Rusya’nın kamuoyunda “nükleer doktrin” olarak bilinen belgesinin resmi adı “Rusya Federasyonu’nun nükleer caydırıcılık alanındaki devlet politikasının temel ilkeleri”.
Devlet Başkanı Vladimir Putin, 19 Kasım 2024’te 991 sayılı kararnameyle yeni metni onayladı. Aynı kararnameyle 2020 tarihli önceki metin yürürlükten kaldırıldı. 26 maddeden oluşan belgenin özelliği, eskisine göre nükleer silah kullanma şartlarını genişletmesi ve özellikle “muğlak” ifadeler kullanması.
991 sayılı kararname oldukça resmi ve teknik bir dille yazılmış. 26 maddenin basitleştirilmiş hali şöyle:
1-Bu belge neyi anlatıyor?
Belge, Rusya’nın nükleer caydırıcılık anlayışını ortaya koyuyor. Hangi askeri tehlikelerin Rusya açısından önemli görüldüğünü, nükleer caydırıcılığın nasıl yürütüleceğini ve hangi koşullarda nükleer silah kullanımının gündeme gelebileceğini belirliyor.
2-En önemli hedef saldırıyı önlemek
Rusya, potansiyel düşmanın kendisine veya müttefiklerine saldırmasını engellemeyi devletin en önemli önceliklerinden biri olarak görüyor. Bunun için ülkenin bütün askeri gücü, nükleer silahlar da dahil olmak üzere caydırıcılık amacıyla kullanılacağı belirtiliyor.
3-Nükleer caydırıcılık sadece nükleer silahlardan oluşmuyor
Rusya’nın caydırıcılık politikası siyasi, askeri, teknolojik, diplomatik, ekonomik ve bilgi alanlarındaki araçların birlikte kullanılmasını öngörüyor. Nükleer kuvvetler bu sistemin merkezindeki unsurlardan biri.
4-Rusya politikasını savunma amaçlı olarak tanımlıyor
Moskova, nükleer caydırıcılık politikasının savunma amaçlı olduğunu söylüyor. Amaç Rusya’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak, saldırıyı önlemek ve savaş çıkması halinde çatışmanın daha da büyümesini engellemek. Rusya ayrıca savaşın kendi açısından kabul edilebilir şartlarda sona erdirilmesini hedeflediğini belirtiyor.
5-Nükleer silah “son çare”
Rusya nükleer silahı temel olarak bir caydırıcılık aracı olarak görüyor. Belgeye göre nükleer silah kullanılması “son ve zorunlu önlem” olmalı. Rusya ayrıca nükleer tehditleri azaltmak ve devletler arasındaki gerilimin nükleer çatışmaya dönüşmesini önlemek için çaba göstereceğini söylüyor.
6-Doktrinin hukuki dayanağı
Belge, Rusya Anayasası, uluslararası hukuk kuralları, uluslararası anlaşmalar ve savunma-güvenlik alanındaki diğer Rus mevzuatını kendi hukuki dayanağı olarak kabul ediyor. Bu madde esas olarak belgenin hangi hukuk çerçevesine dayandığını açıklıyor.
7-Devlet kurumları bu kurallara uymak zorunda
Nükleer caydırıcılık konusunda görev yapan federal kurumlar, diğer devlet kuruluşları ve ilgili organizasyonlar bu belgede belirlenen esaslara uymak zorunda.
8-Doktrin değiştirilebilir
Rusya, dışarıdaki veya ülke içindeki koşullar değiştiğinde bu doktrinin yeniden düzenlenebileceğini açıkça belirtiyor. Yani belge değişmez ve sonsuza kadar geçerli bir metin olarak görülmüyor.
9-Rusya kimi potansiyel düşman olarak görüyor?
Rusya, kendisini potansiyel düşman olarak gören ve nükleer silaha, başka kitle imha silahlarına veya önemli bir konvansiyonel askeri güce sahip devletleri ve askeri ittifakları caydırıcılığın kapsamında görüyor. Ayrıca Rusya’ya karşı saldırı hazırlanmasına veya saldırı yapılmasına kendi topraklarını, hava sahasını, deniz alanlarını ya da kaynaklarını kullandıran devletler de bu kapsamda.
10-Bir ittifakın üyesi saldırırsa ittifakın tamamı hedefte olabilir
Bir askeri ittifakın herhangi bir üyesi Rusya’ya veya Rusya’nın müttefiklerine saldırırsa, Moskova bu saldırıyı sadece o ülkenin saldırısı olarak değerlendirmeyebilir. İttifakın tamamının saldırısı olarak kabul edebilir.
11-Nükleer bir devletin desteklediği saldırı da ortak saldırı sayılabilir
Nükleer silah sahibi olmayan bir devlet Rusya’ya veya müttefiklerine saldırır ve bu saldırıda nükleer bir devlet yer alır ya da destek verirse, Rusya bunu iki devletin ortak saldırısı olarak değerlendirebilir. Bu, 2024 metninin en dikkat çekici hükümlerinden biri.
12-Amaç karşı tarafı misillemeye inandırmak
Nükleer caydırıcılığın temel amacı, potansiyel düşmanın Rusya’ya veya müttefiklerine saldırması halinde kaçınılmaz bir karşılık alacağını anlamasını sağlamak. Başka bir ifadeyle Moskova, nükleer silahı kullanmadan önce karşı tarafı kullanacağına inandırarak savaşı önlemeyi amaçlıyor.

13-Rusya karşılık verebilecek durumda olmalı
Nükleer caydırıcılığın inandırıcı olabilmesi için Rusya’nın her türlü koşulda karşı tarafa kabul edilemez zarar verebilecek nükleer kuvvetlere sahip olması gerekiyor.
Belge ayrıca Rusya’nın bu silahları kullanma konusunda gerekli hazırlık ve kararlılığa sahip olması gerektiğini belirtiyor.
14. Caydırıcılık sürekli devam ediyor
Rusya’nın nükleer caydırıcılığı sadece barış zamanında uygulanmıyor. Barışta, saldırı tehdidinin doğduğu dönemde ve savaş sırasında da devam ediyor. Bu süreç nükleer silahların fiilen kullanılmaya başlanmasına kadar sürüyor.
15-Tehdit listesi oldukça geniş
Belgenin en uzun maddelerinden biri olan 15. madde, Rusya açısından askeri tehlike oluşturabilecek gelişmeleri sıralıyor.
Bunların başlıcaları:
Potansiyel düşmanın nükleer veya başka kitle imha silahlarına sahip olması ve bunları taşıyabilecek sistemlerinin bulunması.
Rusya’ya karşı kullanılabilecek füze savunma sistemleri, orta ve kısa menzilli balistik ve seyir füzeleri, yüksek hassasiyetli konvansiyonel silahlar, hipersonik silahlar ve saldırı İHA’larının konuşlandırılması.
Rusya ve müttefiklerinin sınırları yakınında büyük konvansiyonel askeri güçlerin ve bunların kullanacağı altyapının oluşturulması.
Uzaya füze savunma, uydusavar ve saldırı sistemleri yerleştirilmesi.
Nükleer silahların ve bunların taşıma sistemlerinin nükleer silah sahibi olmayan ülkelere konuşlandırılması.
Yeni askeri ittifakların kurulması veya mevcut ittifakların genişlemesi ve askeri altyapının Rusya sınırlarına yaklaşması.
Rusya topraklarının bir bölümünü izole etmeye veya hayati ulaşım bağlantılarını engellemeye yönelik girişimler.
Büyük çevresel, teknolojik veya toplumsal felaketlere yol açabilecek Rus tesislerinin hedef alınması.
Rusya sınırları yakınında büyük askeri tatbikatlar yapılması.
Kitle imha silahlarının, bunların taşıma sistemlerinin ve üretim teknolojilerinin kontrolsüz biçimde yayılması.
Ama burada önemli bir noktavar: Bu maddelerin her biri otomatik olarak nükleer saldırı nedeni olarak yazılmıyor. Bunlar, Rusya’nın nükleer caydırıcılık politikasında dikkate aldığı askeri tehlikeler olarak sıralanıyor.
16-Rusya caydırıcılığı nasıl uygulayacak?
Doktrin yedi temel ilke belirliyor:
Birincisi: Caydırıcılık sürekli olacak.
İkincisi: Ortaya çıkan yeni tehditlere göre değiştirilebilecek.
Üçüncüsü: Potansiyel düşman, Rusya’nın nükleer silahı ne zaman, nerede ve hangi ölçekte kullanabileceğini kesin olarak bilemeyecek.
Dördüncüsü: Sistemin yönetimi merkezi olacak.
Beşincisi: Nükleer kuvvetlerin yapısı ve büyüklüğü görevlerini yerine getirecek düzeyde tutulacak.
Altıncısı: Nükleer kuvvetlerin bir bölümü sürekli yüksek hazırlık durumunda bulunacak.
Yedincisi: Nükleer silahların kullanılması konusunda merkezi komuta korunacak; buna Rusya dışında konuşlandırılmış nükleer silahlar da dahil.
Buradaki en dikkat çekici kavram belirsizlik.
Rusya, karşı tarafın nükleer karşılığın zamanını, yerini ve ölçeğini önceden kesin olarak hesaplayamamasını caydırıcılığın bir parçası olarak görüyor.
17-Rusya’nın nükleer kuvvetleri üç bölümden oluşuyor
Rusya’nın nükleer caydırıcılık kuvvetleri:
kara, deniz ve hava tabanlı nükleer kuvvetlerden oluşuyor.
Bu, Rusya’nın nükleer “üçlü” olarak bilinen kara konuşlu füzeler, nükleer denizaltılar ve stratejik bombardıman uçaklarından oluşan yapısına karşılık geliyor.
18-Rusya hangi durumda nükleer silah kullanma hakkını saklı tutuyor?
İki temel durumdan söz ediliyor.
Birincisi: Rusya’ya veya müttefiklerine karşı nükleer ya da başka kitle imha silahlarının kullanılması.
İkincisi: Rusya veya Belarus’a karşı konvansiyonel silahlarla yapılan ve iki ülkenin egemenliği veya toprak bütünlüğü açısından kritik tehdit oluşturan bir saldırı.
Burada Belarus’un özellikle belirtilmesi önemli. Doktrin, Rusya ve Belarus’u Birlik Devleti kapsamında birlikte ele alıyor.
19-Beş somut koşul
Bu madde, belgenin en kritik bölümü.
Rusya’nın nükleer silah kullanımını mümkün görebileceği beş durum şöyle:
A-Balistik füze fırlatılması
Rusya veya müttefiklerini hedef alan balistik füzelerin fırlatıldığına ilişkin güvenilir bilgi alınması. Yani Rusya, füzenin hedefe ulaşmasını beklemek zorunda olmadığını doktrinde açıkça ortaya koyuyor.
B-Nükleer veya başka kitle imha silahlarının kullanılması
Rusya’ya, müttefiklerine veya Rusya’nın ülke dışındaki askeri birlikleri ve tesislerine karşı nükleer ya da başka kitle imha silahlarının kullanılması.
C-Kritik devlet veya askeri tesislerin vurulması
Rusya’nın nükleer karşılık verme kapasitesi açısından kritik öneme sahip devlet veya askeri tesislere saldırılması. Bu tesislerin devre dışı bırakılması Rusya’nın nükleer karşılık verme kapasitesini bozacaksa, bu durum nükleer kullanım ihtimali doğurabiliyor.
D-Rusya veya Belarus’a yönelik kritik konvansiyonel saldırı
Rusya veya Belarus’a konvansiyonel silahlarla saldırılması ve bu saldırının iki ülkenin egemenliği veya toprak bütünlüğü açısından kritik tehdit oluşturması. Bu, 2024 metninin en önemli değişikliklerinden biri.
E-Büyük bir hava ve uzay saldırısının başlaması
Rusya, çok sayıda stratejik veya taktik uçak, seyir füzesi, İHA, hipersonik silah veya başka hava araçlarının toplu şekilde havalandığı ve Rusya sınırını geçtiği konusunda güvenilir bilgi edinirse, nükleer kullanım ihtimali doğabiliyor. Burada kritik nokta “güvenilir bilgi” ve “kitlesel saldırı” ifadeleri. Her hava saldırısı bu kapsama girmiyor.
20-Son karar kimin?
Bu konuda doktrin açık: Nükleer silah kullanma kararını Rusya Devlet Başkanı veriyor.
Dolayısıyla 19. maddede sayılan koşullardan birinin ortaya çıkması, otomatik olarak nükleer silahların ateşleneceği anlamına gelmiyor. Bu koşullar nükleer kullanımın mümkün hale geldiği durumları tanımlıyor; nihai karar Devlet Başkanı’na ait.
21-Rusya önceden haber verebilir
Rusya Devlet Başkanı gerekli gördüğü takdirde başka ülkelerin siyasi ve askeri yöneticilerine veya uluslararası kuruluşlara nükleer silah kullanmaya hazır olduğunu, nükleer silah kullanma kararı aldığını veya nükleer silah kullandığını bildirebilir. Ancak doktrin bunu zorunlu bir bildirim olarak düzenlemiyor.
22-En üstte Putin var
Nükleer caydırıcılık politikasının genel yönetiminden Rusya Devlet Başkanı sorumlu.
23-Hükümetin görevi
Rus hükümeti, nükleer caydırıcılık kapasitesinin korunması ve geliştirilmesi için gerekli ekonomik politikaları yürütüyor. Ayrıca bu alandaki dış politika ve bilgi politikasını oluşturup uyguluyor.
24-Güvenlik Konseyi’nin görevi
Rusya Güvenlik Konseyi, nükleer caydırıcılık alanındaki askeri politikanın temel yönlerini oluşturuyor. Ayrıca Putin’in aldığı kararların uygulanmasında görev yapan devlet kurumları arasındaki koordinasyonu sağlıyor.
25-Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay
Savunma Bakanlığı, Genelkurmay aracılığıyla nükleer caydırıcılığın askeri ve örgütsel planlamasını doğrudan yürütüyor. Yani siyasi kararın askeri planlamaya dönüştürülmesindeki temel kurum Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay.
26-Diğer kurumlar da görev alıyor
Nükleer caydırıcılıkla ilgili görevleri bulunan diğer federal kurumlar ve kuruluşlar da Putin’in aldığı kararların uygulanmasına, kendi yetki alanları içinde katkıda bulunuyor.
26 maddeden çıkan sonuç
Rusya’nın 2024 nükleer doktrini aslında tek bir cümleyle özetlenebilir:
Moskova, nükleer silahı öncelikle caydırıcılık amacıyla elinde tuttuğunu söylüyor; ancak nükleer karşılığın gündeme gelebileceği durumların kapsamını geniş ve belirsiz tutuyor.
Özellikle üç nokta dikkat çekiyor.
Bir: Nükleer bir devletin desteklediği nükleer olmayan bir devletin saldırısı, ortak saldırı olarak değerlendirilebiliyor.
İki: Rusya’nın yanı sıra Belarus’a yönelik kritik tehdit oluşturan konvansiyonel saldırı da nükleer kullanım çerçevesine alınıyor.
Üç: Büyük çaplı bir hava-uzay saldırısının başladığına ilişkin güvenilir bilgi de nükleer kullanım koşulları arasına giriyor.
Ancak önemli bir ayrım var:
Doktrin “şu durumda mutlaka nükleer silah kullanılır” demiyor. 19. maddede sayılan koşullar, nükleer silah kullanımının mümkün olabileceği durumları belirliyor. Nihai karar ise Rusya Devlet Başkanı’na bırakılıyor.
Dolayısıyla 2024 metni yalnızca bir “nükleer saldırı olursa nükleer cevap veririz” belgesi değil.
Aynı zamanda potansiyel rakibe, “Rusya’nın nükleer karşılık verme sınırlarını kesin olarak hesaplayamazsınız” mesajı veriliyor. Zaten doktrinin belki de en önemli stratejik unsuru bu belirsizlik.
Rusya, karşı tarafın nükleer silahların hangi koşullarda, ne zaman ve nerede kullanılabileceğini kesin biçimde öngörememesini caydırıcılığın bir parçası olarak görüyor.
Kaynak: Rusya Devlet Başkanı’nın 19 Kasım 2024 tarihli 991 sayılı kararnamesi ve kararnameye eklenen “Nükleer Caydırıcılık Alanında Rusya Federasyonu Devlet Politikasının Temel İlkeleri”.
İlgili yazılar:
