Tarih bazen insana “Bu kadar da olmaz! dedirten ilginç tesadüflerle dolu.
Bir romancının yazdığı casus karakterin yıllar sonra gerçekten karşısına çıkmasından tutun, bir yazarın doğduğu ve öldüğü yılların aynı kuyruklu yıldızın ziyaretlerine denk gelmesine kadar gerçekten bazı şaşırtıcı tesadüfler var.
“Komşum casus”
Amerikalı yazar Norman Mailer, 1951’de yayımlanan “Barbary Shore” romanında Brooklyn’de yaşayan hayali bir Rus casusu karakterine yer verdi. Fakat yıllar sonra Mailer, kendisiyle aynı apartmanda yaşayan kişinin Sovyet casusu Rudolf Abel olduğunu öğrendi. Abel 1957’de FBI tarafından yakalandı ve Sovyetler Birliği adına casusluk yaptığı ortaya çıktı. Bu hikâyenin en çarpıcı tarafı, Mailer’ın bir casus romanı yazarken farkında olmadan gerçek bir casusun hayatının içine bu kadar yaklaşması.
Ferrari öldü Özil doğdu
Ferrari’nin kurucusu Enzo Ferrari, 14 Ağustos 1988’de öldü. Tam iki ay sonra, 15 Ekim 1988’de gelecekte Arsenal ve Real Madrid gibi takımlarda oynayacak Mesut Özil dünyaya geldi.
İki aylık fark tabii tesadüf ama Enzo Ferrari’nin gençliği ile Özil arasındaki fiziksel benzerlik dikkat çekmeyecek gibi değil. Elbette bunun ötesinde herhangi bir bağlantı olduğuna dair kanıt yok.
İlk ve son İngiliz askerler
I. Dünya Savaşı’nın ilk ve son İngiliz askerî kayıpları olarak kabul edilen John Parr ile George Ellison, Belçika’daki St Symphorien Mezarlığı’nda yan yana değil, adeta birbirlerine bakar şekilde gömülmüş durumda.
Aralarındaki mesafe yalnızca yaklaşık 6,4 metre. Parr savaşın başlarında, Ellison ise 11 Kasım 1918’de ateşkesin yürürlüğe girmeden yaklaşık 90 dakika önce öldü. İkisinin mezarları hazırlanırken birinin savaşın ilk, diğerinin son İngiliz askeri olduğu bilinmiyordu.
Tesadüfler evi
Wilmer McLean belki de tarihin en tuhaf tesadüflerinden birinin tam ortasına düştü.
Nasıl mı?
1861’de Amerikan İç Savaşı’nın ilk büyük muharebelerinden biri olan Manassas Muharebesi sırasında McLean’ın evi General Beauregard’ın karargâhı olarak kullanıldı. McLean daha sonra ailesini başka bir yere taşıdı. Dört yıl sonra, 9 Nisan 1865’te General Robert E. Lee ile General Ulysses S. Grant, savaşın sona ermesini sağlayan teslim görüşmesini McLean’ın yeni evinin salonunda yaptı.
Yani McLean, istemeden de olsa savaşın başlangıcıyla sonunu aynı hikâyenin içinde yaşadı.
Mark Twain ve kuyruklu yıldız
Tesadüfler listesinden bir başka ilginç örnek…
Ünlü Amerikalı yazar Mark Twain, 30 Kasım 1835’te doğdu. O sırada Halley Kuyruklu Yıldızı gökyüzündeydi. 1910’da yıldız yeniden Dünya’nın yakınlarından geçerken Twain artık 74 yaşındaydı.
Üstelik Twain 1909’da, kuyruklu yıldızın dönüşünü beklerken, onunla birlikte gelip onunla birlikte gitmeyi beklediğini söylemişti. Halley’in Güneş’e en yakın geçişi 20 Nisan 1910’da gerçekleşti; Twain ise ertesi gün, 21 Nisan’da öldü.
Titanic’i önceden yazdı
1898’de Amerikalı yazar Morgan Robertson, “Futility” adlı bir roman yayımladı. Romandaki dev yolcu gemisinin adı Titan’dı. Ve tesadüfe bakın ki gemi Kuzey Atlantik’te bir buzdağına çarpıyor ve batıyordu.
14 yıl sonra Titanic gerçekten de aynı okyanusta bir buzdağına çarparak battı.
Üstelik benzerlik yalnızca isimden ibaret değildi: Gemilerin büyüklüğü, hızları, yetersiz filika kapasitesi ve kazanın nisan ayında Kuzey Atlantik’te meydana gelmesi gibi noktalar da dikkat çekiyordu.
Ancak Robertson’ın geleceği gördüğünü söylemek için hiçbir neden yok. Kendisi de benzerlikleri denizcilik bilgisiyle açıklamıştı.
Beynimizin oyunu mu?
Tüm bu olayların bazıları gerçekten son derece düşük olasılıklı karşılaşmalar gibi görünüyor. Ancak insan zihninin de tesadüfler arasında bağlantı kurmayı sevdiğini unutmamak gerekiyor. Binlerce olay arasından birbirine benzeyen birkaç tanesini seçtiğimizde, ortaya neredeyse doğaüstü görünen hikâyeler çıkabiliyor.
Yine de Mailer’ın gerçek casusla aynı apartmanda yaşaması, McLean’ın iki evinin savaşın başlangıcı ve sonuyla kesişmesi ve Mark Twain’in Halley Kuyruklu Yıldızı ile olan hikâyesi insanı ister istemez düşündürüyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
