Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkesinin siyasetinde 20 yılı aşkın süredir belirleyici konumda bulunan ve Karabağ savaşı sonrasında bölgesel ağırlığı daha da artan bir lider.
24 Aralık 1961’de Bakü’de doğan Aliyev, Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde (MGIMO) eğitim gördü. Tarih alanında doktora yaptı ve 1985-1990 yılları arasında aynı kurumda ders verdi. 1990’ların başında özel sektörde çalıştıktan sonra Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR’ın yönetimine girdi. 1994-2003 yılları arasında SOCAR’ın başkan yardımcısı ve ardından birinci başkan yardımcısı olarak görev yaptı.
Siyasette yükselişi ise doğrudan babası Haydar Aliyev’in iktidarıyla bağlantılıydı. 1995 ve 2000’de milletvekili seçilen İlham Aliyev, 1999’da Yeni Azerbaycan Partisi’nin genel başkan yardımcısı, 2001’de birinci yardımcısı oldu. 2003’te başbakanlığa getirildi ve aynı yıl yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 76’nın üzerinde oyla cumhurbaşkanı seçildi.
Böylece Azerbaycan’da Haydar Aliyev ile başlayan siyasi çizginin devamını üstlendi. İlham Aliyev, 2008, 2013, 2018 ve 2024 seçimlerinde yeniden cumhurbaşkanı seçildi. 2024’teki seçimde resmi sonuçlara göre oyların yüzde 92,12’sini aldı. 2009’da yapılan anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanlığı dönem sınırının kaldırılması, Aliyev’in uzun süre iktidarda kalmasının önünü açtı.
İktidarda bulunduğu döneminin dönüm noktası ise Karabağ oldu.
1990’ların başından beri Azerbaycan siyasetinin en temel sorunlarından biri olan Karabağ’ın yeniden kontrol altına alınması, Aliyev’in siyasi kariyerinin de ana hedeflerinden biri haline geldi. 2020’deki 44 günlük savaş sonucunda Azerbaycan, Karabağ çevresindeki önemli bölgeleri yeniden kontrolüne aldı. 2023 Eylül’ünde gerçekleştirilen askeri operasyonun ardından ise bölgenin tamamında Azerbaycan’ın kontrolü yeniden tesis edildi. Yaklaşık 120 bin etnik Ermeni bölgeden ayrılarak Ermenistan’a geçti.
Bu gelişme Aliyev açısından yalnızca askeri değil, siyasi bir dönüm noktasıydı. 2024 seçimleri, Karabağ’da Azerbaycan’ın kontrolünün yeniden sağlanmasından sonra yapıldı ve Aliyev seçim kampanyasında bunu uzun süredir verdiği bir sözün gerçekleşmesi olarak öne çıkardı.
Aliyev’in yönetim tarzı ise tartışmalı.
Azerbaycan’da siyasi ve ekonomik gücün cumhurbaşkanlığı çevresinde yoğunlaştığı, muhalefetin zayıflatıldığı ve medya ile sivil toplum üzerindeki baskının arttığı yönünde uluslararası değerlendirmeler bulunuyor. Freedom House, Azerbaycan’ı otoriter yönetimin hâkim olduğu ve siyasi gücün Aliyev ile ailesinin elinde yoğunlaştığı bir ülke olarak değerlendiriyor. Reuters da Aliyev’in 2003’ten bu yana ülkeyi otoriter bir tarzda yönettiğini ve muhalif siyasetin büyük ölçüde baskı altında olduğunu belirtiyor.
Dış politikada ise Aliyev oldukça pragmatik bir çizgi izliyor.
Türkiye ile yakın stratejik ilişkiyi korurken Rusya ile de ilişkilerini sürdürdü; aynı zamanda Avrupa ve ABD ile enerji ve güvenlik alanlarında işbirliğini geliştirdi. Azerbaycan’ın petrol ve doğalgaz kaynakları, Bakü-Tiflis-Ceyhan gibi enerji hatları ve Avrupa’ya uzanan yeni enerji güzergâhları bu politikanın önemli araçları oldu. Reuters, Aliyev’in Türkiye ile güçlü ittifakı sürdürürken Rusya ve Batı ile de çalışma ilişkilerini koruduğuna dikkat çekiyor.
İsrail’le ilişkiler
Aliyev döneminde Azerbaycan-İsrail ilişkileri de stratejik bir boyuta ulaştı. İki ülke arasındaki ilişkiler enerji, savunma, güvenlik, teknoloji ve ticaret alanlarına yayıldı. Azerbaycan uzun yıllardır İsrail’in önemli petrol tedarikçilerinden biri olurken, İsrail de Azerbaycan’ın başlıca savunma teknolojisi ve silah tedarikçileri arasında yer aldı. Bakü’nün İsrail ile ilişkileri özellikle İran’la yaşadığı gerilimler nedeniyle ayrıca önem taşıyor. İki ülke son yıllarda enerji, savunma, siber güvenlik, tarım ve yüksek teknoloji alanlarında işbirliğini genişletti. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog da Mayıs 2026’da Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü mesajında iki ülke arasındaki ilişkileri “stratejik” olarak nitelendirdi.
Bugün Aliyev’in siyasetinin temel kavramlarından biri ise bağımsızlık.
2 Ekim 2026’da Yeni Azerbaycan Partisi’nin kongresinde yaptığı son konuşmada kullandığı “Herkes yerini bilsin” ve “Kimsenin yardımına da himayesine de ihtiyacımız yok” sözleri de bu çizginin yeni bir örneği olarak öne çıktı. Ancak Aliyev bu sözlerinde herhangi bir ülkenin adını vermedi. Dolayısıyla mesajın Türkiye’ye, İran’a, Rusya’ya ya da başka bir ülkeye yönelik olduğunu kesin biçimde söylemek mümkün değil.
Bu nedenle İlham Aliyev’i anlamanın belki de en doğru yolu, onu yalnızca “Haydar Aliyev’in oğlu” olarak değil, Karabağ savaşının ardından Azerbaycan’ın bölgesel konumunu güçlendiren ve dış politikada mümkün olduğunca bağımsız hareket alanı yaratmaya çalışan, içeride ise güçlü biçimde merkezileşmiş bir yönetim kuran lider olarak değerlendirmek.
***
Diğer “Portre” yazılarını okumak için tıklayın
***
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
