Pazartesi, 15 Haz 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 9 Haziran 2026 18:22
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Bu öfke iz bırakır!-Mustafa Balbay (Cumhuriyet)

“Siyasette iki kere iki her zaman dört etmez. Gün olur üç eder, gün olur sekiz!

Bu toplama, çıkarma işlemini millet yapar. Yakın-uzak geçmişte masadaki hesabın sandığa uymadığı çok seçimler olmuştur.

Butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yükselen öfkeye ilişkin tutumu da masa başında yapılmış bir hesaba benziyor. Kemal Bey; öfkenin en çok üç-dört hafta içinde dineceği düşüncesini çevresiyle de paylaşmış. Bu kulis bilgisini genel merkezin sözcülüğünü üstlenen Müslim Sarı da doğruladı. Arkadaşımız İklim Öngel’le söyleşisinde “güçlü tepkiyi” kabul etti, ancak her geçen gün kırılmakta olduğunu, devamında biteceğini söyledi.

Bize göre bu hesap yanlış!

Siyasette genel olarak halkın reflekse dayalı tepki verdiğine inanılır. Refleks, sözcük anlamıyla ani ve kalıplaşmış olarak verilen tepkiyi ifade ediyor.

Öncelikle şunu vurgulayalım; CHP’ye yapılanlara öfke, sadece CHP tabanında değil, CHP’li olmayan ama ülkede en azından seçme-seçilme hakkının korunmasını benimseyen kesimler de en az CHP’liler kadar öfkeli.

Diyelim ki öfke dindi. Dinse bile iz bırakır!

Nasıl bir iz bırakır?

Değişik zamanlarda şunu söyleyen insanlar tanıdım:

-Futbol oynarken ayağım kırıldı.

Birkaç ay sonra iyileşti. Doktor, “Normal yaşantını sürdürebilirsin ama artık eskisi gibi futbol oynayamazsın” dedi. O gün futbol hayatım bitti!

Kemal Kılıçdaroğlu öyle bir güven kırılması yarattı ki! Bu kırılma kendi deyimiyle, unutulsa, iyileşse bile iz bırakır. Eskisi gibi siyaset yapmasına izin vermez!

Ancak Kılıçdaroğlu’nun kırılmanın boyutu ne olursa olsun devam kararı aldığı anlaşılıyor. Önümüzde iki sıcak gün var. Birincisi bugünkü CHP grup toplantısı, ikincisi 11 Haziran Perşembe günü Kılıçdaroğlu’nun çağrısıyla toplanacak 2020 yılında seçilmiş, 4-5 Kasım 2023’teki 38. olağan kurultaya dek varlığını sürdüren parti meclisi (PM)!”

Aldın mı başına belayı-Can Ataklı (Nefes)

“İş insanı Rahmi Koç, sahibi oldukları bir hastanenin açılışında anlattığı fıkra nedeniyle bir anda hedef tahtasına oturdu.

Başta DEM Partililer olmak üzere AKP’liler ve muhalefet içindeki bazı kesimler bu fıkranın Kürtleri aşağılamak için anlatıldığını söylüyor.

Pazar günü yazdığım gibi bana göre Rahmi Koç ne Kürtleri aşağılamak istemiştir ne de bunu kasıtlı olarak anlatmıştır.

Ancak tuhaf biçimde önce adalet bakanı soruşturma açıldığını uzun bir açıklama ile duyurdu.

AKP sözcüsü Ömer Çelik ağır bir açıklama yaptı

Ama sonra neler oldu.

Koç Holding şirketleri silahlı saldırıya uğramaya başladı.

Önce İstanbul’da sonra Antalya’da Oto Koç merkezleri kurşunlandı.

Ardından Diyarbakır’da Koç Holding’e ait olan Yapı Kredi bankasının bir şubesi kurşunlandı.

Bu yazı yayınlandığı sırada belki başka yerlere de saldırılar olmuş olabilir.

Ayrıca Kürt gruplar ve bazı dinci kesimler de Koç ürünlerine boykot çağrıları yapıyorlar.

Saray ve AKP’liler bu durumdan memnunlar mı?

100’üncü kuruluş yılını görkemli törenlerle kutlayan, 6 bin çalışanı ile Anıtkabir’i ziyaret eden Koç grubunu hizaya getirmek için yapılan bu hamlenin başka bir kin ve nefret duygularına yol açtığının farkındalar mı?

Etnik siyaset üzerinden insanları karalamak, hedef göstermek ilk anda “nasıl da hadlerini bildirdik” duygusuna yol açabilir ama bu tür hassas noktaları çomaklamak sonunda bunu yapanın başına bir bela olarak geri döner.

AKP iktidarı Koç Holding’e haddini bildirmek isterken telafisi mümkün olmayan bir belayı da Türkiye’nin başına sardı.

Ne yazık ki gerçek bu.”

“Arnavut inadı”na saygıyla!-Umur Talu (T24)

“Bir hesaba göre 1.5 milyon dense de, İçişleri rakamlarına göre Türkiye’de 5 milyon kadar “Arnavut kökenli” varmış.

Beşi de bir midir, bilemem ama, Arnavutluk’la, yani devletinden ziyade halkıyla ne kadar gurur duysalar yeridir!

Daha uzaklara gitmeye gerek yok; Sırbistan, Bulgaristan, Macaristan gibi ülkelerde “halk, gençler, duyarlılık” bir dolu şey anlatıyor.

Arnavutluk’ta olan biteni duymuş, görmüşsünüzdür muhtemelen: Trump’ın damadı, İsrail kankası, İran’a saldırının heyecanlı iç güveysi Jared Kushner, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın da büyük desteğiyle devasa bir tatil köyü kurmaya soyunmuştu.

4 milyar dolarlık yatırım, doğal bir koruma alanında projelendirildi ve ilk kazmalar vuruldu. Fakat Arnavutluk halkı “kazma” değildi! Hem bu karar hem de inşaat alanında bir protestocunun yerlerde sürüklenmesi “Arnavut damarı”na bastı!

Başkent sokakları protestocularla doldu. Öyle bir günlük değil. İnatla, ısrarla. Başbakan da (tabii o da Arnavut olduğu için) inat ediyor, bu projenin ülke turizmini “Şampiyonlar Ligi”ne sokacağını filan vazediyordu.

Ama halkın inadı durmadı. Protestoların yoğunlaşması üzerine, bizdeki MASAK’ın muadili gibi bir kurum olan, yolsuzluklarla mücadele merkezi diyelim, SPAK proje hakkında soruşturma başlattı ve bağlantılı tüm hesaplar ile varlıkları dondurdu.

Halkın sloganı şuydu: “Arnavutluk satılık değildir!” Aynı anda, 5 milyon “Arnavut kökenli”nin yaşadığı başka bir ülkede ise, halkın sofrasını kazıyan, çocukların geleceğini rendeleyen bir iktidar, “yabancı sermayeye sıfır vergi bayramı”nı ilan etti. Para nereden, nasıl gelip nereye giderse artık.

Hukuk yoktu ama kıyak vardı işte! Kapitülasyonlar kaldırılmıştı oysa!

5 milyon “Arnavut kökenli” bu konularda ne düşünür bilemem ama, yüzbinlerce Arnavutluk vatandaşı belli ki böyle yağmalardan pek hoşlanmıyor.

Sırplar da öyle yapmıştı açıkçası: Bir “Trump Oteli” projesine karşı halk (tabii bir kısım halk) ayaklanmış, püskürtmüştü.”

Kaplumbağa hızında dezenflasyon-Servet Yıldırım (ekonomim.com)

“Bundan üç yıl önce 2024-26 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Programı açıklarken 2026 sonu için yüzde 8,5 enflasyon hedefi koymuştuk. Aradan neredeyse üç yıl geçti ama hedefe ulaşmak bir yana, yanına bile yaklaşamadık. Yaklaşamayınca da hedefimizi kademeli olarak yüzde 24’e yükselttik.  Üstelik bu yeni hedefi tutturabileceğimizden de emin değiliz.

Mayıs ayı verileri enflasyonda sert bir bozulmaya işaret etmese de fiyat artışlarının beklenenden daha dirençli seyrettiğini ortaya koydu. Dezenflasyon süreci devam ediyor; ancak beklenenden çok daha yavaş ilerliyor.

Mayıs ayında tüketici fiyatları (TÜFE) yüzde 1,71, üretici fiyatları (ÜFE) ise yüzde 2,75 arttı. Enflasyonun ana eğilimine ilişkin daha sağlıklı bir gösterge olarak kabul edilen çekirdek enflasyon ise yüzde 2,92 olarak açıklandı. Öte yandan, son Enflasyon Raporu’nda TCMB yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16’dan yüzde 24’e yükseltilmiş, enflasyon tahmini ise yüzde 26 olarak belirlenmişti.

Bu çerçevede mayıs ayı gerçekleşmelerini söz konusu hedef ve tahminlerle karşılaştırmakta fayda var.

Veriler, yapılan revizyona rağmen TCMB’nin yüzde 24’lük hedefiyle uyumlu görünmüyor; yüzde 26’lık tahminle ise ancak sınırlı ölçüde örtüşüyor. Özellikle çekirdek enflasyonun seyri, dezenflasyon sürecinin arzu edilen hızda ilerlemediğine işaret ediyor.”

Bütçede faiz dışı kontrolde, faiz hala zorluyor-Naki Bakır (Dünya)

“Ocak-mayıs döneminde 1 trilyon 239,6 milyar lira ile ilk beş aylık dönemler itibarıyla tüm yılların en yüksek faiz ödemesi gerçekleşti. İlk beş ayda kontrole alınan faiz dışı harcamalar reel olarak yüzde 2,2 azalırken, faizdeki cari artış yıllık enflasyonu ikiye katladı.

Yılın ilk beş ayında ka­munun büyük ölçüde kontrol altına alınan faiz dışı harcamaları reel baz­da gerilerken, faiz ödemele­rindeki cari artış neredeyse yıllık enflasyonu ikiye katla­dı. Ocak-mayıs dönemindeki faiz ödemesi, ilk beş aylık dö­nemler itibarıyla tüm yılların en yüksek düzeyine ulaştı ve yüksek tutarda nakit açığına yol açtı.

Hazine ve Maliye Bakanlı­ğı’nın açıkladığı genel bütçe­ye dahil idarelerin nakit baz­da giriş ve çıkışlarını gösteren “Hazine nakit dengesi” veri­lerine göre ocak-mayıs dö­neminde gelirler önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 34 artışla 6 trilyon 426,7 mil­yar liraya ulaştı, harcamalar ise yüzde 33,5 artışla 7 trilyon 537,3 milyar lira oldu. Özelleş­tirme ve fon geliri olarak 129 milyar liralık bir giriş de kay­dedilen bu dönemde Hazine nakit dengesi 1 trilyon 108,4 milyar lira açıkla bağlandı. Nakit açığı geçen yılın aynı dönemindekinin yüzde 32,3 üstünde gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kuru­mu’nun (TÜİK) Tüketici Fi­yat Endeksine (TÜFE) göre mayıs sonu itibarıyla yüzde 32,61 olan enflasyonla indir­gendiğinde nakit gelirlerde yüzde 1,1, giderlerde yüzde 0,7 reel artış, nakit dengesin­de ise reel bazda yüzde 0,3’lük bir küçülme olduğu belirlendi.

İlk beş ayda verilen yüksek nakit açığı, esas olarak geç­miş dönemdeki borçlanma­lara ait olan ve bu dönemde gerçekleştirilen rekor düzey­deki faiz ödemelerinden kay­naklandı.

Hazine’nin bu dönemdeki nakit harcamalarının 6 tril­yon 297,7 milyar liralık bölü­münü oluşturan faiz dışı har­camalar önceki yıla göre ar­tış yüzde 29,6 ile enflasyonun altında artarken, faiz ödeme­leri yüzde 57,6 ile neredeyse yıllık enflasyonu ikiye katla­yan bir artışla 1 trilyon 239,6 milyar liraya ulaştı. Bunun da ilk beş aylık dönemler itiba­rıyla tüm yılların en yüksek faiz ödemesi olduğu belirlen­di. Enflasyondan arındırıldı­ğında faiz dışı harcamaların reel olarak yüzde 2,2 azaldığı, faiz ödemelerinin ise yüzde 18,8 oranında reel artış kay­dettiği belirlendi. Ocak-ma­yıs dönemleri itibarıyla faiz ödemelerinin geçen yıl nakit bazda toplam giderler için­deki yüzde 16,4 olan payı, bu yıl aynı dönemde yüzde 19,3’e yükseldi. Ancak aylık bazda ise bu yılın en düşük faiz öde­mesi mayısta gerçekleştiril­di. Ocak ayında 453,7 milyar lira ile tüm yılların rekorunu kıran faiz ödeme miktarı, şu­bat ayında 183,3 milyar liraya düşmüş, martta 230,6, nisan­da da 248 milyar lira olmuştu.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale “Bilal Erdoğan Rusya’ya neden geldi?..”
Sonraki Makale “Gazetecilere saldırı suçtur”

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Tarihte bu hafta

Medya Günlüğü
15 Haziran 2026
GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
15 Haziran 2026
GünlükManşet

Millî maç yorumları

Medya Günlüğü
15 Haziran 2026
*Günlük

Dünya Kupası’nın ‘gizemli’ ülkesi

Medya Günlüğü
15 Haziran 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?