Gazeteci Varol Ersoy‘un Medyaradar sitesinde yayınlanan “Ruşen Çakır’ın Erdoğan aşkı neden hortladı?” başlıklı yazısı:
Türkiye’de gazeteciler dörde ayrılıyor:
Bir: İktidar yandaşları…
İki: CHP başta olmak üzere muhalefet yandaşları…
Üç: Azınlıkta da olsalar; tarafsız ve bağımsız kalmaya çalışanlar.
Dört: Hem iktidara hem de CHP’ye yakın durmaya ve yaranmaya çalışan “devridaimciler…”
Bu son grup eskiden de vardı ama sularını saman altından yürütüyordu.
Bağımsız ve objektif gazetecilik yapmaya çalıştıklarını söylüyorlardı ancak ikili oynuyorlardı.
Çünkü bunların çoğu, bir zamanların “yetmez ama evet”çi isimleri arasındaydı.
Hem dindar hem sosyal demokrat hem de HDP’li kesime yakın duruyorlardı.
Son on beş yıldır bu tavırları hiç değişmedi…
Yerelde CHP’li belediyelerin yakınında olup işlerini gördüler, ulusal ölçekte de iktidarın tepkisini çekmemek için AKP’lilerle ilişkilerini kesmediler.
Bunlardan biri geçen hafta AKP Grup Toplantısı’nın çıkışında, koridorda Erdoğan’ı bekleyen Murat Yetkin’di…
Now TV’de program yapan ve “ılımlı muhalif” olarak bilinen bu ismin AKP Grup Toplantısı’nda boy göstermesi Erdoğan’ı bile şaşırtmış olmalıydı ki, “Bu, son zamanlarda piyasalarda var mıydı ya?” diyerek şaşkınlığını gizleyemedi.
Kurmayları ise Cumhurbaşkanı’nın bu sözlerine “Devridaim yapıyor” diyerek yanıt verdi.
AKP Grubu’nun bu haftaki sürpriz konuğu ise yine muhalif duruşuyla bilinen, hatta geçenlerde İmamoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan Medyascope kurucusu Ruşen Çakır oldu.
Çakır, usta bir manevrayla korumaların arasından sıyrılıp, grup salonunda en ön sırada oturan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanına giderek elini sıktı.
Bu sırada fotoğraf da çektirmek istedi ama bu kez korumaların engeline takıldı.
Daha sonra arkasını dönüp Erdoğan’a hayranlıkla baktığı görüldü.
Bu anları Medyaradar’da yayınlanan haberdeki görüntülerden izleyebilirsiniz…
Görüntüyü çeken ve paylaşan kişi, yandaş TGRT Haber’in Ankara Temsilcisi Fatih Atik… Atik’in kayıt sırasında, “Ruşen’i gördün mü ne yaptı? Ben bu insanları anlamıyorum. Hayran hayran bakıyor. Lanet olsun” diye söylenmesi de dikkatlerden kaçmadı.
Peki, Ruşen Çakır kimdir?
Hopa’da 1962’de doğdu.
Galatasaray Lisesi mezunu…
1980 darbesinden hemen sonra aşırı sol örgüt üyeliğinden iki yıl cezaevinde yattı. Boğaziçi Ekonomi’yi bitiremeden askere alındı.
Gazeteciliğe 1985’de Nokta dergisinde başladı.
Sırasıyla Tempo, Cumhuriyet, Milliyet, CNN Türk, NTV, Vatan ve Habertürk’de çalıştı.
Dinciliğin tırmandığı dönemde bu kesimle yaptığı röportajlarla gündemi belirleyen isimler arasında yer aldı.
AKP’nin kurucu kadrosuyla oldukça yakın ilişkiler kurdu.
Soros’un Açık Toplum Vakfı’nda çalıştı, Vatan gazetesinin Washington Temsilciliği’ni üstlendi.
Her ne kadar kendisini komünist olarak tanımlasa da çeşitli üniversitelerde Çağdaş İslami Siyasi Düşünce ve Türkiye, İslam, Demokrasi ve Sivil Toplum dersleri verdi.
Geçmişi bu kadar “karışık” olan bu arkadaşın şimdi yeniden AKP’yi keşfetmesinin nedenine gelince…
İsmi bir süre önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasına karıştı.
Belediyeden para almakla ve bunun karşılığında İmamoğlu yanlısı yayın yapmakla suçlandı.
Her ne kadar tutuklanmasa da bu suçlamalardan ciddi şekilde rahatsızlık duyduğu biliniyor.
İşte; kendisini tekrar AKP Grup Toplantısı’nda bulmasının asıl nedeni bu…
Erdoğan’la yan yana çektireceği bir fotoğrafın bile mahkeme sürecinde ne kadar etkili olacağını bildiği için korumaları aşmayı bile göze aldı.
Dedim ya; bugün Türkiye’deki gazetecileri dört grupta toplayabilirsiniz…
Ama bunların en güvenilmezi, AKP’lilerin bile “devridaim gazetecileri” dediği bu “yetmez ama evet”çi gruptur.
Bu yazı da kişisel ikballeri için barikat tanımayan, gerektiğinde dinci, gerektiğinde komünist, gerektiğinde de Sorosçu olabilen bu omurgasız grubu, Türk basın tarihine geçirmek amacıyla yazılmıştır.
Yarının gazetecileri, bu omurgasızları tanısın da onlar gibi olmasın diye yazılmıştır.
Bu da böyle biline!
Fotoğraf: superhaber.com
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
