Salı, 17 Mar 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 18 Şubat 2026 20:28
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Yavaş’a ilk açılan savaş-Barış Pehlivan (Cumhuriyet)

“Çocuklara ilişkin müstehcen görüntü bulundurmak suçundan aldığı ceza onandı.” Hakkındaki bu en son haber 5 yıl öncesine aitti. Halbuki, bir dönemin sözde saygın işadamı, sözde hak arayanı ve hatta cumhurbaşkanının sözüne güvenip siyaset yaptığı isimdi. Necmettin Kesgin’den bahsediyorum…

Aradan 7 yıl geçtiği için unutanlar ve hiç adını duymayanlar için anlatmalıyım. Madem, şimdi “sıraya” Mansur Yavaş’ı koydular, işte o öykü…

Türkiye 2019 yerel seçimlerine gidiyordu ve ittifaklar belediye başkan adaylarını belirlemek üzereydi. Mansur Yavaş’ın adı da Millet İttifakı’nın Ankara adayı olarak öne çıkıyordu. Tam da bu süreçte, MHP’nin yayın organı Türkgün gazetesi 11 Aralık 2018’de ilk işaret fişeğini attı. Bugün erişilemeyen “Tehdit, sahtekârlık ve şantaj: İşte Mansur Yavaş” başlıklı manşet, Yavaş’ın bir senet konusunda davalık olduğu Necmettin Kesgin adlı kişinin iddiaları üzerine kuruluydu.

Mansur Yavaş’ın Ankara Büyükşehir Belediyesi başkanlığına adaylığı kesinleşince süreç hızlandı. Öyle ki Necmettin Kesgin’in 2017’de yaptığı şikâyet yıllar sonra işleme kondu, iddianame hazırlandı. Buna göre; Yavaş hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan 2 yıla kadar, “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçundan ise 1 yıla kadar hapsi isteniyordu. Sonradan öğrenildi ki Yavaş aleyhinde iddianame yazan savcının kendisi ise Fethullahçıların desteğiyle KPSS sınavından geçen isimler arasında “kuvvetli şüpheliydi”.

Mansur Yavaş artık iktidarın ana yayın organı Sabah’ın manşetlerinde, A Haber’in stüdyolarındaydı. Bir gün “Yavaş büyük vurguncuymuş” deniyor, diğer gün “hem saygın hem mağdur işadamı” Necmeddin Kesgin ile söyleşi yapılıyordu.

Haliyle, bu kamuoyu rızasının siyasi ayağı da vardı. Erdoğan, “Adamda her türlü yolsuzluk var ama hesap veremiyor” diyor, Bahçeli ise “Adaylıktan çekilsin” diye çağrıda bulunuyordu Yavaş için. Mansur Yavaş ise iddiaları yalanlıyor ve şöyle diyordu:

“Bana seçimi kaybettirmek için bir suçlunun sokakta gezmesi, hiç vicdanınızı sızlatmayacak mı?”

Göz damlası halledildi-Can Ataklı (Nefes)

“Artık ramazana çok az kaldı.

Televizyonlar yine dini programlar yapacaklar.

Ünlü ve hayli zengin hocalar yine halkın karşısına geçip hem “fakirliğinize sakın isyan etmeyin, bu Allah’ın bir imtihanıdır” diyecek hem de halktan gelen tuhaf sorulara yine tuhaf cevaplar verecek.

Muhtemelen değerli halkımızdan biri yine çıkıp “Hocam, sakız çiğnemek orucu bozar mı?” diye soracak.

Tabii sakız orucu bozar mı bozmaz mı tartışması bir yana İslam dininin ortaya çıktığında hiç olmayan aşı, iğne orucu bozuyor mu?

Sonuçta vücuda öyle ya da böyle bir sıvı girdiği için hocalara göre bunlar orucu bozuyor.

Bu nedenle her gün insülin iğnesi yiyen ya da çeşitli hastalıklara karşı kullanılan iğnelerden olanlar oruç tutmuyorlar.

Bu tabii ki kimilerinin bahanesi de oluyor, orası da başka.

Neyse ki Diyanet İşlerimiz göz damlasının orucu bozmayacağı fetvası vermiş.

Buna göre göz ile mide arasında doğrudan bir sindirim yolu bulunmadığı ve kullanılan damlanın çok az bir miktarı vücuda geçtiği bunun da orucun bozulması için yeterli görülmediğini açıklamış Diyanet.

Hatta diyanete göre göz damlası boğazda damla tadı verse dahi bu durum orucuna zarar vermezmiş.

Göz damlası kullanmak zorunda olanların içi ferahlamıştır ama bir firma fırsattan yararlanarak oruç ve göz damlası reklamı vermiş.

Reklamda Diyanet’in fetvası hatırlatılarak “Göz damlası orucu bozmuyor, sakın göz damlası kullanmaktan kaçınmayın” diyor.

Ne günlere geldik böyle.”

Tek adamlıktan vazgeçmeyince, olmuyor!-Mehmet Y. Yılmaz

“Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın “sularının ısınmakta olduğu” ile ilgili haber ve yorumlar giderek artıyor.

Ateş olmayan yerden duman çıkmayacağı için artık geri sayım süreci başlamış olmalı.

Herkes biliyor ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kimseye söylenmemiş ama herkesin bildiği hedefi seçimlerin normal süresine az bir süre, mesela altı ay kala TBMM’ye bir erken seçim kararı aldırarak seçime bir kez daha girebilme şansı elde edebilmek.

Seçilmek için sadece seçime girmek de yeterli değil. Rakip olabilecek politikacıların mahkemelerdeki durumları nedeniyle seçime girmelerinin zor olduğu da yeni bir haber sayılmaz.

Bu arada ekonomi biraz kendisine gelirse emeklilerin ve düşük ücret ve maaş gelirleriyle geçinmek zorunda kalan dar gelirlilerin gönlünü okşayacak bonkörlükler sergileyerek seçimi yeniden kazanmayı hedefliyor olmalı.

Ama gelin görün ki ekonomik göstergelerin hiçbiri düzelmiyor.

Bunun suçu da Mehmet Şimşek ve Fatih Karahan’ın sırtına yüklenecek, iktidara yakın iş adamlarının demeçlerinden bu anlaşılıyor.

Böyle olmayacak olsaydı, bu arkadaşları susturmak için Reis’in bir kaş göz işareti bile yapmasına gerek kalmazdı, akıllarından bile geçiremezlerdi çünkü.

Ekonominin bozulmasından da enflasyonun bir türlü kontrol altına alınamamış olmasından da bir kişi sorumlu: Türkiye’yi tek başına yönetme yetkisini haiz olan kişi!

İsmini söylememe gerek olduğunu zannetmiyorum.

Mehmet Şimşek ve ekibinin yapabilecekleri bu yaptıklarıyla sınırlıydı.

İlk günden beri başı sonu belli bir ekonomik program ortaya konulmadı, palyatif önlemlerle gemi yüzdürülmeye çalışıldı.

Erdoğan’ın içinden çıkamadığı temel çelişki bu.

Hem neo-liberal ekonomi politikaları uygulamaya çalışmak hem de bunun gerektirdiği yapısal reformlardan sanki öcüymüş gibi uzak durmak, olmayacak duaya âmin demek gibi bir şey zaten.

Çünkü bu işlerde “yarım hamilelik” olmuyor.

Bu işler için “emir dinlemeyen, emir verilemeyen” Merkez Bankası lazım.

Ekonomiye yön veren kurulların, ehil kişiler tarafından hükümetten bağımsız olarak yönetiliyor olması gerekiyor.

Sıkı bir bütçe yönetimi ile israfın önlenmesi, gösteriş amaçlı harcamaların kesilmesi şart.

Yeteneksiz tiplerin, sırf “bizdendir” diye yönetim kademelerinde yükseltilmesinin sonuçlarından biri de ekonominin iyi yönetilememesi.”

Düştük bir kuyuya…-İbrahim Kahveci (Karar)

“TÜİK dün “Yaşam Memnuniyeti-2025” sonuçlarını açıkladı. Rakamlar ile kısa kısa sonuçları vereceğim. Analizden ziyade her konuda milletin ne dediğine bakacağız.

Belediye hizmetlerinden memnuniyet:

2018-2019 ile 2024-2025 “memnuniyet” ortalamasını alıyoruz.

Şebeke suyu: %57,8 – %58,5

Çöp: %70,3 – %66,4

Levhalar: %72,3 – %69,9

Kanalizasyon: %64,2 – %63,8

Işıklandırma: %73,5 – %68,6

Temizlik: %66,6 – %62,2

İtfaiye: %69,4 – %67,5

Cenaze: %78,4 – %73,4

Toplu taşıma: %58,5 – %55,3

Yol ve kaldırım: %54,6 – %53,8

Zabıta: %53,7 – %54,6

Yeşil alan: %53,1 – %55,6

Belediye hizmetlerinde ciddi bir memnuniyet düşüşü var. En büyük düşüş cenaze (-5,0) hizmetlerindeki gerileme. Ardından ışıklandırma (-4,9) ve temizlik hizmetlerinde (-4,4) yaşanıyor. Çöp (-3,9) temizlik ardından en fazla düşüş olan bir başka alan. Ve toplu taşıma (-3,2) yine memnuniyetin düştüğü diğer alan.

Toplamda belediye hizmetlerinden memnuniyet kaybı -1,9 puan. En büyük kazanç ise yeşil alan memnuniyeti (+2,5)

Sağlık kuruluşlarından memnuniyet:

2021-2025 “memnuniyet” karşılaştırmasına bakıyoruz.

Üniversite hastanesi memnuniyet %65,0’den %70,3’e çıkıyor. Hem yüksek memnuniyet var hem de artış oranı yüksek.

Devlet hastanesi memnuniyet %69,1’den %71,2’ye çıkıyor. Yüksek memnuniyet var ama artış 2,1 puan ile daha sınırlı.

Özel hastanelerden memnuniyet %58,4’den %56,0’ya geriliyor. Memnuniyet zaten düşük ve düşmeye devam ediyor.

Şehir hastanelerinde memnuniyet ise %72,7’den %70,7’ye geriliyor. Şehir hastanesi efsanesi çok hızlı sönüyor. Kayıp 1,9 puan… Memnuniyeti de devlet hastanesinin gerisine düşmüş durumda.”

Toryum meselesi-Özgür Gürbüz (BirGün)

“Erke Dönergeci’ni hatırlayan var mı? Sonsuz enerji üreteceği iddia edilen Erke Dönergeci, sessizce tarihin sayfalarında kayboldu. Bor, petrol, altın ve gaz erke dönergecine göre daha elle tutulur “mucizeler” elbette ama onların da kaderi aynı olacak. Türkiye’nin fosil yakıt rezervleri (petrol, kömür ve gaz) ülkenin kaderini değiştirecek büyüklükte olmadığı gibi dünyanın geleceği de bu yakıtlar üzerinde inşa edilmeyecek.

Ne desek boş. Memlekette komplo teorileri ile enerji mucizeleri hiç bitmiyor. Toryumla ilgili yazılıp çizilenler de biraz doğru biraz yanlış; bu alana düşüyor. Bundan üç yıl önce de gazetemizde benzer bir yazı yazmıştım ama Çin’deki prototip toryum reaktörüyle ilgili çıkan haberler yeni bir yazıyı gerekli kıldı.

Türkiye’de toryumla ilgili çalışmalar yürüten Prof. Dr. Engin Arık ve arkadaşlarının uçak kazasında ölmesi de komplo teorisi sevenlere bir fırsat verdi. Arık profesör olduğunda yıl 1988’di. ABD’de toryumu yakıt olarak kullanmayı amaçlayan araştırma programı 1960’larda başladı. 1977’de plütonyumla çalışan hızlı üretken reaktörleri toryuma tercih ederek programı sonlandırdı. 1980’lerde ticari reaktörlerde toryum kullanma denemeleri de finansal facialara neden oldu. Danimarka’dan Hindistan ve Almanya’ya birçok araştırma daha var. Bilim elbette durmaz ve Arık’ın da bu konuda elbette çok değerli çalışmaları olacaktı ama toryum meselesi Arık’ın çalışmalarından önce hiç bilinmiyordu gibi yazılar yazılması yanlış. Toryum denenmiş ve başarısız olmuş bir fikirdi.

Gelelim toryuma… Toryum kömür gibi bir maden değil, kazana atıp yakamazsınız. Dünyada çalışabilir durumda 400’ün üzerinde ticari nükleer reaktör var, bunların hiçbirinde de toryumu nükleer yakıt olarak kullanamazsınız. Hepsi zenginleştirilmiş uranyumla çalışır. Çünkü toryum bölünebilir bir madde değil, tek başına bir nükleer reaksiyon başlatamaz. Nükleer reaksiyonu başlatabilmesi için bir tetikleyiciye (nötrona) gereksinim duyar. Toryumu uranyum-235 ya da plütonyum 239’la birlikte kullanmak zorundasınız. Bu sayede birkaç değişiklikten sonra bölünebilir (fisil), uranyum 233 elde edebilirsiniz. Dönüp dolaşıp yine uranyum kullanırsınız. Aslında elektrik üretecek ısıyı yine uranyum kaynaklı reaksiyondan alırısınız. O yüzden de birçok uzman “toryum reaktörü” diye bir şeyin olmadığının altını çizer.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Kapalı kapılar ardında pazarlık
Sonraki Makale Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
17 Mart 2026
GünlükManşet

“Sırada Rusya var” iddiası

Medya Günlüğü
17 Mart 2026
EditörGünlük

Turizme savaş darbesi

Medya Günlüğü
17 Mart 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
17 Mart 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?