Özellikle eşi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Dilek Kaya İmamoğlu, kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim hâline geldi.
1974 yılında Trabzon Vakfıkebir’de on çocuklu bir ailenin en son çocuğu olarak dünyaya gelen Dilek Kaya İmamoğlu, İstanbul Üniversitesinde Turizm İşletmeciliği alanında lisans eğitimini tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi Kamu Maliyesi bölümünü de bitirdi. Yüksek lisansını ise İstanbul Arel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yaptı. Doktorasının tez konusu “Demokratik ve Otokratik Liderlik Tarzlarının Bütünleşik Kalkınmaya Etkisinde Yönetim Niteliğinin Rolü”ydü. Üniversitede bir süre “Sosyal Sorumluluk ve Topluma Hizmet Uygulamaları” dersi verdi.
18 Kasım 1995 yılında Ekrem İmamoğlu ile evlendiğinde henüz lise mezunuydu. Çiftin Mehmet Selim (d. 1997), Semih (2005) ve Beren (2011) adlarında üç çocuğu var.
Uzun yıllar boyunca sakin ve geri planda bir yaşam sürmeyi tercih eden Dilek Kaya İmamoğlu, 2019 İstanbul seçim süreciyle birlikte kamuoyunun ilgisini çeken bir figüre dönüştü. Kampanya döneminde yalnızca bir “siyasetçi eşi” görüntüsü vermek yerine, toplumla doğrudan temas kuran, empati dili kullanan ve sosyal meselelere duyarlılık gösteren bir profil çizmeye çalıştı.
Seçim sürecinde AKP’nin adayı Binalı Yıldırım’ın eşi Semiha Yıldırım ile karşılaştırılması üzerine şunları söyledi:
“Bu tarz paylaşımların iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum. Eğer bir aşağılama ya da güzelleme yaptıklarını sanıyorlarsa bilmeliler ki beni de aşağılıyorlar. Çünkü ben Sayın Semiha Yıldırım’ın fotoğrafına bakınca kendi annemi, kendi ablamı görüyorum. Onların tercihi de böyle. O yüzden bu paylaşımı hiç iyi niyetli bulmuyorum”
Semiha Yıldırım bu yanıt için ona teşekkür etti.
Kamuoyunda en çok öne çıkan özelliklerinden biri ölçülü ve dengeli iletişim tarzı oldu. Sert siyasi polemiklerden uzak durdu ve daha çok kadın hakları, çocukların eğitimi, sosyal dayanışma ve toplumsal eşitlik gibi alanlardaki mesajlarıyla öne çıktı.
2019 yılında ünlü Fransız moda ve yaşam dergisi Madame Figaro Türkiye’nin kapağında yer aldı. Dergi, Dilek İmamoğlu’nu kapağa taşıdığı özel sayıda kendisini “İstanbul’un First Lady’si” başlığıyla tanıttı.
2020 yılında dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu ve eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş ile Selahattin Demirtaş’ın yazdığı “Devran” kitabından uyarlanan tiyatroyu birlikte izlemesine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tepki gösterdi.
2014 yılında Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği Başkan Yardımcısı Semra Çetinkaya eşliğinde, “engellilerin yaşadığı zorlukları hissetmek ve farkındalık yaratmak” amacıyla bir gün boyunca İstanbul’u tekerlekli sandalyeyle gezdi. “Engelliler için farkındalık yaratma faaliyetleri” nedeniyle Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği tarafından Şükrü Sürmen Ödülü’ne layık görüldü.
2021’de İstanbul Vakfı’nın “Büyüt Hayallerini” projesinde yer aldı. Proje kapsamında kız çocuklarına burs veriliyor.
2024 yılında, yüksek lisans tezine dayanan “Cam Işığı Kes(e)mez” adlı kitabı yayımlandı. Kitapta kadınların iş hayatında yaşadığı zorluklar anlatılıyor.
Eşinin Mart 2025’te tutuklanmasının ardından CHP’nin düzenlediği protesto gösterilerine katılmaya başladı. Saraçhane’deki mitingte, “Ekrem’e yapılanlar vicdanlara dokundu, kendi yaşadıklarını hatırlattı” dedi.

Geçen yıl haziran ayında, Silivri’deki kadın tutukluların başka şehirlerdeki cezaevlerine nakledilmesi sonucu çocuklarından ve ailelerinden uzak kaldıklarını belirterek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a şu mektubu yazdı:
“Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi,
Bir anne ve toplum vicdanının sesi olma sorumluluğunu yüreğinde hisseden bir kadın olarak bu mektubu size yazıyorum.
Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan kadınlar, İstanbul dışındaki cezaevlerine sevk edilmeleri nedeniyle çocuklarından ve ailelerinden koparılmış durumdalar. Bu uygulama, yalnızca bu kadınların değil, geride kalan aile bireylerinin de hayatını derinden etkilemektedir. ‘Aile Yılı’ ilan edilen 2025 yılında, annelik gibi kutsal bir sorumluluğun bu denli ağır şekilde sekteye uğratılması, toplum vicdanını da derinden yaralamaktadır.
Günahsız çocuklar annelerinden ayrı düşmekte, bu ayrılık onların ruhsal gelişimlerinde onarılması güç izler bırakmaktadır. Aile bütünlüğünün korunması, hukuk devleti olmanın en temel gereklerinden biridir. Bu tür uygulamalar, evrensel insan hakları ve çocuk hakları bakımından ciddi bir sorgulama gerektirmektedir. Kadınların ve çocukların korunması adına gösterdiğiniz duyarlılığı biliyorum. Sizden ricam; bu meselenin insani yönüyle ele alınması, ilgili kurumlarla istişare edilerek kadın tutukluların ailelerinden koparılmamaları yönünde bir çözüm geliştirilmesidir. Bu çağrımın siyaset üstü, vicdani bir çağrı olarak değerlendirilmesini istirham ediyorum. Desteğinizin bu konuda binlerce insana umut olacağına inanıyor, mübarek Kurban Bayramınızı tebrik ediyor; sağlık ve esenlikler diliyorum.”
Kurban Bayramı’nın ilk günü X hesabından şu paylaşımda bulundu:
“Adaletin ve hukukun sınandığı bu günler elbet geride kalacak; çünkü bu toprakların vicdanı her türlü haksızlıktan daha güçlüdür. Bizleri ayrıştırmak isteyen her şeye ve herkese inat; sevgimizi, dayanışmamızı ve haklılığımızı kuşanarak bayramın o birleştirici gücüne sığınıyoruz. Herkesin geleceğe güvenle baktığı, adil ve huzur dolu bir bayram diliyorum.”
Siyasi açıdan doğrudan aktif bir görev üstlenmese de, Türkiye’de lider eşlerinin kamuoyu üzerindeki etkisi düşünüldüğünde Dilek Kaya İmamoğlu’nun da sembolik açıdan önemli bir konuma sahip olduğu görülüyor.
Destekçileri onun doğal ve samimi davrandığını söylüyor. Eleştirenler ise kamuoyundaki görünürlüğünün siyasi iletişim stratejisinin parçası olduğunu öne sürüyor.
Not: Yazıda değişik internet kaynaklarından yararlanılmıştır.
Fotoğraflar: Dilek Kaya İmamoğlu X hesabı
Diğer “Portre” yazıları için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
