Ekonomist ve küresel risk uzmanı Thierry Malleret uyardı: “Aşırı sıcaklar görmezden gelinemez.”
Bu çarpıcı yazı dünyanın basit bir çevre krizini çoktan geçtiğini anlatıyor.
İş artık bir sorun olmanın ötesine geçti. Küresel, finansal, sosyal ve fiziksel sistemleri paramparça edecek bir felaket hemen kapının ardında.
Gezegenimiz, iklim bilimcilerin yıllardır uyardığı kritik devrilme aşamalarını birer birer geçiyor. İnsanlık tarihinin en yıkıcı sıcaklık kıyametine doğru adım atıyor.
Artık geri dönülmez aşamayı geçtik.
Küresel ortalamadaki küçük artışlar, bölgelerde katliam boyutunda etki yapıyor.
Canlılar bir anda ve topluca ölebiliyor.
Avrupa artık bir cehenneme dönüştü. Yaşlı kıta, dünya ortalamasının iki katından fazla ısınıyor. Gelişmiş ekonomilerin bile bu felaket karşısında çaresi yok gibi.
Sıcak dalgası bir sessiz katildir.
Malleret analizinde sıcak hava dalgalarını “sessiz katil” olarak tanımlıyor.
Ülkelerin başına seller, kasırgalar, devasa yangın felaketleri geldiğinde, neden oldukları anlık ama aşırı yıkım nedeniyle hemen medyada yer buluyor.
Aşırı sıcaklar ise çok fazla ilgi çekmeyebiliyor.
Oysa bu felaketler, fark edilmeden binlerce insanın yaşamını yitirmesine, altyapının ciddi zarar görmesine ve ekonomik hayatın aksamasına neden olmaktadır.
20 bin insanı öldüren sıcaklar
Haziran ayında, Avrupa’da yaşanan tek bir sıcak hava dalgası 20 binden fazla insanı öldürdü. Sadece bu örnek bile aşırı sıcağın katil yüzünü göstermeye yeter.
Kabul etmemiz gereken acı gerçek şudur: İklim krizi artık doğrudan halk sağlığını ve toplumsal güvenliği tehdit eden devasa bir tehdittir.
Nitekim Fransa’da ve İspanya’da durdurulamayan orman yangınları yüz binlerce insanın tahliye edilmesine ve bazı büyük şehirlerde alarm haline geçilmesine neden oldu.
İklim kaynaklı zorunlu göçler, sınırları aşan bir risk haline geldi. Hiçbir coğrafya bu risklerin dışında kalabilecek kadar güvende değil.
Alarm zilleri duymazdan geliniyor
Meteoroloji uzmanları canhıraş bir tonda haykırıyor;
Gözlemlenenler geçici değil, yeni normalin keskin uçlarıdır.
Bu haykırışlar tıp dünyasında karşılık buluyor;
Aşırı ve devamlı sıcak insan fizyolojisini hedef alır.
İnsanın bilişsel yeteneklerini felç eder.
Bu gelişmeler toplumsal düzeni paramparça edecek sinsi krizlerin tetikleyicisidir.
Kuraklıkta kritik eşik aşılırsa;
Ekosistemler bir ısınma döngüsüne girer.
Topraktaki nem tamamen kurur.
Yangın riski katlanarak artar.
Yanan ormanlar devasa miktarlarda karbonu atmosfere salar.
Isınma daha da hızlanır.
Aşırı sıcakların ekonomiler üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
İklim krizi ekonomileri çökertir.
Aşırı sıcaklar fiziksel ve beyinsel kapasiteyi düşürür.
Üretimde kayıplar başlar.
İnşaat, tarım, turizmde işler durur.
Tarımda rekolte çöker ve ürün kıtlığı yaşanır.
Gıda güvenliği tehlikeye girer. Fiyatlar patlar.
Aşırı sıcaklar nedeniyle soğutma yükü korkunç boyutlara varır. Enerji şebekelerine aşırı yüklenme ortaya çıkar. İletim hatları eriyebilir.
Kitlesel kesintiler başlar. Elektrik fiyatları fahiş miktarlara çıkar.
Sağlık sistemine aşırı yüklenme olur.
Hastanelerde ekipman zarar görür.
Yaşanabilir bölgeler değişiyor.
Sıcaklık artışı küresel turizm haritasını keskin biçimde değiştirmektedir.
Yarım asırdan bu yana ilgi odağı olan Akdeniz Çanağı, aşırı sıcaklar nedeniyle yavaş yavaş cazibesini kaybediyor.
Yıllardır sıcak iklimleri ve güneşli sahilleri pazarlayan bu sektörler, şimdilerde devasa bir odak kaymasına sahne oluyor. Ilıman iklime sahip kuzey coğrafyası giderek değerleniyor.
Aşırı sıcak bölgelerdeki milyarlarca dolarlık altyapı ve tesisler için, atıl kalma riski var.
Sağlıklı yaşam satan bir tesisin, nefes almanın bile tehlikeli olduğu 45 derece sıcaklıkta inandırıcı olması olanaksızdır.
Erteleme lüksü yok
Malleret’in analizi net bir gerçeği haykırmaktadır: Acil çözüm, bir gündem maddesi olmaktan çıkalı çok oldu. Hayat memat meselesine dönüştü.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
