Cumartesi, 17 Eki 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörSerbest Kürsü

Türkiye-AB ilişkileri nereye evriliyor?

Gürsel Demirok
Son güncelleme: 16 Ekim 2026 19:23
Gürsel Demirok
Paylaş
Paylaş

Avrupa Birliği (AB), jeopolitik gelişmeleri göz önünde bulundurarak aday ülkelerin Birliğe katılımını hızlandırmayı amaçlıyor.

Bu doğrultuda yeni bir genişleme yaklaşımı açıklandı. Yeni model, tam üyelik gerçekleşmeden önce aday ülkelerin “AB Tek Pazarı”na kademeli sektörel entegrasyonunu ve AB ajanslarına erişimini öngörüyor. Karadağ, Arnavutluk, Moldova ve Ukrayna gibi ülkeler için yol haritası netleşirken Türkiye, reform eksiklikleri ve dış politika uyumsuzluğu nedeniyle ilk aşamada yer almadı.

Türkiye’nin AB ile ilişkileri giderek geriliyor. Bu durumun 2026 yılı AB Türkiye Raporu’na yansıması şaşırtıcı olmayacak. Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda haziran ayında kabul edilen Türkiye raporu kadar sert unsurlar içermese de açıklanacak raporun eleştirel ağırlıklı olması bekleniyor.

Rapor, ertelenmemesi hâlinde 28 Ekim’de yayımlanacak. Brüksel’de rapor üzerinde son çalışmaların yapıldığı anlaşılıyor. Türkiye’de medyaya yönelik son gelişmelerin de hazırlıkları tamamlanmak üzere olan rapora bir şekilde yansıması bekleniyor.

AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, kısa süre önce basına yaptığı açıklamada, Türkiye’deki demokratik standartlara ilişkin Birliğin ciddi endişeler taşımaya devam ettiğini belirtti. Kos, özellikle basın özgürlüğü, yerel demokrasi ve temel haklar alanındaki gelişmelerin Türkiye’nin AB’ye katılım hedefiyle arasındaki mesafeyi derinleştirdiğini vurguladı. Buna karşın, Ukrayna-Rusya savaşı bağlamında Karadeniz’de seyrüsefer güvenliği ve bölgesel istikrar konularında Ankara ile jeopolitik iş birliğinin kritik önemini kabul etti.

Ekim sonunda yayımlanması beklenen raporun ana hatlarının geçmiş yıllardan pek farklı olmayacağı, Kos’un işaret ettiği konularda sert ifadelere yer verilirken Türkiye’nin bölgesel istikrar açısından stratejik öneminin de vurgulanacağı tahmin ediliyor.

Akdeniz ve Karadeniz’de istikrarlı ve güvenli bir ortamın sağlanmasının, Türkiye ile iş birliğine dayalı ve karşılıklı yarar sağlayan ilişkilerin geliştirilmesinin AB açısından stratejik önemi tekrarlanabilir. Kıbrıs sorununun çözümüne verilen önemin de yeniden vurgulanması bekleniyor. Düzensiz göçle mücadelede giderek sertleşen AB politikası çerçevesinde Türkiye’nin iş birliğine atfedilen öneme de değinilebilir.

Türkiye’nin vize muafiyeti için attığı adımlar ve kişisel verilerin korunması mevzuatını Avrupa standartlarına uyumlu hâle getirme çalışmaları da raporda yer bulabilir. Brüksel’in terörle mücadele yasası, Europol anlaşması ve yolsuzlukla mücadele gibi temel alanlarda somut değişiklikler beklediği de ifade edilebilir.

Geçmişte Avrupa Birliği’nin bu tür raporları kamuoyunda ilgi uyandırırdı. Ankara, Brüksel’in önerilerini önemser, mevzuatını bu doğrultuda gözden geçirirdi. Ancak zamanla Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi tam üye olarak kabul etme arzusu olmadığı yönündeki izlenim güçlendi. Bu durum kamuoyunu AB’ye karşı daha mesafeli bir tutuma yöneltti. Üyelik umudu ve arzusu giderek zayıfladı. AK Parti iktidarı da zamanla AB’nin öneri ve eleştirilerine daha az önem verir oldu. Böylece makas iyice açıldı, tam üyelik perspektifi kayboldu.

Bu durumdan Türkiye’yi AB’de tam üye olarak görmek istemeyen bazı AB çevreleri de Birliğin değerlerini benimsemeyen veya ülkemizi Birlik içinde görmek istemeyen Türkiye’deki çevreler de memnun. Üzülenler ise her iki tarafta da Türkiye’nin AB içinde insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü savunan demokratik bir ülke olmasını arzulayanlar. Ne var ki onların sesleri pek duyulmuyor.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiDiplomasiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanGürsel Demirok
Takip et:
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarda referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .
Önceki Makale “Kuzey Akım” nasıl patlatıldı?
Sonraki Makale Gazeteci Bahadır Özgür bırakıldı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Futbolda çürüme ve ahlaki erozyon 

Adil Gürkan
17 Ekim 2026
EditörGünlük

Kuyu kebabının sırrı

Medya Günlüğü
17 Ekim 2026
EditörGünlük

Gazeteci Bahadır Özgür bırakıldı

Medya Günlüğü
16 Ekim 2026
*EditörGünlük

“Kuzey Akım” nasıl patlatıldı?

Medya Günlüğü
16 Ekim 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?