Tanzimat sonrasında apartman, Avrupa şehir hayatının İstanbul’daki ilk görünür mimari simgelerinden biri olarak ortaya çıkarken, Servet-i Fünûn ve II. Meşrutiyet romanlarında daha çok yeni yaşam tarzını temsil eden bir konut biçimi olarak değerlendirilir.
Cumhuriyet’e yaklaşılırken ise bu mimari yapı yalnızca estetik bir tercih olmaktan çıkar; siyasal ve kültürel aidiyetlerin okunabildiği bir göstergeye dönüşür. Bu dönüşümün en belirgin örnekleri Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile Kemal Tahir’in romanlarında görülmektedir. Kiralık Konak’ta apartman, konağın karşısında yükselen yeni hayatı temsil eder. Naim Efendi’nin konağı geleneksel Osmanlı dünyasının çözülüşünü simgelerken, apartman yeni kuşağın bireyselleşen ve Batılılaşan yaşam anlayışını ifade eder.
Burada temel mesele henüz işgal değildir, kültürel kopuştur. Apartman, aileyi parçalayan yeni hayatın mekânı olarak belirir. Sodom ve Gomore’deyse aynı mimari yapı yeni bir anlam kazanır. İşgal altındaki Beyoğlu’nda apartmanlar, yabancı subayların, Levanten çevrelerin ve İstanbul’un işgal düzeniyle uyum sağlayan seçkinlerinin dolaştığı sosyal alanlarla birlikte düşünülür. Böylece apartman artık yalnızca modern konut değil, işgalin gündelik hayat içerisinde görünür olduğu bir şehir mekânıdır. Yakup Kadri’nin eleştirisi ahlaki çözülmeye yönelirken, mekân da bu çözülmenin taşıyıcısı hâline gelir.
Kemal Tahir aynı tarihsel zemini daha farklı bir bakışla ele alır. Onun amacı ahlaki yozlaşmayı anlatmak değildir, işgal İstanbul’unun sınıfsal ve siyasal yapısını çözümlemektir. Bu nedenle Esir Şehrin İnsanları’nda apartman tek başına anlatının merkezinde yer almaz fakat işgal şehrinin yeni toplumsal düzenini temsil eden göstergelerden biri olarak kullanılır. Romanın daha başında Kâmil Bey’in Anadolu’yu yalnızca “gezgin satıcı”, “hamal” ve özellikle “apartman kapıcısı” yetiştiren bir coğrafya gibi düşünmesi, apartmanın İstanbul’un yeni sınıfsal düzenindeki yerini ortaya koymaktadır. Burada apartman, Anadolu emeğinin hizmet ettiği kentli seçkin yaşamının simgesidir.
Roman ilerledikçe Kâmil Bey’in bu bakış açısını terk etmesi, yalnızca siyasal değil, aynı zamanda mekânsal bir bilinç dönüşümünü de ifade eder. Kemal Tahir’in özgünlüğü, apartmanı tek başına suçlamamasında yatar. Romanın ilk bölümleri dikkatle incelendiğinde anlatının esas ağırlık noktasının paşa konakları olduğu görülmektedir. Nermin’in çocukluğu büyük bir konakta geçer; Tacettin Paşa’nın ölümüyle birlikte konağın dağılması ise eski Osmanlı düzeninin çözülüşünü simgeler. Böylece Kemal Tahir, önce eski rejimin mekânını çözer, ardından işgal İstanbul’unun yeni kent kültürünü görünür kılar. Apartman bu ikinci evrenin simgesidir. Dolayısıyla apartman, konaktan kopuşun ve yeni toplumsal ilişkilerin mimari ifadesidir.
Bu açıdan bakıldığında Yakup Kadri ile Kemal Tahir arasındaki temel fark açık biçimde ortaya çıkar. Yakup Kadri apartmanı daha çok ahlaki ve kültürel yabancılaşmanın göstergesi olarak değerlendirirken, Kemal Tahir onu tarihsel ve siyasal dönüşümün bir parçası olarak okur. İlki bireyin değer kaybına odaklanır, ikincisi ise toplumun sınıfsal ve ideolojik yeniden yapılanmasını ön plana çıkarır.
Bu nedenle Kemal Tahir’in romanlarında apartman, tek başına olumsuzlanan bir yapı değildir; işgal İstanbul’nda oluşan yeni güç ilişkilerinin görünür hâle geldiği sosyal bir mekândır.
Söz konusu bu okuma daha da genişletildiğinde dört temel mekânın Kemal
Tahir’in tarih anlayışını kurduğu görülmektedir:
| Mekân | Temsil ettiği tarihsel yapı |
|---|---|
| Konak | Çöken Osmanlı bürokrasisi ve aristokrasisi |
| Apartman | İşgal İstanbul’unun kozmopolit kent kültürü ve yeni seçkin çevreleri |
| Mahalle | Toplumsal dayanışma ve yerli kamusal hayat |
| Anadolu | Millî Mücadele’nin kurucu siyasal öznesi |
Bu dört katman birlikte okunduğunda Kemal Tahir’in şehir tasviri yalnızca mimari bir betimleme olmaktan çıkar; tarihsel dönüşümün mekânsal anlatısına dönüşür. Böylece apartman, ne yalnızca modernleşmenin ne de yalnızca Batılılaşmanın simgesidir. Asıl işlevi, çöken imparatorluk ile doğmakta olan millî devlet arasındaki toplumsal ayrışmayı görünür kılan ideolojik bir eşik oluşturmaktır.
(Abdullah Ezik, tdk.gov.tr)
Makalenin devamını okumak için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
