Bir gün yağmurlu ve kapalı, ertesi gün güneşli ve aydınlık bir iklim kuşağında, her türlü ürünün üretilebildiği bereketli topraklar üzerinde yaşıyoruz.
Ama tarımdan sanayi ve hizmetlere hızla geçiş tercihi yaptıran politikalar, artan nüfus ve değişen yaşam standartları, işte bu bereketli topraklarda yüksek gıda enflasyonunun pençesinden bir türlü kurtulmamamız sonucunu doğuruyor. Kime sorulsa “domates, biber, patlıcan fiyatları” diye söze başlıyor. Mazot, gübre, tohum ve yem gibi temel girdi maliyetlerindeki artışlar, çiftçiyi tarlasından, hayvancıyı merasından koparıyor. Verimli tarım toprakları konutlara veya maden aramalarına tahsis ediliyor. Ancak azalan üretime karşılık tarımsal ihracat devam ediyor.
Bazı verilere göre 2025 yılında tarımsal ihracatın 36,4 milyar dolara ulaşarak rekoru kırdığı açıklanırken, bazıları genel tarım ve gıda sektörü ihracatının 27,8 milyar dolarda kalmış olduğunu duyuruyor. Toplam tarımsal ürün ihracatı içinde yaş meyve ve sebze ihracatının payı 3,7 milyar dolar olarak açıklanıyor . Yine 2025 yılında, 51 ülkeye 401 milyon 193 bin dolarlık domates ihracatı yapıldığı, bunun 2024 de yapılan 426 milyon 707 bin dolarlık ihracata göre bir gerileme olduğu, bildirilmekte. Aynı zamanda 2025 in 10 aylık döneminde 108 milyon dolarlık kuru domates ihraç edildiği ve İtalya’dan sonra dünyada ikinci en büyük domates ihracatçısı olduğumuz açıklanmış durumda. Bu kısmen neden pahalı domates yediğimizi biraz olsun açıklıyor olmalı. Kaldı ki dünyanın ilk 4 üretici arasında olmasına rağmen, Türkiye özellikle kışın talebi karşılamak için domatesi ithal de etmekte.
Yeşil biber ve patlıcan bu coğrafyada hep çok makbul birer sebzedir. Öyle ki çocukken öğrendiğimiz 19. yüzyıldan kalma ilk bilmecelerde bile bu iki yaz sebzesi sorulurdu. “Ah ne idim, ne idim; yeşil donlu bir beydim; Felek beni şaşırttı at küfesine düşürdü” bil bakalım bu nedir?” in cevabı yeşil biberdi. “Ah ne idim, ne idim; kadife donlu bir beydim; felek beni şaşırttı at küfesine düşürdü” ise bilgiç bir küçüğün patlıcan diye cevaplayarak öğrendiği bir sebzeydi.
Şimdi bu iki gözde yaz sebzesi, at küfesinden, TIR kasalarına terfi edip sınır ötesine yolculuk yapıyor. Bunun da fiyat ceremesini biz çekiyoruz. Türkiye’nin 2025 yılında (2026 Ocak ve Şubat dâhil edilerek) 100,86 milyon dolarlık yeşil biber ihracatı gerçekleştirdiği, ihracatın 49’dan fazla ülkeye yapıldığı açıklanırken, Antalya ve Güney Egeli üreticiler, ihracatın kendi hedeflerinin çok altında kaldığından şikâyetçi. Açıkçası yerli üreticinin hedefinde iç pazar ve yerli tüketici değil, dış pazar ve yabancı tüketici olduğu anlaşılıyor. Dış pazarlarda fiyat farklılaştırması yapmanın sağladığı yüksek kâr asıl tercih gibi gözüküyor.
(Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, tasam.org)
Yazının devamını okumak için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
