Cumartesi, 3 Eki 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörGünlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 2 Ekim 2026 21:36
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Bu yemeği kim pişirdi?-Barış Pehlivan (Cumhuriyet)

“İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu’nun bir açıklamasına denk geldim. “Bu bir rezalettir. Bu, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin bu ülkeyi nasıl bir zafiyete soktuğunun ete kemiğe bürünmüş halidir” diyordu. Fon krizinin yönetim sistemiyle ilişkisinden bahsediyordu.

O an bir kitap geldi aklıma. 2017 referandumuyla değişecek sistemi öve öve bitiremiyordu. Örneğin bir sayfasında şu cümleler vardı: “Hükümet üçlü kararnameye ihtiyaç duymaksızın üst düzey yöneticileri doğrudan atayacağından, atanan yönetici de başarılı olabilmek için yürütme ile kader birliği yapmak zorundadır. Üst düzey yönetici ve beraber çalışacağı ekip, bürokratik vesayetten kurtulup esnaf mantığı ile vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının çözümü için hem hızlı hem de etkin çözümler oluşturacaktır.” (Parlamenter Sistem Krizleri ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi/Pozitif Yayınları)

Bu satırların, dolayısıyla kitabın yazarı Hurşit Yıldırım’dı. O sırada AKP milletvekili olan Yıldırım, Meclis’teki görevi bitince tıpkı övdüğü yöntemle üst düzey bir kuruma atandı. Yıl 2019’du ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun yeni üyelerinden biri artık eski AKP milletvekili Hurşit Yıldırım’dı.

Peki, BDDK’nin üst düzey yöneticisi Yıldırım tıpkı kitabında tarif ettiği gibi “yürütme ile kader birliği” yaptı mı? Ya da yine kendi deyimiyle “bürokratik vesayetten kurtulup esnaf mantığı ile vatandaşın ihtiyaçlarına etkin çözümler” yarattı mı?

Demokratik sistemin unuttuğu şey: Ahlâk-Memduh Bayraktaroğlu (Nefes)

Konfüçyüs geleneğinin en önemli düşünürlerinden Mencius: “İnsan dünyaya tamamlanmış bir aziz olarak gelmez fakat… İçinde ahlâkın filizlenebileceği ‘dört başlangıç’ taşır” der…

Bunlar: Başkasının acısına karşı merhamet…

Kötülük karşısında utanma duygusu…

Başkasına saygı ve…

Doğruyla yanlışı ayırt edebilme yeteneğidir…

Mencius bunu anlatırken çok çarpıcı bir örnek verir:

Bir çocuğun kuyuya düşmek üzere olduğunu gören insan:

“Bu çocuğu kurtarırsam bana ne kazandıracak?”

diye düşünmez…

Çocuğun ailesinden ödül beklemez…

Çevreden alkış toplamak için koşmaz…

Hiçbir hesap yapmadan içindeki insanî duygu harekete geçer ve çocuğu kurtarır…

Mencius’a göre tohumun (Sistem) bulunması, ağacın (İnsan) mutlaka büyüyeceği anlamına gelmez…

Onu beslemezseniz kurur…

Yani insan iyiliğe yatkın olabilir fakat… İyi insan olmak eğitim, kültür, alışkanlık ve iyi kurumlar ister…”

Fon skandalının merkez üssü Söğütözü: Rejim fena sallandı-Yaşar Aydın (BirGün)

“Türkiye gündemine oturan “fon” skandalı, münferit bir finansal usulsüzlük ya da birkaç açgözlü bürokratın kişisel zaafı olarak değerlendirilemez. Bu gelişme, çeyrek asra yaklaşan iktidar pratiğinin dayandığı mülkiyet, bölüşüm ve ayrıcalık mekanizmasının kaçınılmaz bir sonucudur.

Yandaş medyada, özellikle Yeni Şafak çizgisindeki yazarların “Meseleyi örtbas etmek partiye ve Erdoğan’a tamir edilemez zararlar verir” feryadı ile “Kazıdıkça altından kendi isimlerimiz çıkıyor” korkusu arasındaki sıkışmışlık, rejimin tarihsel tıkanıklığının resmidir. Hayati Yazıcı gibi kurucu figürlerin aile fertlerinin dahi bu ilişkiler ağında anılması, çürümenin partinin kılcal damarlarına kadar ulaştığını kanıtlamaktadır. Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken, skandalın aktörlerinden ziyade, bu skandalın açığa çıkardığı çelişkilerdir.

İktidar medyasının ve parti içi muhalefetin en belirgin sığınağı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve yakın çevresini bu kirlenme alanının tamamen dışında tutma gayretidir. “Lider temiz, ama etrafı kuşatılmış” miti, siyasal İslamcı ve sağ popülist geleneklerin kriz anlarında başvurduğu klasik bir meşrulaştırma aracıdır. Oysa bu söylem, iktidarın kendi inşa ettiği anayasal ve fiili gerçeklikle taban tabana zıttır.

Türkiye’de 2018 sonrasında oluşan “şahsım rejimi”, devletin ve partinin tüm karar alma mekanizmalarını tek bir imza yetkisine bağlamıştır. Bürokrasiye atanan her üstyapı aktöründen devasa sermaye aktarımlarına, SPK kararlarından varlık fonu yönetimine kadar her tasarrufun nihai onay merci tek bir merkezken, yaşanan devasa yağma ve nüfuz ticaretinden o merkezin “habersiz” olduğunu iddia etmek imkânsızdır. Lideri sistemin günahlarından muaf tutmaya çalışmak, aslında o liderin kurduğu sistemin işlemediğini ve kontrolü kaybettiğini itiraf etmektir.

Bugün AKP’ye yöneltilen akraba kayırmacılığı ve tek adam eleştirileri, sıradan bir siyasi etik ihlali olmanın ötesindedir. İktidar, kendi sermaye sınıfını ve sadık kadrolarını yaratırken devlet olanaklarını bir ulufeye dönüştürdü. Siyaset, kamu kaynağının iktidar çeperindeki dar bir elit gruba transfer edildiği “finansal kaldıraç” haline gelmiştir.

Örneğin Hayati Yazıcı’nın oğlunun yada eski Bakan Kaya’nın durumu bu bakımdan şaşırtıcı değil, aksine kuralın bir tezahürüdür. Siyasal gücün ailevi veya cemaatsel bağlarla pekiştirildiği bu yapıda, kamu kaynaklarına erişim “liyakata” değil “yakınlığa” bağlıdır. Parti kadroları, bürokrasi ve yandaş sermaye arasındaki sınırlar belirsizleşirken partili olmak, hukuki denetimden muaf bir zenginleşme biletine dönüştürüldü.”

Hayati Yazıcı’nın fon şüphelisi oğlu icralık borçlulardan servet kazandı-Uğur Zengin (Evrensel)

“Fon soruşturmasında ‘gizemli’ işler sürüyor. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın mal varlığına getirilen tedbir sadece bir saat içinde kaldırıldı. Dondurulan mal varlıkları üzerindeki tedbir bu soruşturmada ikinci kez apar topar kaldırılmış oldu. Geçtiğimiz hafta sonu da 40’tan fazla şirket ve 40’tan fazla gerçek kişinin dondurulan mal varlığı sadece 4 saat içinde çözülmüştü.

‘Yazıcılara’ yönelik mal varlığının dondurulup çözülme hızı belki bir saati bile bulmadı. Bu bir rekor olabilir. Ancak gizemin öznesi yalnızca Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı değil.

Adil Varlık Yönetim AŞ, BDDK tarafından yetkilendirilmiş 27 yetkili varlık yönetim şirketinden biri ve bu şirketin tüm sermayesi Mustafa Yazıcı’ya ait.

Şirketin beş yönetim kurulu üyesi var. Tıpkı Mustafa Yazıcı gibi Ali Emre Ballı (Adil Varlık Yönetim Kurulu Başkanı), Güven Çapan (Adil Varlık Genel Müdürü) ve Murat Yönaç (Adil Katılım Bankası Yöneticisi) hakkındaki tedbir kararı da kaldırıldı. Adil Katılım Bankası Yöneticisi Murat Yönaç aynı zamanda BDDK Eski Başkan Yardımcısı.

Adil Varlık Yönetim AŞ’nin beş kişilik yönetiminde yer alan Mina Yazıcı ise Mustafa Yazıcı’nın eşi ve aynı zamanda AKP Urfa Milletvekili Mehmet Ali Cevheri’nin kızı.

AKP’nin kritik isimlerinden Hayati Yazıcı’nın oğlu, yıllardır artan yoksulluğun üzerine kurulan bir düzenin dişlilerinden biri. Halk geçim derdiyle borç batağına saplandıkça, borcunu ödeyemeyenlerin evleri, arabaları, eşyaları icraya düştükçe bu çarkın dişlileri hızlanıyor ve birilerinin yoksullaşması, onların servetine dönüşüyor. Ama nasıl?”

Belirsizlik ortamında iş yapmak-Prof. Dr. İbrahim Ünalmış (Dünya)

“Son yıllarda “belirsizlik” en çok duyduğumuz kelime olmaya başladı. Covid19 ile başlayan küresel belirsizlik ortamı Rusya-Ukrayna savaşanın başlaması ile devam etti.

Donald Trump’ın ABD başkanı olarak seçilmesi ile küresel ekonomik belirsizlikler artarken, İran-ABD savaşı ile son yılların zirvesini yaptı diyebiliyoruz. Bu çıkarımları kendi gözlemlerimiz ile yapabildiğimiz gibi Ahir ve diğer yazarların (2022) oluşturduğu Küresel Belirsizlik Endeksi de aynı şeyi sayısal olarak söylüyor (kaynak: https://worlduncertaintyindex.com/). 

Son döneme dair en önemli gelişme petrol fiyatlarındaki yüksek ve oynak seyir. İran-ABD savaşı ile Şubat 2026’da başlayan süreç devam ediyor. Savaş sadece petrol fiyatları üzerinden değil, küresel tedarik zincirindeki aksaklıklar üzerinden de birçok ekonomiyi olumsuz etkiliyor. İran ve ABD’nin istekleri birbirleri açısından karşılanamaz görünüyor. Bu bağlamda savaş kaynaklı belirsizlik ortamının dönem dönem azalarak ya da artarak devam edeceğini düşünüyoruz.

Dünyada faizlerin artış trendine girmesi de başka bir belirsizlik kaynağı. Artan bütçe açıkları sonucu yükselmeye devam eden borç yükü gelişmiş ülke ekonomilerini zorlamaya başladı.

2025 yılı başında %1,2 seviyelerinde olan Japonya hazinesi tahvillerinin getirileri %3 seviyesine yükseldi. Aynı dönemde Almanya tahvilleri %2,8’den %3,6’ya, ABD tahvilleri %4,1’den 5,2’ye yükseldi. Artışın ardında yatan temel sebebin uzun vadeli enflasyon beklentileri olmadığı anlaşılıyor. Daha ziyade reel faizlerde artış söz konusu. Bir başka deyişle, yatırımcılar bu ülkelerin tahvillerini satın almak için daha fazla risk primi talep ediyorlar.

Diğer taraftan, bu ülkelerin mali disiplinin sağlanması konusunda bir planları yok. Tam tersine mevcut küresel koşullar ülkeleri özellikle savunma sanayi için daha fazla harcama yapmaya zorluyor. Bu durumda borç yükünü yönetmenin bir yolu gelirleri artırmak. Ekonomik aktivitenin, dolayısıyla vergi gelirlerinin, güçlü seyretmesi bu ülkeler içini elzem görünüyor. Yeni vergi uygulamaları ya da daha yüksek vergi oranları (özellikle üst gelir grubu için) önümüzdeki dönemde konuşulacak konular arasında görünüyor. 

Rusya-Ukrayna savaşı ve etkileri de bir diğer belirsizlik kaynağı. Savaşın jeopolitik sonuçları yanında hem enerji hem de gıda fiyatları üzerinde olumsuz etkileri sürüyor. Rusya’da rafinerilerin zarar gömesi sonucu yükselen rafineri marjları petrol fiyatındaki artışa ek olarak hem enflasyonda hem de dış ticaret dengesinde olumsuz sonuç yaratıyor. “

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram 

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale S-400 füzelerinin kronolojisi
Sonraki Makale Putin Valday’da ne dedi?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Aliyev kimi kastetti?

Medya Günlüğü
3 Ekim 2026
EditörGünlük

Futboldaki operasyonun kronolojisi

Medya Günlüğü
3 Ekim 2026
EditörGünlük

Dubai uçağında ne oldu?

Medya Günlüğü
3 Ekim 2026
GünlükManşet

Gazetelerde maç yorumları

Medya Günlüğü
3 Ekim 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?