Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Bu sabah hangi sokakta uyandın?

Dr. Nil Gönce
Son güncelleme: 9 Ocak 2026 08:47
Dr. Nil Gönce
Paylaş
Paylaş

Bir zamanlar, kimsenin haritada yerini tam olarak bilmediği küçük bir kasaba varmış.

Bu kasaba öyle sıradan bir yer değilmiş; burada yaşayan insanlar, nerede yaşadıklarını adresleriyle değil, zamanla yüzlerine ve bedenlerine işleyen izlerle anlatırlarmış.

İşte bu kasabada beş mahalle varmış. Her biri, orada yaşayanların hayata tutunuş biçimini rüzgâra sessizce fısıldarmış. İnsan, hangi mahallede olduğunu bilmeden de yürüyebilir, gözlerini yansımaya bakarken kendini veya başkalarını o mahallelerin ruhunda bulurmuş.

Peki… bu sabah siz hangi sokakta uyandınız?

“Evet ama”lar mahallesi- Sözlerin uzun adımların kısa olduğu yer

Bu mahallenin evleri birbirine çok yakınmış. İnsanlar sık sık bir araya gelir, uzun uzun konuşur, neyin doğru olduğunu tartışırlarmış. Sosyal medyada fikirlerini paylaşır, toplantılarda ‘buna değer mi’ diye tartışır, planlar yaparlarmış. Ama hiçbir zaman adım atmazlarmış.

Sıra yapmaya gelince, kapıların önünde hep aynı cümle dururmuş: “Evet… ama.”

Bu “ama”, adımların önüne konan görünmez bir taş gibiymiş. Kimse düştüğünü fark etmezmiş; yalnızca neden ilerleyemediğini anlamakta zorlanırmış.

En büyük trajedileri, fikirlerinin hiç teste tabi tutulmamasıymış; dolayısıyla hiçbir zaman gerçekten yaşanmamış olurmuş.

Bu mahallede kimse yanlış yapmazmış. Ama kimse de gerçekten başlamazmış.

“Yaparız”lar mahallesi-Hiç çıkılmamış yollar sokağı

Burası kasabanın en sessiz mahallelerinden biriymiş. Pencerelerin ardında ışıklar geç saatlere kadar yanar, masaların üzerinde defterler, listeler, planlar birikirmiş. Yeni bir dil öğrenmek için en iyi uygulamayı araştırır, ‘bir gün’ başlamak üzere kütüphaneye kaydolur, ama ilk derse hiç katılmazlarmış.

Her şeyin zamanı geldiğinde yapılacağına inanırlarmış. Ama bir türlü “şimdi”ye adım atamazlarmış.

Bu mahallede dizler hep yara bere içindeymiş. Atılmayan adımların yükü zamanla bedenlere çöker; dizlerde kendini belli edermiş.

“Bir gün” en kalabalık gün, ama “şimdi” hep tenha ve sessizmiş.

Hiç çıkılmamış yolların hatırası, en çok burada taşınırmış.

“Keşke”ler mahallesi-Rüzgârın hep geçmişten estiği yer

Bu mahalle, kasabanın en rüzgârlı yeriymiş. Rüzgâr hep geçmişten eser, insanın başını istemeden geriye çevirirmiş.

Burada yaşayanlar sık sık durur, olan bitene bir kez daha bakarmış. Yıllar sonra açıp baktıkları eski bir fotoğraf albümünün veya kapalı bir LinkedIn profilinin önünde, “Keşke o fırsatı değerlendirseydim” diye iç geçirirlermiş.

Zaman geçtikten sonra her şey büyük bir açıklıkla görünürmüş. Kim neyi, ne zaman yapmalıydı; hangi adım nerede atılmalıydı… Cevaplar hep hazırmış. Ne yapılması gerektiğini bilmekte kimse onların eline su dökemezmiş. Ancak bu bilgelik, her zaman iş işten geçtikten sonra tecelli edermiş.

Bu mahallede öğrenmek, duvarlara çarpa çarpa olurmuş. O çarpmaların izleri, alınlarda sessizce dururmuş; derin çizgiler, eski morluklar gibi.

En ağır yükleri, “yapabilirdim” ile “yapmalıydım” arasındaki ince, acılı çizgiymiş. Pişmanlık, bu mahallenin misafiri değil; en eski sakiniymiş.

Gösteriş mahallesi-Her şey var gibi görünür

Burası kasabanın en pırıl pırıl ama en sönük mahallesiymiş. Evler en güzel bahçelerle, en şık perdelerle süslüymüş. İnsanlar bolluk ve rahatlık içinde yaşar, dışarıdan bakınca her şey kusursuz görünürmüş. Yeni model telefonları, pahalı tatil fotoğraflarını paylaşır, ama kimse ‘gerçekten mutlu musun?’ sorusuna samimi bir cevap veremezmiş.

Ama bu mahallenin sakinlerinin elleri doluyken, bakışları boşmuş. Yüzleri pürüzsüz ama ifadeleri silikmiş. Kulakları duyar ama kalpleri hissetmezmiş.

Konfor onları hareketsizliğe, hareketsizlik de derin bir kayıtsızlığa hapsetmiş. Her şeye sahiplermiş gibi durur, ama hiçbir şeyin tadını çıkaramaz, hiçbir şey için gerçekten heyecan duyamazlarmış.

En büyük açlıkları, doyumsuzluk değil; tatsızlıkmış.

Sessizlik, en derin yoksunluğun sesiymiş. Burada yaşamak, altın bir kafeste uyumaya benziyormuş.

“İyi ki yaptım”lar mahallesi-Yola çıkanların aydınlık sokağı

Kasabanın en aydınlık mahallesi burasıymış. Evlerin pencereleri güneşi içeri alır, sokaklarda hafif bir ferahlık dolaşırmış.

Burada yaşayanlar, ne istediklerini bilir ve beklemeden yola çıkarlarmış. Plan yapar, hazır olurlarmış… ama hâlâ bir şeyler eksik olsa bile başlarmış. Çünkü bilirlermiş ki, hiçbir yol sadece düşünmekle yürünmez; yürümek, denemek ve bazen tökezlemek gerekirmiş.

Yanılır, düşer, kalkarlarmış… ve yine de gülümserlermiş. Düşmek onlar için bir çeşit ilerlemekmiş; tökezdiklerinde bile yeni bir şey öğrenirlermiş.

Pencerelerinden sızan ışık, diğer mahallelerde dolaşan Keşkeler’in iç çekmelerini hafifletirmiş; “Yaparız”lar bir gün gelmek ister ama biraz daha hazırlanmaları gerektiğini düşünürlermiş; “Evet-Ama”lar ise gölgelerin kısa, rüzgârın ters estiğinden yakınırmış.

Ama “İyi ki yaptımlar”’lar? Onlar, gülümseyerek yolu gösterir, “gel… düşersen de kalkarsın” der gibiymiş. Ellerinde ağır bir çanta yokmuş; sadece denedikleri her şeyin hafif, tatlı birikimi varmış. Ve bazen, o çantanın en değerli şeyi, hatalarıyla birlikte gelen hikâyeler olurmuş.

En büyük hazineleri, denedikleri ve yaşadıkları her şeyin toplamı olan hafif, gerçek bir çantaymış.

Ve işte o an her şey dururmuş.

Yol, zihinde değil; ancak adım attığında açılır.

Hangi sokakta olduğunu fark ettiğin an, bir sonrakini seçme özgürlüğün de senindir.

Belki de kasabanın tüm sırrı şurada: hangi mahallede olursan ol, asıl mesele, adım atmaktan korkmamaktı.

O anda anlarsın ki:

Her adım, her nefes, sadece yol almak değil; aynı zamanda kendini yeniden yaratmak demekmiş.

Her gün, her an yeniden başlamak mümkünmüş.

Karanlık sokaklar bile, cesur bir adımla aydınlanırmış.

İşte masal tam da o zaman başlarmış:

sen, uyandığın sokağı fark ettiğinde!

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanDr. Nil Gönce
Takip et:
İstanbul’un renkli sokaklarında büyüdüm, ama merakım beni dünyanın dört bir yanına götürdü. Akademik ciddiyetimle ‘Dr.’, insanlara dokunan yönümle ‘psikolog’ oldum. Klinik psikolog kimliğimle ruhların derinliklerine yolculuk ederken, bir yandan da uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan makalelerimle bilime katkı sunuyorum. Beyin-zihin ilişkisi, psikiyatrik bozukluklar, kişisel gelişim ve öğrenci koçluğu alanlarında çalışıyor; bilimsel bilgiyi yaşamın içinden süzüyorum. Yazmak benim için yalnızca üretmek değil; anlamak, anlatmak ve iyileştirmekle ilgili bir eylem. Akademik makalelerim uluslararası dergilerde yer bulsa da, asıl tutkum insana dokunan hikâyeleri paylaşmak. Çünkü biliyorum: İyileşmek, anlaşılmak ve büyümek, en çok da paylaştıkça anlam kazanır. Hayata biraz bilim, biraz mizah, ama hep insan sıcaklığıyla bakıyorum. Çünkü en karmaşık denklemler bile, bazen doğru bir soruyla, bazen de küçük bir gülümsemeyle çözülebilir."
Önceki Makale 175 yıllık İstanbul geleneği
Sonraki Makale Trump’ın ‘kontrolsüz’ gücü

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Serbest Kürsü

YDÜ Hastanesi’nde bir garip muamele

Alper Eliçin
27 Ocak 2026
Serbest Kürsü

Ah özgürlük vah özgürlük!

Tijen Zeybek
26 Ocak 2026
Serbest Kürsü

Sınıftaki “Sakıncalı Piyade”

Elif Şahin Hamidi
25 Ocak 2026
Serbest Kürsü

İlkokul anılarım…

Alper Eliçin
25 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?