Perşembe, 12 Mar 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 17 Şubat 2026 19:25
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Münih meydan savaşı!-Mustafa Balbay (Cumhuriyet)

“Avrupa kendini koruma derdine düşerken ABD’nin inişli çıkışlı dayatmaları Münih’te de hissedildi.

19 yıl önce Şubat 2007’de bir grup gazeteci arkadaşla dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’la Münih Barış Konferansı’na gitmiştik. Konferansta en dikkat çekici konuşmayı Rusya Devlet Başlanı Putin yapmıştı.

ABD ve Avrupa Birliği (AB), 1991’de Sovyetler Birliği’nin çökmesinin ardından Doğu Avrupa’ya çökmüştü. Bu ülkeleri ABD NATO’ya alarak, AB tam üye yaparak adım adım kendine çekmişti. Bundan sonrası “kolaydı”! Yeni bir güvenlik mimarisi zamanla kurulurdu.

Genel kabul sırasında ayaküstü elini sıktığımız Putin, yaptığı konuşmayla Avrupa’nın canını sıkmıştı. Putin, tek kutuplu dünya arayışının hayal olduğunu vurgulamış, Rusya’yı dışlayan arayışların sonuçsuz kalacağını kendine has özgüvenle hissettirmişti. Konuşmasının başında, “Hoş ve boş diplomatik konuşma yapmayacağım. Cilasız konuşacağım. Dilerim başkan kırmızı ışık yakmaz” diyerek ortamı gülümsetmiş ve germişti.

Putin’in ağzından üç başlık çıkardığımızı anımsıyorum:

– Rusya ikincil rol kabul etmez!

– NATO’yu genişletmeye kalkmayın!

– Çok kutuplu dünya gelecek için tek çıkar yoldur!

19 yıl öncesinden bugüne bakınca son 35 yıl heba edilmekle kalmamış, son Münih konferansının diliyle “yıkım süreci”ne girilmiş.

1990’lı yılların ortasından 2000’li yılların başına dek Rusya, NATO katında kabul gören bir ülke olarak değerlendirilmişti. Rusya ile NATO, “Barış için ortaklık” başlığıyla yakınlaşmaya başlamıştı. Putin’in 2007 Münih konuşması bütün o iyimser havanın dağılmakta olduğunun işaretiydi.

Bugün AB, Rusya tehdidi ile ABD ablukası arasında sıkışmış durumda, çıkış arıyor.

Çin’le ne yapabileceğini sorguluyor…

Rusya’yla Ukrayna savaşı sürecinde gemileri yaktığını görüyor…

ABD’yi kafasında net bir yere oturtamıyor…

Bulanıklık şurada:

Trump’ın bu densiz tutumu kişisel davranışı mı, gerideki vahşi aklın sözcülüğünü mü yapıyor?

Yanıt hangisi olursa olsun, AB yeni bir adım atmak gerektiğini görüyor!

Gerek günlük yaşamda gerekse uluslararası ilişkilerde en gereksiz sözcük şudur:

Keşke!

Keşke, AB 1990’larda biten Soğuk Savaş sonrasında stratejik bir akla sahip olsaydı!”

Maç bittikten sonra gol iptal edilebilir mi?-Can Ataklı (Nefes)

“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploma davası dün de sonuçlanmadı.

Mahkeme duruşmayı taaa temmuz ayına erteledi.

Dünyanın en saçma davalarından biri bu.

30 yıl önce yapılan bir uygulama bugün yargılanıyor ve sadece İmamoğlu’nun değil 26 kişinin daha diploması iptal ediliyor.

Üstelik eğer bir usulsüzlük varsa bu kişilerin imtiyazından değil bizzat üniversitenin hatalı uygulamasından oluşmuş.

Konunun uzmanı hukukçu bir okurum ilginç bir mesaj göndermiş diploma olayı ile ilgili.

Diyor ki; “İmamoğlu’nun diplomasının iptali olayında uyuşmazlık konusu diploma değil, üniversiteye kayıt işidir. Dolayısıyla kayıtta usulsüzlük olsa bile yapılacak işlem, diploma iptali değil, kaydın silinmesidir.”

Sonra şöyle devam ediyor; “Diplomasını almış üniversite ile ilişkisi kalmamış birisinin kaydı silinemeyeceği için yapılacak işlemin konusu kalmamıştır. Yani diploma aslında geçerlidir.”

Ve okurum can alıcı bu noktayı çok çarpıcı bir örnekle tamamlıyor.

“Bunu daha anlaşılır biçimde açıklamak gerekirse; bu bir futbol maçının bitiş düdüğünü çaldıktan sonra hakemin maçın skorundaki bir gölü ofsayt gerekçesi ile iptal etmesine benzemektedir. Durum aynen böyle.”

Sahi bugüne kadar rastlamadık ama hiç maç bittikten sonra iptal edilen gol oldu mu?

Maç bittikten sonra bir kural hatası varsa en fazla takımın puanı silinir ama ligden atılmaz.”

Hasta siempre!-Umur Talu (T24)

“Gazze’ye bir “filo” daha… Bir de Küba’ya.

Gazze’nin sebebi malum. Yarım asrı çoktan geçmiş ve giderek daha da zalimleşmiş bir kırım, hatta soykırım, açlığa mahkûm eden küresel bir suç ortaklığı.

Küba da devrimden beri ABD ablukasında… Obama ile biraz yumuşayan ABD kin ve intikamı, Trump’la birlikte yok etmeye dönük bir kuşatma halini aldı.

Küba Devrimi, kukla bir dikta aracılığıyla emperyalizm tarafından iliğine kadar sömürülen bir ada halkının, önce az sayıda devrimcinin “umutsuz” görünen mücadelesiyle, dalga dalga çoğalarak bir umut denizine kavuşmasıydı. Elbette her şey güllük gülistanlık olmadı ama, işbirlikçi bir “azınlık” dışında herkesin sadece dikenlerle baş başa kaldığı bir düzeni de yıktı.

Kin, nefret ve intikam histerisi Trump’la canlandı. Adayı ve (ne kadarı kaldıysa) “Devrim”i boğma, yıkma histerisi alevlendi. Halkı açlıkla, yakıtsızlıkla kışkırtarak. İşte bu ablukayı belki simgesel olarak da kırabilmek için bir “yardım filosu” da Küba’ya! Meksika’nın kadın Cumhurbaşkanı da “petrol ambargosu”nu kırmayı vaat etti.

“Trump intikamları”nı kendi ülkenizde de yaşadığınız için bilirsiniz. “Rahip” meselesinde, bundan 7-8 yıl önce, bir gecede iki katına çıkan (çıkarılan) dolar ve dolayısıyla Euro’dan işte! Hoş o gün de, buna yol açan iktidar kaymakçıları ellerindeki dövizlerle yine kazanmışlardı, halkın büyük kısmı bir anda yoksullaşırken. Bir yıl kadar sonra bir gecede 18 liradan 11’e indirilen, sonra tekrar yükselen dolarla da, inerken de çıkarken de kazandıkları gibi. Hoş o “Rahip misillemesi”nde 4 liradan 8 liraya çıkan Euro bugün 50’yi geçti, dolar da 40’ı. Ortada rahip filan da yokken ve ıkına sıkına, rezerv şişirip dövizi tuttukları halde. Yani Trump’a bile ihtiyaç kalmadı!   

Küba öyle böyle direniyor. Güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarına yöneliyor. Bunun için Çin’den destek alıyor. Belki başka destekler de oluyor, olacak. Guatemala gibileri ise, Venezuela ile birlikte Trump’a teslim oluyor.

Giden “turistlerimiz” Küba’yı “çok şeker” bulur ve hemen “yoksulluk” bahsine geçer. Sizin yani bizim ülkemizdeki yoksulları, açları bir adaya doldurmaya kalksak, o da Küba nüfusunu geçer. ABD’deki 1 milyona yakın evsiz ile net yoksulluk, sağlık ve konut açısından güvencesizlik, işsizlik içinde ayakta kalmayanları da toplamaya kalksak, öyle. İşte biz “dünya lideri”yiz hesapta; diğeri de bu adaletsiz dünyanın “en zengin lideri!”

Kapitalizmin vitrini “zenginlik” doludur, doğru. Depoya inersen veya çöpleri karıştırırsan; yoksulları, evsizleri, geleceksizleri, umutsuzları, itilmişleri bulursun o “market”te!”

Yalova’daki IŞİD evinden sesli mesaj: Ya şehadet ya zafer-İsmail Saymaz (halktv.com.tr)

“Birinci kadın: Kafirler evimize baskın yapmışlar, ilah olarak Allah’ı seçtiğimiz için zulmediyorlar. Dinin yüceliği için, kafirler zillette olsun diye direniyoruz.

Erkek: Bizi öldürmeye çalıştılar. Birimiz şehit oldu, üçümüz yaralı. İkimiz halen sağız. Hiçbir şey yapmadığımız halde evimizi bastılar. Bu zulmü paylaşın ey Müslümanlar.

İkinci kadın: Allah’ın dinine saldırıyorlar. Allah onlara cehennemi hazırlamıştır inşallah. Bizim için iki seçenek var. Ya şehadet ya zafer!

Bu konuşmalar geçen yıl 29 Aralık’ta arama için kapıyı çalan üç polisi şehit edip 7.5 saat güvenlik güçleriyle çatışan bir IŞİD’çi ile eşlerine ait.

Çatışmanın çıktığı ev, İsmetpaşa Mahallesi Seher Sokak’ta yer alıyor.

Ev iki katlı.

O gece IŞİD’çiler üst kattaki Zafer Umutlu’nun evinde toplanmışlardı.

Zafer Umutlu, Mehmet Cami, Lütfi, Haşem ve Musa Sordabak kardeşler ile İbrahim Dayan, salonda silahlı haldeydi.

Yan odada ise dört eş ve bir kız kardeş ile biri bebek altı çocuk vardı.

Bir yandan ateş ederken…

Diğer yandan, Yalova ve Bursa’daki IŞİD’çilere ve tekfircilere “Cihad başladı!” diye haber verip sesli mesajlar göndererek, cihat çağrısında bulundular.

Bu mesajlar terör eyleminden sonra Bursa’da tutuklanan İslam Yıldız hakkında IŞİD üyeliği iddiasıyla açılan davanın ek klasörlerindeki fezlekeye girdi.

Fezlekede, 29 Aralık 2025’te IŞİD’çilere yönelik planlı operasyon kapsamında Yalova’da üç kişinin gözaltına alındığı, ardından Mehmet Cami Sordabak ve Zafer Umutlu’yu yakalamak üzere adrese gidildiğinde çatışma çıktığı anlatılıyor.

Fezlekeye göre Bursa’da yaşayan L.E. adlı kadına gönderilen 6 dakika 22 saniyelik kayıtta Kürtçe konuşmalar yer alıyor. Türkçe’ye çevrilen kayıtta iki kadın ve bir yaralı erkek konuşuyor. İkinci kadının Mehmet Cami Sordabak’ın eşi F. olduğu anlaşılıyor.”

Ramazan, iftar menüleri, faiz vs…-Ahmet Taşgetiren (Karar)

“Ramazan geldi geliyor. Yarın akşam teravihler başlıyor, gece de sahura kalkılacak. İbadet mevsimindeyiz. Mübarek olsun.

Ama gazete manşetleri ya da haber programları iftarı da konuşuyorlar. Bir iftar sofrası nasıl kurulur? Fukara evlerinde, lokantaların iftar menülerinde?

Türkiye’nin en büyük banknotuyla, yani 200 lirayla iftarın ne kadarı karşılanabilir?

Takibe düşen (740 milyar lira imiş) kredi kartlarında ne kadar faiz ödenir ve bu ibadet ayının neresine düşer?

Türkiye’nin her ay ödediği iç – dış borç faizinden, faize çok çok karşı olanlarımızın payına ne düşer?

Faize ilkesel olarak karşı olduğunu “Nas var nas” söyleminden tanıdığımız sayın Cumhurbaşkanımızın bu milyar milyar, hatta trilyon trilyon faiz ödemeleri karşısında duygu dünyası nasıldır?

Bir hadisi var Peygamberimizin. “Öyle bir zaman gelecek ki…” diye başlayan hadislerden… Bunlara “Fiten hadisleri” deniyor hadis literatüründe. “Fiten”, “Büyük sınav” anlamına gelen “Fitne” kelimesinin çoğulu olarak insanların derin sarsıntılardan geçtiği dönemleri ifade ediyor. Sosyal, ekonomik, siyasi alanlarda bir tür “kıyamet sarsıntısı” yaşadığı dönemleri… Hazreti Peygamber’in uyarısı şöyle:

“Öyle bir zaman gelecek ki faiz yemeyen kimse kalmayacak, faiz yemeyenlere de faizin tozu bulaşacak.” (Ebu Davud, Kitabul Buyu’, 3331)

Tabii ki sevgili yöneticilerimiz “Bu yıl 2.7 trilyon faiz ödeyeceğiz, bu ocak ayında 453 milyar liralık borç ödedik, bunun ana paradan fazla kısmı faizdi” diye övünmüyor.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Gökyüzünde bir “dev”
Sonraki Makale Hollywood efsanesi Robert Duvall hayatını kaybetti

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Altan’la Ilıcak’a hapis cezası

Medya Günlüğü
12 Mart 2026
GünlükManşet

THY Erivan seferine başladı

Medya Günlüğü
12 Mart 2026
GünlükManşet

Salih Müslim’in portresi

Medya Günlüğü
12 Mart 2026
GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
12 Mart 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?