Son yıllarda hemen herkesin gündeminde ekonomik sorunlar ve önlenemeyen hayat pahalılığı var.
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan da, perşembe günü yaptığı açıklamada, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28 olarak yukarı yönlü güncellediklerini duyurdu.
Medyanın en azından bir bölümünün sürekli gündeminde olan bu konu televizyon kanallarında, gazete sayfalarında ve internet haber siteleride hep karşımıza çıkıyor.
Fakat okuduğumuz haberler ve ekrandaki yorumcular herkes biliyormuş gibi pek çoğu halka yabancı kelimeler ve terimler kullanıyor.
Enflasyon kelimesini herkes artık ezberledi ama dezenflasyon, resesyon, cari açık, politika faizi, CDS gibi çoğunluğın bilmediği onlarca kavram var.
Peki bunlar gerçekten ne anlama geliyor?
İşte ekonomiyle yakından ilgilenmeyenler için, mümkün olduğunca sade bir dille güncel ekonomi terimleri sözlüğü:
Asgari ücret
Bir çalışana yasal olarak ödenebilecek en düşük ücret. Ancak önemli olan yalnızca asgari ücretin kaç lira olduğu değil, enflasyon karşısındaki satın alma gücü.
Atıl işgücü
İşsizlerin yanı sıra, çalışmaya hazır olduğu halde iş aramayanlar veya istediğinden daha az çalışanları da kapsayan daha geniş bir gösterge. Bu nedenle gerçek iş gücü sorununu anlamada klasik işsizlik oranından daha geniş bir tablo sunabiliyor.
Baz puan
Faiz ve diğer oranlardaki küçük değişimleri ifade etmek için kullanılıyor. 100 baz puan = 1 yüzde puan. Örneğin faiz yüzde 40’tan yüzde 41’e çıkarsa, 100 baz puan artmış oluyor.
Borsa
Şirket hisseleri ve bazı diğer finansal araçların alınıp satıldığı piyasa. Borsanın yükselmesi her zaman bütün ekonominin iyi olduğu, düşmesi de kötü olduğu anlamına gelmez.
Brüt rezerv ve net rezerv
Brüt rezerv, merkez bankasının toplam döviz ve altın varlıklarını gösterir. Net rezerv ise çeşitli yükümlülükler dikkate alındıktan sonra kalan rezervi ifade eder. Bu nedenle iki rakam arasında önemli fark olabilir.
Bütçe açığı
Devletin harcamalarının gelirlerinden fazla olması. Bu açık genellikle borçlanma veya başka finansman yöntemleriyle kapatılır.
Büyüme
Bir ekonominin ürettiği mal ve hizmet miktarının artması. Genellikle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) üzerinden ölçülür.
Cari açık
Bir ülkenin dış dünyayla yaptığı ekonomik işlemlerde, harcadığının kazandığından fazla olması anlamına gelir. Örneğin, Türkiye’nin ithalat, enerji harcamaları ve diğer dış ödemeleri; ihracat, turizm gelirleri ve diğer döviz gelirlerinden yüksekse cari açık ortaya çıkar. Bu açığın bir şekilde finanse edilmesi gerekir.
Cari fazla
Cari açığın tersidir. Ülkenin dış dünyadan elde ettiği gelirlerin yaptığı ödemelerden fazla olması.
CDS
Bir ülkenin veya şirketin borcunu ödeyememe riskine karşı alınan sigortanın maliyetini gösteren gösterge. Genellikle CDS yükseliyorsa risk algısının arttığı, düşüyorsa azaldığı şeklinde yorumlanır.
Deflasyon
Fiyatların genel seviyesinin düşmesi. Yani 100 liralık ürün sepetinin zamanla 90 liraya inmesi gibi. İlk bakışta iyi bir şey gibi görünse de uzun süren deflasyon, insanların “nasıl olsa daha da ucuzlayacak” düşüncesiyle harcamalarını ertelemesine ve ekonominin yavaşlamasına yol açabilir.
Devalüasyon
Bir ülkenin para biriminin resmî olarak değerinin düşürülmesi. Serbest dalgalı kur sisteminde günlük kur artışları için teknik olarak “devalüasyon” demek her zaman doğru değil. Bu durumda daha çok değer kaybı veya kurun yükselmesi ifadeleri kullanılır.
Dezenflasyon
Enflasyonun düşmesi. Ama burada sık yapılan bir yanlış var: Dezenflasyon, fiyatların düştüğü anlamına gelmez. Örneğin enflasyon yüzde 70’ten yüzde 40’a düşerse, fiyatlar hâlâ artıyordur; sadece artış hızı yavaşlamıştır.
Doğrudan vergi
Gelir, kazanç veya servet üzerinden doğrudan alınan vergi. Gelir vergisi ve kurumlar vergisi buna örnek gösterilebilir.
Dolaylı vergi
Mal veya hizmet satın alırken ödenen vergi. KDV ve ÖTV bunun en bilinen örnekleri. Gelir düzeyinden bağımsız olarak aynı malı alan herkesten alınması nedeniyle, gelir dağılımı üzerindeki etkisi sıkça tartışılır.
Dış ticaret açığı
Bir ülkenin ithalatının ihracatından fazla olması. Cari açıkla sık sık karıştırılan bir kavram. Ancak cari denge sadece mal ticaretini değil; turizm, taşımacılık, yatırım gelirleri ve çeşitli hizmetleri de kapsar.
Döviz kuru
Bir ülkenin parasının başka bir para karşısındaki değeri. Türkiye’de genellikle dolar/TL ve avro/TL üzerinden konuşulur. Örneğin doların 40 TL’den 42 TL’ye çıkması, TL’nin dolar karşısında değer kaybettiği anlamına gelir.
Enflasyon
Mal ve hizmetlerin genel fiyat düzeyinin sürekli artması. Basit örnek: Geçen yıl 100 liraya aldığınız ürün sepeti bu yıl 140 liraya çıkmışsa, fiyatlar genel olarak yükselmiştir. Enflasyon sadece bir ürünün fiyatının artması değildir. Genel fiyat seviyesindeki yaygın ve sürekli artıştır.
Faiz artırımı
Merkez bankasının politika faizini yükseltmesi. Amaç genellikle enflasyonu kontrol altına almak ve aşırı talebi azaltmaktır. Bunun bedeli ise kredi kullanımının pahalılaşması ve ekonomik büyümenin yavaşlaması olabilir.
Faiz indirimi
Politika faizinin düşürülmesi. Kredi maliyetlerini azaltarak tüketimi ve yatırımları desteklemeyi amaçlar. Ancak enflasyon yüksekse faiz indirimi fiyatlar ve döviz üzerinde baskı yaratabilir.
Gelir dağılımı
Bir ülkede elde edilen toplam gelirin toplumun farklı kesimleri arasında nasıl paylaşıldığını gösterir. Ekonomi büyürken gelir dağılımı bozulabilir. Yani ülke zenginleşirken herkes aynı ölçüde zenginleşmeyebilir.
Gini katsayısı
Gelir eşitsizliğini ölçmek için kullanılan göstergelerden biri. Genel olarak 0’a yaklaştıkça gelir dağılımı daha eşit, 1’e yaklaştıkça daha eşitsiz kabul edilir.
GSYH
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, bir ülkede belirli bir dönemde üretilen nihai mal ve hizmetlerin toplam parasal değeri. Ekonominin büyüklüğünü ölçmek için kullanılan temel göstergelerden biri.
İşsizlik oranı
Çalışmak istediği ve iş aradığı halde iş bulamayanların iş gücüne oranı. Ancak iş aramayı bırakan veya çeşitli nedenlerle iş gücünün dışında kalan kişiler klasik işsizlik oranına her zaman dahil edilmez. Bu nedenle işsizlik rakamları değerlendirilirken atıl iş gücü gibi göstergeler de önemlidir.
Kayıt dışı ekonomi
Ekonomik faaliyetlerin resmî kayıtlara ve vergi sistemine girmeden yürütülen bölümü. Kayıt dışılık arttıkça devletin vergi kaybı yaşaması ve çalışanların sosyal güvenlik haklarından mahrum kalması gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
Kişi başına gelir
Bir ülkenin toplam ekonomik büyüklüğünün nüfusa bölünmesiyle elde edilen gösterge. Ancak bu rakam gelirin toplum içinde nasıl dağıldığını göstermez.
Kredi notu
Bir ülkenin veya şirketin borçlarını geri ödeme kapasitesi hakkında kredi derecelendirme kuruluşlarının yaptığı değerlendirmedir. Kredi notunun yükselmesi genellikle borçlanma maliyetlerinin düşmesine yardımcı olabilir.
Kur geçişkenliği
Döviz kurundaki değişikliklerin fiyatlara ne ölçüde ve ne hızla yansıdığını anlatır. Türkiye gibi ithalata bağımlılığı yüksek ekonomilerde dövizdeki artışın fiyatlar üzerinde daha belirgin etkisi olabilir.
Mali disiplin
Devletin gelir ve giderlerini sürdürülebilir bir şekilde yönetmesi anlamına gelir. Kontrolsüz harcamaların ve sürekli yüksek bütçe açıklarının önlenmesi, mali disiplinin temel amaçları arasındadır.
Merkez bankası
Bir ülkenin para politikasını yürüten ve para sisteminin istikrarından sorumlu kurum. Türkiye’de bu görevi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yürütür. Merkez bankasının başlıca görevleri şunlardır:
Enflasyonla mücadele etmek ve fiyat istikrarını sağlamak
Politika faizini belirlemek
Piyasadaki para miktarını ve likiditeyi düzenlemek
Döviz ve altın rezervlerini yönetmek
Bankacılık ve finans sisteminin istikrarına katkıda bulunmak
Kısacası, Merkez Bankası ekonominin “para musluğu”nu ve faiz mekanizmasını yöneten kurumdur diyebiliriz.
Nominal faiz
Enflasyon hesaba katılmadan açıklanan faiz oranı. Bankanın “yüzde 45 faiz veriyorum” dediğinde sözünü ettiği oran nominal faizdir.
Ödemeler dengesi
Bir ülkenin belirli bir dönemde dış dünyayla yaptığı tüm ekonomik işlemlerin kaydı. Bir ülkenin adeta “dış dünya muhasebesi” olarak düşünülebilir. Cari işlemler hesabı, sermaye hesabı ve finans hesabı gibi bölümlerden oluşur.
Politika faizi
Merkez bankasının belirlediği temel faiz oranı. Türkiye’de bu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bankalara uyguladığı ve para politikasının yönünü gösteren temel faiz oranlarından biridir. Politika faizi artırıldığında genel olarak kredi maliyetlerinin yükselmesi ve talebin yavaşlaması beklenir.
Reel faiz
Faiz oranından enflasyon etkisinin çıkarılmasıyla ortaya çıkan faizdir. Örneğin, banka yüzde 50 faiz veriyor ama enflasyon yüzde 40 ise kabaca yüzde 10’luk reel getiri söz konusudur.
Resesyon
Ekonomik faaliyetlerin belirgin biçimde daralması. Genellikle bir ülkenin ekonomisinin iki çeyrek üst üste küçülmesi resesyon için kullanılan pratik ölçütlerden biridir. Ancak resesyonun teknik tanımı ülkeden ülkeye ve kullanılan kuruma göre değişebilir.
Rezerv
Merkez bankasının elinde bulunan döviz ve altın varlıkları. Rezervler, ülkenin dış ödemelerini yapabilme kapasitesi ve finansal istikrar açısından önemli.
Satın alma gücü
Bir kişinin sahip olduğu parayla ne kadar mal ve hizmet satın alabildiğini gösterir. Maaşınız yüzde 30 artmış ama fiyatlar yüzde 50 yükselmişse, nominal olarak daha fazla para kazanmanıza rağmen satın alma gücünüz düşmüş olabilir.
Stagflasyon
Ekonominin yavaşladığı veya durgunlaştığı halde enflasyonun yüksek kalması. Yani hem hayat pahalıdır hem de ekonomi büyümez. Ekonomistler açısından en zor durumlardan biridir çünkü enflasyonla mücadele için alınan önlemler ekonomiyi daha da yavaşlatabilir.
Swap
İki tarafın belirli koşullarla para veya faiz ödemelerini değiştirmesine dayanan finansal işlem. Merkez bankaları arasındaki döviz takası da “swap anlaşması” olarak adlandırılır.
Tahvil
Devletin veya şirketlerin borçlanmak için çıkardığı menkul kıymet. Bir anlamda yatırımcı devlete veya şirkete borç verir; karşılığında belirli koşullarla faiz veya getiri elde eder.
Vergi
Devletin kamu hizmetlerini finanse etmek için kişi ve şirketlerden aldığı zorunlu ödeme. Ancak vergilerin doğrudan mı yoksa dolaylı mı olduğu, ekonomik ve sosyal etkileri açısından büyük önem taşır.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
