Medyaradar sitesinde “Ekran Kedisi” mahlasıyla yayınlanan “Günahın ortak hesabı: Nagehan Alçı’nın mağduriyet retoriği” başlıklı yazı:
“Zaman, en acımasız hakimdir derler; zira ne unutur ne de unutturur. Dün güç sarhoşluğuyla başkalarının hayatlarını altüst edenlerin, bugün kendi yarattıkları enkazın altında kalıp “mağdur” rolüne soyunmaları, bu ülkenin hafızasıyla dalga geçmekten başka bir şey değildir.
Son günlerin magazinel ve hukuki soslu gündemi, Rasim Ozan Kütahyalı’nın yasa dışı bahis soruşturmasından tutuklanması ve kirli çamaşırlarının ortalığa saçılmasıyla çalkalanıyor. Eski eşi Nagehan Alçı ise vakit kaybetmeden YouTube kanalında mağdur rolüne soyunarak dert yanıyor.
Neymiş?
ROK nafaka ödememiş, ortak hesaba para yatırıp kendi borçlarını ödemiş, dekontlarla mahkemeyi kandırmış…
Sormadan edemiyorum: Kurdun kurduğu sofrada adalet arayanlar, o sofraya hangi av etlerini taşıdıklarını ne çabuk unuttular?
Sayın Alçı, günlerdir süren eleştirilere ve haberlere isyan ediyormuş. Duygu sömürüsü sanatı, ne yazık ki bu topraklarda her zaman alıcı bulmuştur. Ancak bu kez halkın feraseti, bu sahte gözyaşlarına kanmayacak kadar yorgun ve yaralı.
Sormazlar mı size; madem boşandınız, madem bu adamın ne olduğunu biliyordunuz, o ortak hesabı neden açık tuttunuz?
Hukukun temel bir kuralıdır: Ortak hesaba giren her kuruştan da, oradan çekilen her meblağdan da taraflar müştereken sorumludur.
Yoksa o hesap, zamanı geldiğinde arkasına saklanılacak bir hukuki kılıf mıydı?
Daha da önemlisi, hafızamızı tazeleyelim:
Zamanında Bank Asya’dan çekilen o meşhur kredilerle Boğaz’daki yalıyı satın alırken, o lüks hayatın keyfini sürerken de “mağdur” muydunuz? O yalıyı sanki kendiniz seçmemiş gibi, tüm o karanlık dönemlerin hiçbir sorumluluğu üzerinizde değilmiş gibi davranmanız, bu milletin aklıyla alay etmektir.
Bugün ROK’un Nagehan Alçı’yı “Yunan ajanı” olmakla suçlayacak kadar trajikomik bir çamur savaşına girmesi, beni zerre-i miskal ilgilendirmiyor. Bu, iki eski ortağın ganimet paylaşımı sonrasındaki hırgüründen ibarettir.
Benim ilgilendiğim, bu ülkenin vicdanıdır. Bir dönem ekran ekran gezip, köşelerinden parmak sallayarak masum insanların hayatlarını karartan, kumpaslara alkış tutan bu iki ismin bugün birbirini yemesi bir “adalet” tecellisi değil, sadece bir iç hesaplaşmadır.
Geçmişin borcu, geleceğin iflasıyla ödenir.
Başkalarının feryadı üzerine inşa edilen hiçbir lüks, sahibine huzur getirmez.
Nagehan Alçı, sütten çıkmış ak kaşık rolünü ne kadar iyi oynarsa oynasın; karı-koca bu millete, bu vatana ve bu ülkenin aydınlık insanlarına verdikleri zararların hesabını vermeden kamuoyu vicdanı asla rahat etmeyecektir.
Mağduriyet gemisine binip kurtulmaya çalışmayın Sayın Alçı. Çünkü o geminin rotasını da, o limanın koordinatlarını da bu millet çok iyi biliyor. Şunu asla unutmayın: Zulüm ile abad olanın ahiri berbad olur.
Bugün nafaka dekontlarının arkasına saklanarak temizleyemeyeceğiniz bir geçmişiniz var. Ve o geçmişle olan hesabınız, magazin sayfalarında değil, er ya da geç gerçek hukukun karşısında görülecektir!”
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
