Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, yıllık konuşmasında Avrupa Birliği’nin (AB) savunma alanında atacağı yeni adımları açıkladı.
Bunların en dikkat çekeni, Kanada’nın AB’ye ilk kez “ortak üye” olarak dahil edilmesi önerisi oldu. Amaç, savunma sanayilerini bütünleştirmek ve Arktik’i ortak bir proje haline getirmek.
Bununla bağlantılı olarak Kanada, Ukrayna, Birleşik Krallık, Norveç ve isimleri açıklanmayan diğer ülkelerin de yer alacağı yeni bir Avrupa Güvenlik Konseyi’ne katılmaya davet edildi. Bu ülkelerin, AB için oluşturulması önerilen ve NATO’nun 4. maddesine benzetilen yeni “Acil Güvenlik Protokolü”ne de dahil olması bekleniyor.
Burada kastedilen, üyelerin kendilerini tehdit altında hissettiklerinde acilen istişare başlatma hakkı. Kiev’in de dahil edilmesi, bunun Avrupa NATO’sunun önde gelen üyelerinin Ukrayna’ya halihazırda sağladığı çok sayıdaki güvenlik garantisinden bir diğeri olarak işlev göreceğini anlamına geliyor. Von der Leyen bu kapsamda Ukrayna ile modüler bir füze savunma sistemi oluşturmak için ortak bir proje önerdi ve geriye kalan “Avrupa için Güvenlik Eylemi” (SAFE) fonlarının başka ortak projeler kurulması için kullanılacağını açıkladı.
İç cephede ise yeni bir Avrupa güvenlik stratejisi kabul edilecek. Von der Leyen stratejinin ayrıntılarını paylaşmadı ancak bunun, savaş sonrası düzende blokun Rusya’ya yönelik yaklaşımını şekillendirmesi bekleniyor. Son olarak von der Leyen, “inandırıcı bir savunmanın dayandığı kritik destek unsurları ve kuvvet çarpanları” olarak tanımladığı Avrupa Stratejik Kolaylaştırıcılar Aracı’nı açıkladı. Buna hava ve füze savunmasından stratejik ulaşıma ve havadan havaya yakıt ikmaline, uzaydan siber alana kadar çeşitli unsurlar dahil.
Tüm bunlar bir arada değerlendirildiğinde, von der Leyen’in birbiriyle bağlantılı savunma önerileri AB’nin ilişkili karar alma süreçlerini optimize edecek, üye olmayan ülkeler üzerindeki etkisini genişletecek ve genel olarak Avrupa’yı, bazı AB yetkililerinin daha önce yaptığı öngörüler doğrultusunda, 2030’a kadar Rusya ile savaşa hazırlayacak.
Kiev’in önerilen Avrupa Güvenlik Konseyi’ne dahil edilmesi ve savunma sanayisinin AB’nin kendi savunma sanayisi olarak ele alınması yoluyla Ukrayna’nın zımnen karşılıklı savunma müttefiki kabul edilmesi, Ukrayna’nın yeni dönemde AB-Rusya savaşını tetikleme ihtimali en yüksek unsur olarak kalacağı anlamına geliyor.
Blokta etkisini gösteren savaş histerisinin, AB ekonomik birlikten, daha sonra bir ölçüde siyasi birliğe ve ardından askeri birliğe dönüşürken federalist bir güç mücadelesi olarak da kullanılması bekleniyor. Von der Leyen’in ülkesi Almanya’nın, hem blok üzerindeki baskın ekonomik ve siyasi etkisi hem de diğer bütün üyelerden çok daha fazla savunma harcaması yapabilme kapasitesi nedeniyle askerileşmiş AB’ye liderlik etmesi bekleniyor. Polonya şu anda Avrupa NATO’sunun en büyük ordusuna sahip olsa da, Almanya’nın ordusunun büyüklüğünün onu geride bırakacak bir hızla artması bekleniyor.
Polonya’daki iktidar liberalleri, “NATO 3.0” kapsamında Rusya’yı çevreleme konusunda Almanya’nın başlıca küçük ortağı olmayı tasarlıyor. Özellikle cumhurbaşkanı tarafından temsil edilen muhafazakâr muhalefet, Polonya’nın ABD’nin başlıca ortağı olmasını öngörüyor. Mevcut iktidar 2027 sonbaharında yapılacak bir sonraki Sejm (parlamento) seçimlerinden sonra da iktidarda kalırsa, Polonya’nın jeopolitik kaderi belirlenmiş olacak. Ancak muhafazakârların, muhtemelen liberteryen-milliyetçilerle oluşturacakları bir koalisyonla yeniden iktidara gelmesi, Polonya’nın Almanya’nın yeniden ortaya çıkan hegemonyasını dengelemek amacıyla bir “Intermarium” (*) ittifakı kurmaya çalışmasına yol açabilir.
Bunlar, yeni “cordon sanitaire”in (güvenlik kuşağı) batı kanadının nasıl şekilleneceğine ilişkin en olası iki senaryo. Bunlardan ilki, Almanya’nın egemen olduğu askerileşmiş bir AB; ikincisi ise Polonya öncülüğündeki Intermarium’un blok üzerindeki Alman hegemonyasını dengelediği ve aynı zamanda Rusya’yı çevreleme çabalarını tamamladığı askerileşmiş bir AB.
Her iki durumda da von der Leyen Avrupa’yı Rusya ile savaşa giden yola sokmuş oldu. Giderek kaçınılmazmış görünen Üçüncü Dünya Savaşı’nı önleyebilecek tek şey ise, Rusya’nın caydırıcılığı kesin biçimde yeniden tesis etmesi olabilir.
(*) Intermarium: I. Dünya Savaşı’ndan sonra Polonya lideri Jozef Piłsudski tarafından ortaya atılan, Baltık Denizi, Karadeniz ve Adriyatik Denizi arasındaki Doğu ve Orta Avrupa ülkelerini birleştirmeyi amaçlayan jeopolitik bir federasyon önerisi. Latince “denizler arası” anlamına gelir.
Not: Yazımın İngilizce orijinalini okumak için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
