İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak genel seçimlerde Başbakan Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceği oylanacak.
Netanyahu, sağ ve aşırı sağ partilerden oluşan ittifakla iktidarını korumaya çalışırken, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet değişim vaadiyle seçmenin karşısına çıkıyor.
Seçim, yalnızca Netanyahu’nun görevde kalıp kalmayacağını değil, İsrail’in güvenlik politikalarını, Filistin meselesine yaklaşımını ve Türkiye başta bölge ülkeleriyle ilişkilerini de etkileyebilir.
Netanyahu’nun en güçlü rakiplerinden biri, eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot. Merkez çizgideki Yaşar Partisi’nin lideri olan Eisenkot kampanyasında, askerlik hizmetinde eşitlik, 7 Ekim Hamas saldırısına yol açan güvenlik açıklarının soruşturulması ve hayat pahalılığıyla mücadele gibi konuları öne çıkarıyor.
Muhalefetin diğer önemli isimleri arasında eski başbakan Naftali Bennett, Yair Lapid, Avigdor Liberman ve Yair Golan bulunuyor. Bu isimler Netanyahu’nun iktidarını sona erdirmeyi hedeflese de farklı siyasi çizgileri temsil ediyor.
Anadolu Ajansı’nın haberine göre, İsrail’de seçim öncesi yapılan son anketlerde Netanyahu’nun desteklediği blokun muhalefetin gerisinde kalabileceği görülüyor.
Haberde aktarılan KAN ve Kanal 12 araştırmalarına göre, Netanyahu’nun desteklediği siyasi blokun parlamentoda yaklaşık 50 sandalye kazanması, muhalefet kampının ise 52 sandalyeye ulaşması bekleniyor.
Kanal 12’nin araştırmasına göre Yaşar 22, Netanyahu’nun Likud partisi 20, Bennett’in ittifakı ise 14 sandalye kazanacak. Aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir’in partisi, Liberman’ın partisi ve Demokratlar için sekizer sandalye tahmin ediliyor.
İsrail parlamentosu Knesset’te 120 sandalye bulunuyor. Hükümet kurabilmek için en az 61 milletvekilinin desteği gerekiyor. Son anketler hiçbir siyasi bloğun bu çoğunluğu tek başına elde edeceğini tahmin etmiyor.
Neden zorlanıyor?
Netanyahu, İsrail siyasetinin en uzun süre görev yapan liderlerinden biri. Ancak 7 Ekim 2023 saldırısının ardından güvenlik ve istihbarat kurumlarının başarısızlığına ilişkin eleştiriler, hükümetinin üzerindeki baskıyı artırdı.
Muhalefet, Netanyahu’yu saldırı öncesindeki güvenlik açıklarının siyasi sorumluluğunu üstlenmemekle ve savaş sonrasına ilişkin net bir plan ortaya koyamamakla suçluyor. Netanyahu ise güvenlik politikasını, Hamas ve İran’a karşı yürütülen askeri operasyonları ve ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkilerini öne çıkarıyor.
Netanyahu ayrıca yolsuzluk, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma iddialarına ilişkin devam eden davalarla karşı karşıya. Hakkındaki suçlamaları reddediyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi de 2024’te Gazze’de işlendiği ileri sürülen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla bağlantılı iddialar kapsamında Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarmıştı.
Aşırı sağın geleceği
Seçimlerin önemli başlıklarından biri de Netanyahu’nun aşırı sağcı ve ultra-Ortodoks ortaklarının parlamentodaki gücü.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in liderliğindeki Yahudi Gücü ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Dini Siyonizm partisi, Netanyahu hükümetinin sağ kanadını oluşturuyor. Bu partiler Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesini ve İsrail’in güvenlik kontrolünün güçlendirilmesini savunuyor.
Ultra-Ortodoks partiler Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği ise dini eğitim, sosyal destekler ve askerlik muafiyetleri gibi konuları öncelikleri arasında tutuyor.
Bu partilerin seçimde elde edeceği sonuç, Netanyahu’nun hükümet kurma olasılığını doğrudan etkileyebilir. Muhalefetin sandalye sayısını artırması da tek başına iktidar değişikliğini garanti etmiyor; koalisyon ortaklarının kimler olacağı belirleyici olacak.
Arap partileri kilit
İsrail nüfusunun yaklaşık beşte birini Arap vatandaşlar oluşturuyor. Arap partilerinin seçim performansı ve parlamentodaki sandalye sayısı, iki ana blok arasındaki dengenin belirlenmesinde etkili olabilir.
Ancak Arap partileriyle hükümet ortaklığı konusu İsrail siyasetinde tartışmalı. Bu durum, Netanyahu karşıtı partiler parlamentoda daha fazla sandalye kazansa bile hükümet kurma sürecini karmaşıklaştırabilir.
2021’de Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi’nin hükümet koalisyonuna katılması, İsrail siyasetinde önemli bir dönüm noktası olmuştu. Yeni seçimde benzer bir formülün gündeme gelip gelmeyeceği sonuçlara bağlı olacak.
Bölgeye etkisi
Seçim sonuçları, İsrail’in Gazze, Lübnan ve İran’a yönelik politikalarının yanı sıra ABD ve Türkiye ile ilişkileri açısından da önem taşıyor.
Netanyahu’nun iktidarını koruması, mevcut sağ ve aşırı sağ koalisyonun politikalarının devam etmesi anlamına gelecek. Eisenkot liderliğinde kurulacak bir hükümetin ise 7 Ekim saldırısına ilişkin soruşturma ve askerlik yükümlülükleri gibi konularda farklı adımlar atması bekleniyor.
Bununla birlikte Eisenkot da İran, Hamas ve İsrail’in güvenliği konusunda sert bir çizgiyi savunuyor. Dolayısıyla hükümet değişikliği, İsrail’in bütün güvenlik politikalarının köklü biçimde değişeceği anlamına gelmiyor.
İsrail’de seçmenler doğrudan başbakanı değil, parlamentodaki partileri seçiyor. Seçimin ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, siyasi partilerle görüşerek hükümeti kurma olasılığı en yüksek milletvekiline görev verecek.
Bu kişinin parlamentoda en az 61 milletvekilinin desteğini alabilecek bir koalisyon oluşturması gerekiyor. En fazla sandalyeyi kazanan parti bu çoğunluğu sağlayamazsa, daha az sandalye kazanan bir partinin lideri hükümeti kurabilir.
Not: Görsel yapay zekâyla hazırlanmıştır.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
