Milli Takım’ın Paraguay’la yapacağı karşılaşma öncesi kaleci Uğurcan Çakır ve defans oyuncusu Samet Akaydin basın toplantısı düzenliyor.
Arizona’da Millî Takımın kamp yaptığı otelde düzenlenen basın toplantısında soruları yanıtlayan iki oyuncu, kaybedilen Avustralya maçıyla ilgili değerlendirmelerde bulunuyor ve Paraguay karşılaşmasını kazanacaklarına inandıklarını söylüyor.
Derken, Çakır’la Akaydin’e şöyle bir “soru” yöneltiliyor:
“… Ya biz her şeyi çok iyi çalıştık ama bu nasıl oldunun şeyini hâlâ kafanızda oturtamamışsınız. Şimdi ben söyleyeyim size. Bir tablo çıkaracağım. Size gol atan Irankunda Watford’da 40 maçta 4 golü olan bir adamdı. 26 maç üst üste hiç golü yoktu. Size gol atan Metcalfe, St. Pauli’yi çıldırtan, 39 maçta hiç gol atamamış ve sadece 2 asist yapmış bir adamdı. Bir şey daha. Avustralya takımı size gelene kadar ‘conventional rate’ dediğimiz şutlarının gole dönme oranı yüzde 7-8’lerdeydi. Size yüzde 25 ile attı. Döndük geriye, yaklaşık 22 bin maçı analiz ettirdim ekibime…
Bu sırada basın toplantısındaki bir görevli araya girerek, “Sorunuza gelebiliriz!” demek ihtiyacı hissediyor.
“Soru” devam ediyor, iki futbolcu da gayet saygılı biçimde dinlemeye…
“Tamam. Sadece bu şekilde binde üç maç var. Yani bu üç faktörün birden bir arada olduğu binde üç maç var. Bu kadar talihsiz ve tesadüf bir mağlubiyetle karşı karşıya kaldınız. Bunu bir kenara koymak isek eğer siz de çok haksızlığa uğrayacaksınız. Sorum şu: Çok sıcak koşullarda yaptığınız antrenmanlardan sonra daha soğuk koşullarda maç yapıyorsunuz. Oregon Üniversitesinden Lorenzo’nun çalışmasına göre bu aslında bir avantaj. Sizin vücudunuzdaki plazma düzeyi artıyor. Bu sizin kalbinizin çok yüksek nabızlara çıkmadan performansınızın artmasını sağlıyor. Yani Paraguay maçında biz bambaşka bir takım görme şansına sahibiz fizyolojik olarak…. (bundan sonraki cümle anlaşılmıyor). Son düşüncem Paraguay maçında 60. dakikadan sonra bambaşka çocuklarımızı izleyeceğimizi düşünüyorum. Onu da söylemiş olayım. Biraz uzattım kusura bakmayın…”

Sosyal medyadaki paylaşımlara bakılırsa soruyu soran, futbola, özellikle analize ilgisi bilinen Dr. Kubilay Gürkan. Zaten o da X hesabında basın toplantısını izlediğini belirtmiş ve akreditasyon kartının fotoğrafını koymuş. Gürkan’ın profilinde, “33 yıldır iç hastalıklar uzmanı. Türkiye’ye 25 yıl önce Bilgisayar ile Maç Analizini ve Tv Programlarını ilk getiren adam” yazıyor.
Bu “monolog” sosyal medyada bugün çok paylaşıldı. Hatta X’teki (eski Twitter) “Coğrafi Ofsayt” hesabı, “Türk futbol tarihinde sorulmuş en güzel soru” yorumuyla paylaştı.
Paylaşım altındaki yorumlarda da “soru”ya bol bol övgü var.
İyi, güzel, hoş da…
Birincisi, yukarıda okuduğunuz uzun konuşmada herhangi bir soru yok. “Sorum şu” diye başlayıp devam eden cümleler var.
İkincisi, Gürkan (eğer soruyu soran gerçekten oysa) konusunda bilgili olabilir ama orası basın toplantısı. Gazetecilerin soru soracağı yer. Kaldı ki o soru sormuyor, yaptığı analizi uzun uzun anlatıyor. Madem bir medya kuruluşu adına basın toplantısına akredite oldu, o zaman çıkıp “normal” bir soru sorması gerekiyor.
Üçüncüsü, bir basın toplantısı analiz anlatma yeri mi? Yaptığı analiz değerli olabilir, o ayrı ama o zaman da bunu bir şekilde Milli Takım yöneticileriyle paylaşması gerekmez mi?
Soru sorulması gereken ortamda böyle uzun uzun analiz yapıyorsanız, niyetiniz o olmasa da işi şova dökmüşsünüz ya da en azından gereksiz bir iş yapmışsınız demektir.
Yanlış yer yanlış zaman.
Neyse ki futbolcular ters bir cevap vermedi, sabırla, saygılı biçimde dinledi.
Kısacası, bu “Türk futbol tarihinin en güzel sorusu” değil, zaten soru hiç değil.
Ama tabii, artık çoğu gazetecinin bile soru sormasını bilmediği bir ülkede gazeteci olmayan birisinden bunu beklemek de fazla hayalcilik.
Fotoğraf: TFF
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
