Pazartesi, 5 Eki 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

İhracat ve turizmde kayıp yıl

Yıldırım Aktuğan
Son güncelleme: 5 Ekim 2026 19:08
Yıldırım Aktuğan
Paylaş
Paylaş

Türkiye ekonomisinin son beş yılına baktığınızda, birbiriyle taban tabana zıt iki ayrı döneme tanıklık edersiniz.

2021’de faizleri indirip Türk lirasını zayıflatarak “rekabetçi kur” peşinde koşan bir anlayış vardı; 2024 sonrasında ise enflasyonu dizginlemek adına TL’nin reel olarak değerlenmesine göz yuman sıkı bir politika devreye girdi. 

Bugün geldiğimiz noktada sormamız gereken soru net: Enflasyonu frenlemek adına kuru baskılamak, ekonominin asıl döviz kapıları olan ihracat ve turizmi tüketiyor olabilir mi?

Ekonomi yönetimi faizleri kademeli olarak yüzde 50’ye taşırken, kuru da kontrollü bir patikada tuttu. Bu tercih, genel fiyat seviyesine fren yaptırsa da bambaşka bir dengesizlik yarattı: Reel değerlenme. TÜFE bazlı reel efektif döviz kurunun 105 bandını aşması, liranın dış dünyaya karşı kağıt üzerinde “pahalılaştığının” en somut kanıtı. 

Fiyatını dolar veya euro üzerinden belirleyen bir Türk üreticisini düşünün. İşçilik, enerji, lojistik, vergi ve ham madde faturaları Türk lirası cinsinden katlanıyor. Ancak döviz kuru bu maliyet artışının gerisinde kaldığı için, işletmenin döviz bazındaki maliyetleri hızla fırlıyor. Nitekim Ticaret Bakanlığı anketlerinde ihracatçıların yüzde 79’u kurların mevcut seyrini olumsuz bir etken olarak tanımlıyor. 

Manşet ihracat rakamları 270 milyar dolar bandına çıksa bile madalyonun arkası farklı: 2025’teki 11,6 milyar dolarlık artışın 7,7 milyar dolarlık aslan payını otomotiv, savunma ve mücevherdeki yalnızca beş büyük firma sırtladı. Yani tabana yayılan, reel olarak güçlenen bir ihracat zemininden bahsetmek imkânsız. 

Bu fiyatlama çıkmazını en çıplak haliyle turizmde görüyoruz. Çünkü bir Alman ya da İngiliz turist için Türkiye; İspanya, Yunanistan veya Mısır ile doğrudan fiyat kıyaslamasına girer. Dolar ve euro bazında fahiş hale gelen konaklama ve yeme-içme fiyatları, “hesaplı tatil ülkesi” kozumuzu elimizden aldı. 

Rakamlar bu kaybı doğrulamaya başladı bile: 2026’nın ikinci çeyreğinde turizm gelirleri %2,6 gerileyerek 15,87 milyar dolara, ziyaretçi sayısı ise yüzde 5,1 düşüşle 15,58 milyona indi. Sektör temsilcilerinin yalnızca Antalya için yıl sonunda telaffuz ettiği 4 milyar doları aşkın gelir kaybı beklentisi, tehlikenin boyutunu özetliyor. 

Bugün yaşadığımız krizin çözümü elbette yeniden 2021 model “Nas”” çılgınlığına dönmek değildir. Çünkü kuru serbest bırakıp Türk lirasını eritmek, ithal girdi maliyetleriyle enflasyonu yeniden körükler. 

2021–2023 döneminin hatası, rekabet gücünü kuru çökerterek satın alabileceğini sanmaktı. 2024 sonrasının riski ise enflasyonu düşürmek uğruna reel değerlenmeyi tek çıpa haline getirip üreticiyi ve turizmciyi boğmaktır. İki dönemin de ortak yanılgısı değişmedi: Verimlilik ve yapısal dönüşüm yerine kuru politikanın merkezine oturtmak. 

İhracatı artırmak başka, ihracat yaparak zenginleşmek bambaşka bir şeydir. Kur hamleleri sizi kısa vadede masada tutabilir; ancak ülkeyi gerçekten zenginleştirecek tek şey katma değer, inovasyon ve verimliliktir. 

Not: Görsel yapay zekâ ürünüdür.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiEkonomi
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanYıldırım Aktuğan
Takip et:
1958 yılında İzmir’de doğan Yıldırım Aktuğan, 1982 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünü tamamlamasının ardından iş hayatına 1984 yılında Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda başlamıştır. 1989 yılında Müsteşarlık bursu ile Boston Üniversitesinde Finans alanında yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra Müsteşarlıkta çeşitli kademelerde yönetici olarak görev yapmıştır. Yurtdışında Şikago ve Tokyo’da ekonomi müşaviri olarak görev yapan Aktuğan, ayrıca Eti Bor A.Ş.de Yönetim Kurulu üyeliği ve Halk Bankası’nda Denetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Müsteşarlıktan ayrıldıktan sonra bir süre Çeşme Belediye Başkan Yardımcılığı ve Çeştur A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yapan Aktuğan halen Çeşme ilçesinde Kurumsal Yönetim Danışmanı olarak görev yapmaktadır.
Önceki Makale Suçun kaynağı neresi?
Sonraki Makale İki tarafa da zarar veren tartışma

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Serbest Kürsü

İki tarafa da zarar veren tartışma

Andrew Korybko
5 Ekim 2026
ManşetSerbest Kürsü

Suçun kaynağı neresi?

Mustafa Böğürcü
5 Ekim 2026
ManşetSerbest Kürsü

Türkiye’ye “giremeyen” virüs

Alper Eliçin
5 Ekim 2026
GünlükManşet

İstanbul nasıl kurtuldu?

Medya Günlüğü
5 Ekim 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?