepçe buldular. Sosyal medyada hızla yayılan o ters kelepçeli öğretmen görüntüleri, aslında bir ülkenin kendi geleceğine vurduğu pranganın fotoğrafıydı.

Oysa tartışılması gereken asıl mesele o kelepçeler değil. Asıl mesele, öğretmenleri yıllardır sokaklara, meydanlara iten yapısal güvencesizlik krizinin kendisidir.

Bugün Türkiye’de öğretmenlik mesleği yalnızca bir istihdam sorunu yaşamıyor; sermayenin ve piyasacı eğitim politikalarının eliyle derin bir “değersizleştirme” süreciyle karşı karşıya kalıyor.

Özel sektörde çalışan öğretmenlerin önemli bir bölümü, her eğitim yılı sonunda sistemli bir işsizlik korkusuyla baş başa bırakılıyor. Okullar kapanırken patronlar tarafından sözleşmeler feshediliyor ya da yenilenmiyor. İş kanunundaki boşlukları fırsat bilen kurumlar, öğretmenleri yaz aylarında hem gelirden hem de sosyal güvenceden mahrum bırakıyor.

Aynı sınıfa giren, aynı müfredatı anlatan, aynı sorumluluğu taşıyan kamudaki meslektaşı yazın maaşını alırken, özel sektör öğretmeni her haziran ayında “Eylül’de yeniden işe alınacak mıyım?” kaygısıyla baş başa kalıyor, mevsimlik işçi muamelesi görüyor. Eğitim kurumları büyürken, devasa kampüsler inşa edilirken ve velilerden alınan öğrenci ücretleri katlanırken; öğretmenin payına düşen daha uzun çalışma saatleri, daha fazla angarya ve daha derin bir belirsizlik oluyor.”

Emekliye yüzde 18, memura yüzde 14 güçlü olasılık-Naki Bakır (Dünya)

“Genelde gerçekleşen enf­lasyona en yakın tah­minleri yapan piyasa ka­tılımcılarının tüketici fiyatların­da (TÜFE) haziran için beklediği aylık artışa göre yılın ilk yarısın­daki olası enflasyonla memur ve emeklilerden oluşan 21 milyona yakın nüfusun ikinci yarı yıl ma­aş/aylık artışları yaklaşık olarak ufukta belirdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), tüketici fiyat endeksin­de (TÜFE) haziran ayının tü­münde gerçekleşen aylık deği­şimi 3 Temmuz Cuma günü sa­at 10.00’da açıklayacak. Böylece yılın ilk altı ayında gerçekleşen enflasyon ile memur ve emekli­lerin buna göre belirlenen ikinci altı ay yasal zam oranları da bel­li olacak. Piyasa katılımcıları­nın haziran ayı tahmini baz alın­dığında oluşacak altı aylık enf­lasyona göre SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarına yüzde 18 dola­yında bir zam olası. Memur ma­aşı ve emekli memur aylıkların­da ise toplu sözleşme zammının üzerine enflasyon farkının ek­lenmesiyle yüzde 14’e yakın bir artış yapılması bekleniyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) yılın ilk çeyreği itibarıy­la açıkladığı son verilere göre ül­ke genelinde görevdeki memur sayısı 3 milyon 689 bin 189 kişi. Hak sahipleri ile birlikte 11 mil­yon 603 bin 314’ü 4/A (eski SSK), 2 milyon 910 bin 823’ü 4/B (eski BAĞ-KUR) ve 2 milyon 565 bin 269’u 4/C (eski Emekli Sandığı) kapsamında olmak üzere emek­liği aylığı alan da toplam 17 mil­yon 79 bin 406 kişi bulunuyor. Buna göre temmuz başında belli olacak zamlar, toplam nüfus 20 milyon 768 bin 599 kişinin geçi­mini doğrudan ilgilendiriyor.

Bu kişiler aileleri ile birlikte düşünülünce zamların doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyece­ği nüfus 50-60 milyona ulaşıyor. Dolayısıyla ikinci yarı zamları başta tüketim üzerinden enflas­yonu olmak üzere genel ekono­mik dengeleri etkileyecek.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale FB’nin teknik direktörleri
Sonraki Makale Tolstoy’la Nâzım’ın aydın tavrı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Dünyanın da Sultanları!

Medya Günlüğü
26 Temmuz 2026
GünlükManşet

Gazeteci Erkan Yiğit hayatını kaybetti

Medya Günlüğü
26 Temmuz 2026
GünlükManşet

Yeni Parti’nin kimlik kartı

Medya Günlüğü
26 Temmuz 2026
GünlükManşet

Türkiye’de kaç parti var?

Medya Günlüğü
26 Temmuz 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?