Cuma, 28 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 28 Ağustos 2026 07:49
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

30 bin avro sermayeden iki yılda milyonlarca avroya: Gökçek ailesinin Almanya dosyası-Murat Ağırel (Cumhuriyet)

“Türkiye’nin bir Melih Gökçek sorunu vardır. Bu sorun hem Türk adaletinin hem de Türk demokrasisinin önünde adeta bir sınav gibi duruyor.

Sırf cumhurbaşkanının, Refah Partisi döneminden bu yana yol arkadaşı diye giydiği dokunulmazlık zırhı kabul edilemez.

Hakkında onlarca belgeli, kanıtlanmış faturalarla sabitlenmiş suç duyuruları olan bir insanın hakkında en azından bir soruşturma açılması gerekirdi.

Keza FETÖ’ye olan sevgisini sahnelerden haykıran bir siyasetçi olması da cabası.

Bugün herkese uzanan Türk yargısı nedense Melih Gökçek’e bir türlü ulaşamıyor.

Dönemin hükümet sözcüsü Bülent Arınç’ın açık itiraflarına rağmen “Gelin en azından bir ifadenizi alalım” bile denemiyor.

Öyle ki yeni bir araştırma dosyasında Gökçek ailesinin Almanya bağlantılarına ulaştım.

Bu dosya bir ihbarla başladı.

İhbar, Gökçek’in ailesinin Almanya’da önemli miktarda gayrimenkul yatırımı yaptığı iddiasını içeriyordu.

Masa başından teknolojinin nimetlerinden yararlanarak araştırmamı yapabilirdim ancak kafamda oturmayan yerler olduğu için yerinde görmek istedim ve Almanya’ya gittim.

Tarih: 17 Ağustos 2022.

Hülya Gökçek, Türkiye’de düzenlenen noter vekâletnamesiyle Filiz Polat Isler’i Almanya’da “HAMAG” isimli bir şirket kurmakla yetkilendiriyor.

Beş gün sonra vekâletname apostil işleminden geçiriliyor.

Ve 30 Ağustos 2022’de Almanya’daki düğmeye basılıyor.

Şirket 30 Ağustos 2022’de Almanya’da kuruluyor.

Tek sahibi Melih Gökçek’in gelini Hülya Gökçek.

Yani oğlu Ahmet Gökçek’in eşi.

Şirketin sermayesi 30 bin Avro.

HAMAG ismi nereden geliyor?

Hülya

Ahmet

Melih

Ahmet

Gökçek başharflerinden oluşuyor.

Şirket ilk başta Köln’de kuruluyor sonra Düsseldorf’a taşınıyor.

İlk yıl tablo son derece mütevazı: Sıfır ciro, sıfır çalışan.

Sermayenin de 15 bin avrosu ödenmiş, diğer kısmı ise ödenmemiş hatta ödensin diye çağrı yapılmış. Buraya kadar olağandışı bir şey yok.

Asıl mesele sonrasında başlıyor. 2023 bilançosunda şirketin gayrimenkul varlığı hâlâ sıfır ancak şirkete para girmeye başlıyor. Şirket evraklarında yaklaşık 849 bin avroluk “hissedar finansmanı” bulunuyor.

Bir yıl sonra ise tablo tamamen değişiyor.

2024 bilançosunda şirketin yaklaşık 3 milyon 857 bin avroluk gayrimenkul varlığı görünüyor.

Yani 30 bin Avro sermayeyle kurulmuş bir şirketin iki yıl içerisinde bilançosunda yaklaşık 3.86 milyon Avroluk taşınmaz taşıması elbette tek başına suç anlamına gelmez.

Fakat ortada sorular var: Bu büyümenin finansmanı nedir? Para Türkiye’den mi geldi?

Cevabını 2024 bilançosunu incelerken buldum. Mali tablodaki en dikkat çekici iki kelime: “Bank Türkei” Yani para Türkiye’den gelmiş.

Hemen şirket adresinin ve taşınmazların olduğu adrese Hohenzollernstraße 30, Düsseldorf’a gittim.

Gerçekten kapıda HAMAG GMBH GÖKÇEK yazıyordu.”

YENİ Parti’ye yol tarifleri-Nuray Babacan (Nefes)

Son bir yılda yaşanan siyasi operasyonlar, demokrasi temelleri oturmuş ülkelerde pek görünmez sanırım. Bu operasyonların zorunlu olarak doğurduğu YENİ Parti’nin yol haritası, ülkenin geleceğini belirleyecek. AKP’li eski siyasilerin yaşananlarla ilgili yorumları ilginç.

Hem Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın planı hem de YENİ Parti’yi nelerin beklediği ve ne yapılması gerektiğine ilişkin yorumları, ‘eskilerin yeni partiye yol tarifi’ olarak yorumlamak mümkün;

– “YENİ Parti engellere rağmen ivme kazanmaya devam edecektir. Seçime 1,5 yıl var. Bu süreci nasıl yönetecekleri önemli. Atmaları gereken önemli adımlar var.

– 2002’de biz, dipten gelen dalgayı yakalamıştık. Şimdi aynı durum, Özgür Özel ve ekibi için söz konusu olabilir. Sıkıntılarımız olsa da sistem bize müsaade etmişti. Şimdi Erdoğan buna izin verecek mi, önemli olan o.

– YENİ Parti gerçekten yeni olursa, sonuç alır. CHP tabanıyla sınırlı kalmamalı. Yelpazenin genişletilmesi gerekir.

– İlk yola çıktığımızda Erdoğan, ‘Milli Görüş gömleğini çıkardım’ dedi. Bu diğer seçmenin dikkatini çekmek için kullanılmış bir söz. Özel ve ekibinin de benzer bir tavır sergilemesi gerekir.

-l Milli Görüş’te ısrar etseydik, oyumuz yüzde 20’ydi. Bizi iktidar yapan diğer seçmen kitlesiydi. Özgür Özel aynı sınavda. Ya CHP’nin yüzde 25’inin içinde kalacaklar ya da 45’i zorlayacaklar.

– YENİ Parti için en önemli sınav, ekonomi programlarında olacak. Halkı şu anda en çok yoran konu ekonomik kriz. Bu konuda kimlerle çalışacakları, halka proje olarak ne önerecekleri, nasıl bir ekonomik programlarının olacağı çok önemli.

– Partinin önce formasyonunu belirlemesi, ardından parti programının başta ekonomi olmak üzere her alandaki sorunlar için çözümlerini ortaya koyması ve net olması gerekir.

– Unutmamak gerekir, siyasette pozitif veya olumlu konuşulmaktan çok daha önemli olan negatif konuşulmamaktır. Kendisiyle ilgili oluşacak negatif algının ve olası hataların önüne geçerlerse, kazanırlar.

– Seçmen tepkisini göstermiyor. Sessiz ve derinden gidiyor. Ama son sözü onlar söyleyecek. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından yapılan seçimleri herkes hatırlıyor.

– Asker, Necdet Calp’ın partisini işaret etti, seçmen Turgut Özal’ı güçlü bir şekilde iktidara taşıdı. O nedenle seçmenin reflekslerini küçümsememek lazım. Onların tercihlerini ortadan kaldıracak tuzaklar kurulursa, tepkileri sert olabilir.”

Devlet ve itibar-Zafer Arapkirli (BirGün)

“Devlet” sözcüğünü ne zaman duysam, bundan yaklaşık 40 sene önce İstanbul’da bir belediye otobüsünde yaşanan bir olay gelir aklıma.

Aynı zamanda üniversite öğrencisiydim o zaman. Bir Pazar sabahı erken saatte otobüse binerken yüzde 50 indirimli öğrenci bileti attım kutuya. Şoför “Öğrenci pasonu da göster” dedi. Evde unutmuşum. “İnanmıyorsunuz madem, iki tane bilet atayım o zaman” dedim. Beni sahtekârlıkla suçladı ve başladı bağırıp söylenmeye. İki tane bilet attım ve geçip bir yere oturdum. Dakikalarca uzattı mevzuyu. Vır vır vır vır söyleniyor hâlâ. Olay haline getirdi.

Ben de “Yahu amma uzattın kardeşim, sanki devleti yıktık bir biletle!..” diye bağırdım.

Bu “Devlet” sözcüğü henüz çıkmıştı ki ağzımdan, o saniye ensemde iri bir el beni kavradı, belimi büktü ve ellerimi arkadan bağlayıp yere yatırdı.

Bir yandan da otobüs şoförüne “Bağla arabayı! Yolcuları da indir! Karakola götürüyoruz bunu! İşlem yapacağız!” diye bağırıyordu. Aynen öyle yaptılar. Sivil polismiş herif. “Devlet’e nasıl dil uzatırsın lan sen?” diye bağıra bağıra, karga tulumba, 100 metre ötedeki (Kadıköy) karakoluna götürdüler beni.

Gazeteci olduğumu da anlatmama rağmen küfür kıyamet karşılandım. Dayaktan son anda kurtuldum. Nöbetçi memuru, o zamanlar muhabir kapasitemle tanıdığım zamanın İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı’nı telefonla arayıp şikayet etmekle tehdit ederek, nezarete atılmaktan ve daha fazla belâya maruz kalmaktan “yırttığımı” hatırlıyorum. Ünlü Müdür’ün (hâlâ çok ünlü biri) adını duyunca bıraktılar beni.

Devlet kelimesini bile olumsuz bir cümlede telâffuz etmenin suç sayıldığı bir kültür var bu topraklarda. Devleti temsil ettiği inancıyla yaşayan hattâ bu “çeperde” kendini konumlandıran herkes çok hassastır, bu “devlet ve itibarı” konusunda.

Ama bizzat aynı kapsamdaki neredeyse herkes, devletin itibarını koruyup gözetme konusunda, nedense hiç de hassas davranmaz.

Meselâ;

On yıllar önce açıkça taahhüt ettiğimiz halde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının suratına “nanik” yapıp, “Kızdırmayın lan bizi. Bakın, üzerimize fazla gelirseniz. İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki imzamızı da gözden geçiririz. Çıkarız ha!..” diye tehdit edebilir mi, Saray’da danışman sıfatı taşıyan “zat-ı namuhterem”in teki? Bunun, koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni düşürdüğü fevkalade utanç verici durumu hesaplamadan…”

Suriye’de kim kazandı?-Nuray Sancar (Evrensel)

“Suriye Demokratik Güçleri Komutanı Mazlum Abdi’nin öz yönetimin ve bağlı askeri-sivil bütün yapıların lağvedildiğini duyurmasının ardından yıllarca savaşan Kürtlerin ne kazanıp ne kaybettiği üzerine epey dil döküleceği kuşku götürmez. Suriye merkezi yönetimiyle yapılan anlaşmaya göre Mazlum Abdi’nin Eş Şara’nın azınlıklarla ilgili danışmanı, İlham Amed’e dış ilişkilerde görevli milletvekili olma rolünün düşmesi, Kürtçenin seçmeli ders olarak kabulü, SDG’nin sınır görevlerinden sorumlu dört tugay halinde Suriye ordusuna bağlanması, YPJ’ye de iç güvenlik organlarında bir yer bulunması ABD, Türkiye, Suriye ve Kürt tarafı arasında yıllar süren mekik müzakerelerinin ve Türkiye ‘süreç’inin bir sonucu oldu.

Ancak Suriye’deki durum sadece sahadaki-cephedeki skora bakılarak bir değerlendirme yapılmasını kaldırmıyor. Pazarlığın özneleri açısından mevcut şartlarda, siyaseten bir kazan kazan durumu ilan edilmiş oldu. Özerklik savaşının liderlerinin merkezi görevlerle taltif edilmesi ve anlaşmanın diğer maddeleri, bölgenin bugünkü koşullarında talepleri ‘tanınma’ya ve dil sorununa kadar geri çekilmiş Kürt hareketi açısından muhtemelen tatmin edici. Ancak bu hareketin homojen olmadığı göz önüne alınırsa içinde ihanet, satış sözcüklerinin geçtiği radikal itirazların da bir süre devam edeceğini tahmin etmek zor değil…

Yıllar boyunca Kürt oluşumlarını güvenlik tehdidi olarak gören ve her uluslararası mahfilde kurulan masa ve kürsülerde bu kartı öne süren Türkiye yönetimine gelince; bu siyasi sonucun kabul edilebilir olduğu, gerisinin sürece bırakıldığı görülüyor.

Devamı piyasanın ‘gizli el’ine havale…

Anlaşmanın açıklandığı aynı gün Cumhuriyet’te çıkan bir haber ‘bir Türk firmasının’ Suriye’nin kuzeyinde yatırım yaptığını ve yapacağını ilan ediyordu. LC Waikiki Halep’e bağlı Türkiye’ye 3 kilometre uzaklıktaki El Rai kasabasında şu anda 150 işçinin çalıştığı yakında bu sayının 1000’e çıkarılacağı bir fabrika kurmuştu. Türkiye’de asgari ücret 585 dolar iken Suriye’de işveren 115 dolar ödeyecekti. İşçi giderlerinin, vergilerin, sigorta primlerinin vb. kalemlerin Türkiye’ye göre bir hayli düşük olduğu bu ülkede emek sömürüsü için geniş bir alan açılmıştı.

Türkiye’deki şirketlerin Suriye’ye yönelik ilgisi aslında yeni değil. Afrin müdahalesi sırasında ilan edilen ve sınırın Suriye içinde 30 kilometreye ulaşan güvenlik hattı Türk şirketlerinin öncelikli yatırım alanı. 247 şirket yatırım başvurusu için yanıt bekliyor.”

Hızlı normalleşme-Prof. Dr. İbrahim Ünalmış (Dünya)

“Merkez Bankası beklediğimiz normal­leşme adımını bu hafta başında at­tı. Beklentimiz ağırlıklı ortalama fonla­ma maliyeti’nin (AOFM) kademeli olarak %37’ye çekilmesiydi. Kademeli geçiş dö­nemi beklentimizin nedeni enflasyon gö­rünümü ve jeopolitik belirsizliklerdi.

2026 yılının başında enflasyon, büyü­me ve cari açık açısından tahmin belirsiz­liği oldukça düşüktü. Fakat İran-ABD sa­vaşı durumu tersine çevirdi. Artan petrol fiyatları, girdi maliyetleri enflasyon gö­rünümünü bozdu. Tarımsal hasıla açısın­dan geçen seneye göre daha olumlu bir yıl olmasına rağmen gıda fiyatlarında bekle­nen mevsimsel gerileme gerçekleşmedi.

Ağustos ayı ile birlikte önümüzde beş ay­lık enflasyon verisi var. Web-TÜFE ağus­tos ayı ölçümü %2,04. TÜİK enflasyon ve­risinin bu rakama yakın, zayıf bir ihtimal de olsa %2’nin bir miktar altında kalabi­leceğini düşünüyoruz. Geriye kalan dört ayda nasıl bir enflasyon görünümü bizi bekliyor?

Eylül ve ekim ayları mevsimsel olarak fiyat artışlarının yüksek seyretti­ği aylardır. 1983 yılından günümüze eylül ayı enflasyon ortalaması %3,36. Son dört yılın ve son iki yılın ortalamaları sırası ile %3,51 ve %3,10. Ekim ayı için bu rakamlar %4,01, %3,10 ve %2,72. Kasım ayı: %2,90, %2,32 ve %1,56. Aralık ayı: %2,32, %1,51 ve %0,96. Bu verilerin ima ettiği en iyi yıl sonu enflasyon oranı TCMB’nin yıl sonu tahmini olan %28’in üzerinde. Dolayısıy­la aylık enflasyon gelişmelerinin geçtiği­miz yıllardan iyi olması gerekiyor. Petrol fiyatları son bir hafta içerisinde gerileme eğiliminde.

İç talepteki zayıflık da fiyat­lar üzerinde baskı yaratıyor. Tüketici kre­di arzının da geçtiğimiz seneye göre düşük seyretmesi dezenflasyon sürecine destek veriyor. Bu gelişmeler yıl sonunda %30’un altında bir enflasyon oranı ima ediyor mu? Bizce bunun için kamu maliyesinin deste­ğine ihtiyaç var. 2026 yılı içinde oluşturu­lan mali alan ve düşük kamu borcu daya­nak olarak kullanılabilir ve dezenflasyon sürecine destek oluşturulabilir.

Jeopolitik gelişmelerin piyasalar üze­rindeki olumsuz etkisi zaman içerisin­de sönümleniyor. ABD-İran savaşı henüz sonlanmadı. Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor. Fakat piyasalar, yeni bir gelişme olmadığı sürece, savaşların varlığını gör­mezden gelmeye başlıyor. Bir anlamda, sa­vaşlar devam ediyor ama herkes kendi işi­ne bakmaya başlıyor. TCMB’nin normal­leşme adımını da bu çerçevede okumak gerekir.

Nitekim Türkiye’nin beş yıllık CDS pri­mi tekrar 220’nin altına indi. Tahvil piya­sasında yerli ve yabancı ilgisi devam edi­yor. Getiri eğrisinde orta vadede 100 baz puan, uzun vadede 70 baz puanlık gerile­meler gözlendi. Yurt dışı kaynaklı bir jeo­politik şok gerçekleşmezse TL varlıklara olan yerli ve yabancı ilgisinin devam etme­sini bekliyoruz.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram 

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Türkiye’nin önündeki asıl sınav
Sonraki Makale UEFA FIFA’ya başkaldırdı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

UEFA FIFA’ya başkaldırdı

Medya Günlüğü
28 Ağustos 2026
GünlükManşet

Diplomatik “yüksek gerilim”

Medya Günlüğü
28 Ağustos 2026
GünlükManşet

Rusya’nın nükleer doktrini

Medya Günlüğü
28 Ağustos 2026
GünlükManşet

Puantiyelerin kraliçesiydi…

Medya Günlüğü
28 Ağustos 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?