Cuma, 21 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 21 Ağustos 2026 07:37
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

İşte Kütahyalı’nın tahliye kararı-Barış Pehlivan (Cumhuriyet)

“Neler gördü bu gözler ama yalan yok, yine de şaşırdım. Herkes “Üst mahkemeye yapılan itiraz sonucunda tahliye oldu” diye yazmıştı. Ama meğer gerçek başkaymış. Bizzat savcı, resen tahliye kararı vermiş.

Rasim Ozan Kütahyalı’nın özgürlüğüne kavuşmasından bahsediyorum. Bundan üç gün önce gece saatlerinde haberi düştü, o andan itibaren de belgesine ulaşmaya çalışıyorum. Sonunda buldum.

Bilmeyenler için özetleyeyim: Resen, kelime olarak “kendiliğinden” anlamına geliyor. Haliyle masamdaki belgenin en üstünde yazan “resen tahliye kararı”, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’ndaki savcının, kimsenin talebi olmaksızın “tutuklamanın gereksiz olduğu kanısına vararak” Kütahyalı’yı özgürlüğüne kavuşturduğunu anlatmak istiyor.

Gelin görün ki… Savcı bu tartışmalı kararı verirken daha ilk paragrafında, Kütahyalı’nın avukatlarının dosyaya sunduğu belgelere referans veriyor:

“Şüpheli Rasim Ozan Kütahyalı’nın müdafii aracılığıyla cumhuriyet başsavcılığımıza sunduğu dilekçeler ve ekindeki belgeler incelendiğinde; şüphelinin hesaplarına soruşturma kapsamında şüpheli kabul edilen hesaplardan gönderilen para transferleri ile şüpheli tarafından gerçekleştirildiği bildirilen POS çekim işlemleri arasında tarih ve tutar yönünden paralellik bulunduğuna ilişkin, savunmayı yaklaşık ispata elverişli nitelikte somut tespitlerin sunulduğu görülmüştür.

Ayrıca şüphelinin, POS çekim işlemi gerçekleştirdiğini savunduğu kişilerin kimlik ve iletişim bilgileri ile işlemlere ilişkin açıklamaları açıkça ortaya koyduğu, böylelikle savunmasının araştırılabilir ve denetlenebilir hale geldiği anlaşılmıştır.”

Madem öyle…

Sormazlar mı: Hangi suç deliliyle gözaltına aldırdınız? Hangi belgelerle tutuklattınız? Hani dosyadaki MASAK raporları, iletişim tespit tutanakları, hesap hareketleri? Kütahyalı, ileri sürdüğü benzer lehte delilleri daha ilk aşamada ortaya koymamış mıydı? Sahi, ne değişti?”

AKP’de tarikat savaşları-Nuray Babacan (Nefes)

“Tam, Terörsüz Türkiye Yasası masaya yatırılacakken, bazı dini tarikatlara yapılan operasyonları konuşmaya geçtik. İktidar partisi mensuplarının bile sıcağı sıcağına tam analiz edemediği bu faaliyet, AKP’de ‘dış güçler tarafından kullanılan bazı tarikatların hızlı büyümesini önlemek’ olarak yorumlanıyor!

AKP’lilerin yorumlarına geçmeden önce, 25 yıl boyunca iktidar partisinin açıktan desteklediği FETÖ’cüler, Menzilciler, İsmailağa Cemaati, İskenderpaşa Cemaati ve Nurcuların, hükümet ve devletteki etkilerini hatırlamak gerekir.

Parti içinde yıllarca Sağlık Bakanlığı’nı Menzilcilerin yönettiği anlatıldı. Bürokrasideki atamalardan konuşulurken, hangi okulda eğitim aldığı ve liyakati yerine ‘hangi tarikata yakın olduğu’ kartvizit gibi sunuldu.

Emniyet mensuplarının, vali ve kaymakamların, bakan ve yardımcılarının göreve nasıl geldikleri ‘Erdoğan ailesine yakınlıkları ya da hangi tarikat temsilcisi’ olmalarıyla tarif edildi.

O yüzden bazı AKP’li siyasiler, bu operasyonların iktidara yakın tarikatların şikayetleriyle yapıldığını öne sürüyor. Özellikle taşra illerinde ‘para ve gücün’ muhalif tarikatların eline geçmesi gerekçe gösteriliyor.

Bu görüşe katılmayan siyasiler ise bazı tarikatların tıpkı FETÖ gibi dış güçler tarafından kullanılmaya çalışıldığını, özellikle yurt dışına para transferlerinin dikkat çekici olduğunu anlatıyorlar. Süleymancılardaki yönetim değişikliğinden sonra yapının bozulduğu iddia ediliyor.

Bazı AKP’liler ise konuya daha derin bir yerden bakıyor. Bu operasyonları ‘devlet aklı’ olarak nitelendirenler, ‘belediye operasyonlarını, Terörsüz Türkiye projesini ve tarikatlara yapılan operasyonları’ tek bir organizasyon olarak yorumluyor. Türkiye’nin geleceğinin dizaynı edildiğini öne sürüyorlar.

Furkancılar, AKP içinde pek bilinmiyor. Bu yeni oluşum o nedenle şüpheyle karşılanıyor. Ancak partinin Süleymancılarla, uzun yıllar öncesine dayalı inişli-çıkışlı ilişkisi malum.. Denizolgun ailesinin yönetimden uzaklaştırılmasıyla birlikte para ve miras davalarında, AKP’li bakanların devreye girmesi amacıyla sürekli kulis yapıldığı anlatılıyor.

Yasalara aykırı da olsa cami yapıp, kuran kursu açmak amacıyla izin verilen vakıfların tamamının, siyasete yön vermek, siyaset mühendisliği yapmak, para ve gücü yönetmek için faaliyet yürüttüğü biliniyor. Fabrika, AVM, restaurant açarak kendilerine dini gerekçelerle sunulan olanakları, para ve güç kazanma amacıyla kullandıkları, bundan da vakıf ve tarikat yönetimindeki 5-10 kişinin yararlandığı anlatılıyor.

İşin ilginci, AKP’lilerin bir kısmı kendilerine destek verenler dahil, tarikat ve cemaatlerin hileli ve haksız kazançla geldikleri bu durumu, tehlikeli buluyor. Hepsinin kontrol altına alınması gerektiğini söyleyenler az değil.”

Üç sayıya sıkıştınız-Zafer Arapkirli (BirGün)

“Adeta bir “Şeytan Üçgeni”ne hapsettiniz memleketi… Öyle bir meş’um üçgen ki bu, üç köşesinde birbirinden menhus o üç sayı yazıyor:

299/1, 216/1, 217/A

İlkinden başlayalım:

299/1… Ülkeyi yöneten “tek kişilik iradeye hakaret” diye bir suç tanımlamışsınız. Yan bakanın üzerine, adeta şu meşhur “ördek fıkrası”ndaki gibi çökmeye çalışıyorsunuz.

Hani, adam parkta otururken gökyüzüne bakmış, “hava da bulutlanıyor” demiş.

Yanındaki öfkeyle fırlamış ayağa, “Sen şimdi bana ördek mi dedin?” diye bağırmaya başlamış.

“Nasıl yani?” diye şaşalamış öteki. “Nasılı var mı ulan?” diye bastırmış öfkeli… “Şimdi, hava bulutlanınca ne olur? Yağmur yağar. Yağmur yağınca ne olur? Bir sürü su birikintisi oluşur. Oraya da ördekler üşüşür, yüzmeye başlarlar. Yani bana ördek demek istedin sen!..”

Tam bu hesap. Abuk sabuk gerekçelerle insanları zindana tıkıyorsunuz. İktidarınızın yanlışlarını sadece eleştirenleri değil, eleştirme potansiyeli olanları bile, sudan gerekçelerle (bak şimdi, “sudan” dedim, hemen “ördek” çağrışımı yapmasın) içeri atmanın peşindesiniz. Benim başıma geldi de oradan biliyorum. “Kötü bir senaristten” sözettim bir gün. Onursuz “Minik” muhbirin teki, “Sen O’nu kastettin” diye ihbar etti de, yargı önüne çıktım. Sonra beraat ettim. Şimdi istinafta galiba?

Bir başka meş’um sayı da: 216/1

“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu…

Yine, “Sizden hoşnut olmayan herhangi birinin, herhangi bir şeyi eleştirmesi” size göre “kin ve düşmanlık” sayılıyor. O da başıma geldi. Tecrübeliyim. “Birilerinin kin ve düşmanlık dolu eylemlerini eleştirdiğim, mezhepsel kavgaların nasıl büyük bir belâ olduğuna dikkat çektiğim” için de yargılandım. Vallahi… Şaka gibi, ama gerçek.

Ondan da beraat ettim. Ortada tek bir kelime hakaret olmadığı halde, “Siz şöylesiniz, böylesiniz, yanlış yerde duruyorsunuz, yanlış şeyleri savunuyorsunuz” gibi en masum cümleleri kuran insanları bile, “kapısına dayanıp, kelepçeleyip” içeri tıkıyorsunuz. Haftalarca, bazen aylarca iddianame hazırlamadan haksız yere emir parmaklıklar arkasında tutuyorsunuz. Sonra da mahkemelerde savunmasını bile doğru dürüst dinlemeden, bir kanıta bile bağlamadan mahkûm etmeye çalışıyorsunuz.

Üçgenin üçüncü köşesinde de 217/A yazıyor.

Bakın, bundan hapis cezası aldım.

Hani şu, yasa değişikliğini yaparken yemin billah “Vallahi sansür amaçlı çıkarmıyoruz. Zaten medya ile bir ilgisi yok” diye yalan söylediğiniz ama ille de ve büyük bir iştahla gazetecilerin üzerine saldığınız yasa maddesi…”

‘Derdimize derman Spiderman’ mı?-Şenay Aydemir (Evrensel)

“Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün” (Spider-Man: Brand New Day) filmi, Türkiye’de on yedi günde 2 milyondan fazla izlendi ve klişe tabirle söylersek “Salonların yüzünü güldürdü”. Daha şimdiden de Türkiye’de ‘en çok izlenen yabancı filmler listesi’nde dokuzuncu sırada. Bu hızla ilk beşi de zorlar. Öte yandan 580 milyon TL (12 milyon dolar civarı) gişe hasılatı elde etti yapım. Bu sayının filmin dünya çapında 2 milyar doları aşan toplam gişe başarısının yanında devede kulak olduğu söylenebilir. (1) Marvel yapımcıları için küçük ama bizim sinemamız için büyük bir adım!

Daha önce bu köşede sıklıkla yazılıp çizildiği gibi, Türkiye sinema sektörü 2019 yılından itibaren ciddi bir seyirci krizi yaşıyor. 2018 yılında 70 milyon olan kesilen bilet adedinin ertesi yıl dramatik bir biçimde ve hemen tamamı yerli filmlerden olmak üzere 11 milyon azalması alarm zillerinin çalmasına vesile olmamıştı, üstene pandemi gelip salonların kapıları kapanınca kriz daha da derinleşti. Pandeminin ardından 2022’de 36 milyonu geçen gişe sayısı umutlandırsa da, bir daha o seviyeyi göremedi. Geçen yıl ise 30 milyonun da altına inerek kaybın çok daha derin olduğunu gösterdi. Oysa dünyanın birçok ülkesinde pandemi öncesindeki rakamlara henüz ulaşılamasa da ciddi toparlanmalar görülüyor. ABD, Fransa gibi ülkeler seyircinin yarısından fazlasını geri kazandı. Oysa Türkiye henüz pandemi öncesinin yarı rakamlarına bile ulaşamadı.

Üstelik son birkaç yılın rakamlarına baktığımızda yerli filmlerin izlenme payı içinde çocuk yapımlarının ağırlığı dikkat çekiyor. Halbuki, Türkiye sinema sektörünü dikkat çekici hale getiren şey yerli yapım izleme oranının yüzde 60’lar seviyesinde olmasıydı. Ve bu rakamın içinde çocuk filmleri makul bir alanı kapsıyordu. Oysa şimdi en ağırlıklı bölüm. Ayrıca hemen her yıl en çok izlenen on film yerli yapımlardan oluşuyordu. Bu yıl vizyona giren yapımlar içinde en fazla izlenen on film listesinin sekizini yabancı yapımlar oluşturuyor. Listeye girmeyi başaran iki yerli film (Kardeşler Takımı 3 ve Efes’in Sırrı) ise çocuk filmi.

2019’da “Popcorn krizi” olarak adlandırılan dönemde, sektördeki sorunları sağlıklı bir biçimde tartışmak ve çözüm taleplerinde ortaklaşmak yerine sinema salonlarının verdiği promosyon biletlere göz diken ve bunun çözümü için Saray’a kadar çıkan sinemacıların önde gideni Yılmaz Erdoğan da geçenlerde “Sinemayı geri kazanmamız lazım” deyiverdi. Ve müjdeyi verdi “Vizontele 3” geliyor! Ardından bir “Recep İvedik 8”, peşine bir “Düğün Dernek 3”, yanında da Arif’in yeni uzay maceraları… Tatlı olarak da “Müslüm ve Ayla’nın yapımcısından” yeni bir drama… Ya tutarsa…”

Hürmüz’de duran yalnızca gemiler değil-Dr. Hakan Çınar (Dünya)

“Dünya ekonomisini çoğu zaman dev fabrika­lar, trilyon dolarlık şirketler, merkez banka­ları ve teknolojik gelişmeler üzerinden değerlen­diriyoruz. Oysa küresel ekonominin kaderi zaman zaman haritada güçlükle görülebilecek kadar dar birkaç su yolunda belirleniyor. Hürmüz, Malakka, Babülmendep, İstanbul ve Çanakkale boğazları ile Süveyş ve Panama kanalları.

Arap Yarımadası ile İran arasında bulunan Hür­müz Boğazı, en dar noktasında yaklaşık 54 kilomet­re genişliğinde. Ancak gemilerin kullanabildiği ge­liş ve gidiş koridorlarının genişliği yalnızca 3,7’şer kilometre. Bu küçücük geçitten 2025 yılında günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürü­nü taşındı. Bu miktar, dünyadaki deniz yoluyla ger­çekleştirilen petrol ticaretinin yaklaşık dörtte biri­ne karşılık geliyor.

Küresel ham petrol ticaretinin ise yaklaşık yüzde 34’ü Hürmüz’den geçti. Üstelik mesele yalnızca petrol değil. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatı­nın neredeyse tamamı Hürmüz’e bağımlı. Bu iki ül­kenin boğazdan geçen LNG ihracatı, küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 19’unu oluşturuyor. Do­layısıyla Hürmüz’deki bir kriz yalnızca petrol fiya­tını yükseltmiyor. Elektrik üretiminden petrokim­yaya, gübreden plastiğe, ulaştırmadan gıdaya kadar bütün ekonomik zinciri etkiliyor.

2026 yılının ilk aylarında Orta Doğu’daki ça­tışmalar nedeniyle Hürmüz geçişleri büyük ölçü­de durdu. Uluslararası Enerji Ajansına göre savaş öncesinde günlük yaklaşık 20 milyon varil olan ham petrol ve petrol ürünü akışı, bir dönem nere­deyse tamamen kesildi.

Bu gelişme, küresel petrol piyasası tarihinde­ki en büyük arz kesintilerinden birini ortaya çı­kardı. Üye ülkeler, piyasayı desteklemek amacıy­la toplam 400 milyon varillik acil petrol rezervini kullanıma açma kararı aldı. Bu, kurum tarihinde­ki en büyük ortak acil durum müdahalesiydi.

Krizin etkisi petrol ile de sınırlı kalmadı. Hür­müz’den yapılan LPG ihracatı mart ayında yakla­şık yüzde 80 azaldı. Bölgeden Asya’ya gönderilen LPG’nin önemli bölümü yüz milyonlarca insanın yemek pişirme ihtiyacında kullanılıyordu. Petro­kimya tesisleri hammadde sorunu yaşarken plas­tik, ambalaj, otomotiv ve kimya sektörlerinde ma­liyet baskısı arttı.

Haziran ayında ABD ile İran arasında imzala­nan mutabakatın ardından boğazdaki gemi trafiği yeniden artmaya başladı. Ancak yaşananlar dün­yaya çok önemli bir gerçeği hatırlattı: Hürmüz ka­pandığında yalnızca petrol tankerleri durmuyor; küresel ekonominin çarkları yavaşlıyor.

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram 

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Musk’ın “dünya artık şirketlerin” itirafı
Sonraki Makale Prof. Dr. Gülten Kazgan hayatını kaybetti

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

“Bilsem kısırımı alır gelirdim!”

Medya Günlüğü
21 Ağustos 2026
GünlükManşet

Prof. Dr. Gülten Kazgan hayatını kaybetti

Medya Günlüğü
21 Ağustos 2026
Köşe YazılarıManşet

Musk’ın “dünya artık şirketlerin” itirafı

Metin Duyar
21 Ağustos 2026
Köşe YazılarıManşet

Namık Sevik o “muhabirleri” sopayla kovalardı!

Cenk Başlamış
21 Ağustos 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?