Kanada ve Meksika ile 2026 FIFA Dünya Kupası’nın ev sahibi ülkelerinden biri ABD ama birçok kişi hâlâ şu soruyu soruyor: Futbol Amerika’da gerçekten popüler mi?
Bu sorunun cevabı sanıldığından biraz daha karmaşık çünkü ABD’de futbol ne Avrupa’daki kadar baskın bir spor ne de eskisi kadar marjinal bir konumda. Son yıllarda sessiz ama dikkat çekici bir yükseliş içinde.
ABD’de spor denince ilk akla gelen branşlar Amerikan futbolu, basketbol, beyzbol ve buz hokeyi. NFL (Amerikan Ulusal Futbol Ligi) açık ara ülkenin en popüler spor organizasyonu olmayı sürdürüyor. NBA de (Ulusal Basketbol Birliği) hem ülke içinde hem de dünya çapında büyük ilgi görüyor. Daha da kafa karıştıran, futbol teriminin Amerikan futbolcu için kullanılması, bizim bildiğimiz futbola ise “soccer” denilmesi. Ortalama bir Amerikalı da “soccer” denilince Avrupa futbolunu anlıyor.
Bu nedenlerle futbol, uzun yıllar boyunca “geleceğin sporu” olarak tanımlandı. ABD’de, özellikle Avrupa ve Latin Amerika’daki kadar güçlü bir futbol kültürü oluşmadı.
Ancak son yıllarda tablo değişmeye başladı.
Nielsen tarafından 2026 yılında yayımlanan bir araştırmaya göre Kuzey Amerika’daki futbol ilgisi son beş yılda yaklaşık yüzde 11 arttı. ABD’de futbolu takip edenlerin sayısı 62 milyonu aşmış durumda. Bu rakam ABD’yi dünyanın en büyük futbol taraftar topluluklarından biri haline getiriyor.
Özellikle Z Kuşağı ve Y Kuşağı arasında futbolun popülerliği dikkat çekiyor. Araştırmalar futbol izleyicisinin önemli bölümünün gençlerden oluştuğunu gösteriyor.
Futbolun ABD’deki asıl gücü altyapıda yatıyor.
Sports & Fitness Industry Association verilerine göre, futbolu oynayan Amerikalı sayısı 16,8 milyona ulaştı. Bu rakam şimdiye kadar kaydedilen en yüksek seviyelerden biri. Aynı dönemde salon futboluna katılım da artış gösterdi.
Amerikan liselerinde yüz binlerce öğrenci futbol oynuyor. Bu durum futbolun artık yalnızca göçmen topluluklarının değil, ülkenin genel spor kültürünün bir parçası haline geldiğini gösteriyor.
ABD’de futbolun yükselişinden söz edip de Lionel Messi’den söz etmemek olmaz.
Arjantinli yıldızın 2023 yılında Inter Miami’ye transferi, hem MLS’in hem de futbolun görünürlüğünü ciddi biçimde artırdı. Bazı organizasyonların izlenme oranlarında büyük sıçramalar yaşandı ve futbol yeniden ulusal gündeme taşındı.
Messi’nin gelişi, Amerikan futbol tarihinin en önemli pazarlama hamlelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
ABD’nin en üst düzey futbol ligi olan MLS, son yıllarda önemli büyüme gösterdi. Lig genişledi, yeni kulüpler kuruldu ve futbola özel statların sayısı arttı. Kulüp değerleri yükselirken milyonlarca taraftar stadyumlara gelmeye devam ediyor.
Buna rağmen MLS hâlâ İngiltere Premier Ligi, İspanya La Liga veya Almanya Bundesliga gibi organizasyonlarla aynı seviyede görülmüyor.
İlginç olan ise birçok Amerikalının yerel ligden çok Avrupa futbolunu takip etmesi. Özellikle Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi yayınları büyük ilgi görüyor. Bu durum Amerikalı futbolseverlerin sayısının arttığını ancak futbol tercihlerinin küresel olduğunu gösteriyor.
1994 Dünya Kupası’nın ABD’de düzenlenmesinin ardından MLS kurulmuş ve Amerikan futbolunda yeni bir dönem başlamıştı. Bugün birçok uzman, 2026 Dünya Kupası’nın da benzer bir etki yaratabileceğini düşünüyor.
MLS yönetimi de turnuvayı yalnızca kısa süreli bir şölen olarak değil, futbolun kalıcı büyümesini sağlayacak bir fırsat olarak görüyor. Son yıllarda yapılan yatırımların önemli bölümü bu hedef doğrultusunda gerçekleştirildi.
ABD’de futbol henüz Amerikan futbolunu ya da basketbolu tahtından indirecek kadar güçlü değil. Ancak artık “niş”, yani azınlığa hitap eden özel bir spor” olarak da görülmiyor.
Milyonlarca kişinin oynadığı, on milyonlarca kişinin takip ettiği ve genç kuşaklar arasında sürekli büyüyen bir spor haline geldi. 2026 Dünya Kupası ise bu yükselişin en önemli dönüm noktalarından biri olabilir.
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
