CHP cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun hapse atılmasından beri birçok şey yaptı.
Ancak bunların tümünün doğru olduğunu söylemek ne yazık ki doğru değil. Ben herkesin aksine Özgür Özel’in başarılı bir kampanya yürüttüğü kanısında değilim. Bir tanesini söyleyeyim gerisi zaten onun yanında önemsiz kalır.
Özel son derece korkak davrandı ya da haydi daha kibar söyleyeyim cesaretsiz davrandı. İmamoğlunun hapse atılmasından sonra ayağa kalkan üniversite gençliğini izlemedi ve “isyanın” büyümesine engel olup tepkileri Saraçhane Meydanına sıkıştırdı. Hep merak ettim İmamoğlu olsa ne yapardı diye, acaba o da aynen Özel gibi mi yapardı?
Özel’in hatası daha yerel seçimlerin hemen ertesinde başladı. Efendim CHP birinci parti olmuşmuş. O zaman birinci parti olarak ortamı yumuşatmak kendisinin göreviymiş, bu yüzden AKP Genel Başkanı Erdoğan’ı ziyaret etmeliymiş. Sanırsınız CHP açık farkla genel seçimi kazanmış, Özgür Özel hükümeti kurmuş eh artık Türkiye’nin başbakanı olarak ortamı yumuşatmak da ona düşmüş. Özel’in tarihi hatalarından birincisi buydu. Halktan yediği sert tokatın etkisiyle abondone olmuş Erdoğan’ı bir güzel ayağa kaldırdı Özgür Özel.
Sonra il il seçim mitinglerine başladı ve yüzü aşkın miting yaptı. 30 Mart 2025 tarihli yazımda şöyle yazmışım:
“Erdoğan CHP’yi santim santim kırparak ortada soruşturma açmadığı belediye başkanı ve parti yöneticisi bırakmayabilir. O zaman CHP bir süre sonra 2024’teki seçimlerde kazandığı belediye başkanlarının çoğunu kaybedebilir. Zaten İstanbul, İzmir ve Ankara’yı çalışamaz hale getirse veya başkanlarını ‘yolsuzluk suçlamasıyla’ görevden alsa yeterli. CHP buna karşı ne yapmayı planlıyor bilmiyoruz çünkü açıkladıkları hiçbir eylem planı yok.”
Olacakları tahmin edebilmek için CHP ve Erdoğan’ı tanımak yeterli. Erdoğan Özgür Özel’in acemiliğine ve korkaklığına ve CHP’nin devlete asla el kaldır(a)mayacağına olan güveni sayesinde oyununu çok güzel oynuyor. Ağızlarını her açtıklarında “bizim polisimiz, kahraman askerimiz” diyen CHP’lilere tek bir sorum var; Mustafa Kemal devleti sizin kadar kutsasaydı padişahın ordusuna karşı kendi ordusunu kurup kurtuluş savaşını yapabilir miydi?
Sözü getirmek istediğim yer butlan kararı. CHP’nin başına yeniden Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi getirildi. CHP MYK acilen toplandı. Üzerinden saatler geçmiş olmasına rağmen (bu yazı yazılırken) halâ bir karar çıkmadı yani demek ki o kadar esip gürlemelerine rağmen bu kararı hiç beklemiyorlardı.
Kemal Bey’le ilgili düşüncelerimi 30 Mayıs 2024 günü yazmıştım. “Kemal Bey bir proje mi” başlıklı yazımda Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı yanlışları tek tek sıralamış ve şöyle demiştim:
“Kemal Bey’in TV’de sorulara verdiği yanıtlara bakınca kendisinin aslında bunu hırsından yapmadığı anlaşılıyor. Kifayetsiz muhteris derler ya, kesinlikle öyle biri değil. Tamamen görevli biri gibi konuşuyor. Yani görevini yerine getirmesinin engellendiğini söylüyor satır aralarında sanki. Bu kadar şeyi hırsla açıklamak mümkün değil. Hırslı biri nereye kadar gücü yettiğini ve realiteyi zorladığını görür. Orada da durur, durmasını bilir. Kemal Bey’de böyle bir durum yok. Durmuyor, duramıyor çünkü kendisine durmaması gerektiği söylenmiş sanki.”
CHP’nin durumu daha doğrusu olayların gidişatı nasıl olacak peki derseniz…
Erdoğan iktidarı kesinlikle kaybedeceği bir seçime asla gitmez. Gerekirse seçimlerin yapılmamasını bile göze alır. Tabii bunu bir uç nokta olarak söylüyorum, “gerekirse…”
CHP’nin göstereceği tepki yine laftan ibaret kalırsa emin olun Erdoğan seçimi kazanmış demektir. CHP’nin devleti kutsamaktan vazgeçip sokağa çıkması gerekir, meydanlara değil sokağa. Gerçek bir demokrasi mücadelesi vermesi gerekir. “Mustafa Kemalin askerleriyiz” diye bas bas bağırmaktan vazgeçip onun kurulmasına öncülük ettiği cumhuriyeti yeniden ayağa kaldırmak için harekete geçmesi gerekir. Kendisi yaşasaydı kesinlikle böyle yapardı. Çok eleştirdiğim eylemleri vardır onun ama çok iyi bildiğim bir şey var ki Mustafa Kemal asla korkak biri değildi.
Herkese keyifli günler…
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
