Dünyadaki infaz sayısı, 44 yıldır kaydedilen en yüksek orana ulaştı.
Her yıl düzenli olarak dünyada ölüm cezasına ilişkin verileri yayımlayan Uluslararası Af Örgütü’nün “Ölüm Cezaları ve İnfazlar 2025” raporuna göre, 2025 yılında 17 ülkede 2.707 kişi infaz edildi. Bu, 3.191 infazın kaydedildiği (Çin hariç) 1981 yılından bu yana Uluslararası Af Örgütü’nün kaydettiği en yüksek sayı. Bu ciddi artış, korkuyla yönetmeye kararlı olan bir avuç hükümetten kaynaklandı.
Özellikle İran’da infazlarda ciddi artış yaşandı; 2024 yılındaki en az 972 infaz iki katından fazla artarak en az 2.159’a ulaştı ve kaydedilen tüm infazların yüzde 80’ini oluşturdu. İran yetkilileri, halk arasında korku yaymak ve İran İslam Cumhuriyeti rejimine meydan okuyanları veya meydan okuduğu varsayılan kişileri cezalandırmak için genellikle hiçbir şekilde adil olmayan yargılamaların ardından ölüm cezasını araçsallaştırmaya devam etti. Örneğin, İran yetkilileri, İsrail’in Haziran 2025’te İran’a karşı gerçekleştirdiği askeri saldırıların ardından casuslukla veya İsrail ile iş birliği yapmakla suçlanan kişilere karşı ölüm cezası kullanımını artırarak en az 11 erkeği bu suçlardan infaz etti.
Suudi Arabistan yetkilileri, uyuşturucuyla ilgili suçları cezalandırmak için ve aşırı geniş tanımlanmış terör suçlarına karşı ölüm cezasına başvurarak 2024 yılındaki rekor seviyede yüksek olan infaz sayısını aştı ve 2025’te en az 356 infaz gerçekleştirdi. Birçok vakada, 2011 ile 2013 yılları arasındaki “hükümet karşıtı” protestoları destekleyen ülkenin Şii azınlığına mensup kişiler infaz edildi.
Kuveyt’te infazlar neredeyse üç katına (6’dan 17’ye) yükseldi. Mısır’da (13’ten 23’e), Singapur’da (9’dan 17’ye) ve ABD’de ise (25’ten 47’e) neredeyse iki katına çıktı. Toplamda infazlar en az 1.518 infazın kaydedildiği 2024 yılının ardından yüzde 78 oranında arttı. 2025 yılı toplamı, Çin’de infaz edildiği düşünülen binlerce kişiyi kapsamıyor. Uluslararası Af Örgütü, Çin’in dünyanın en fazla infaz uygulayan ülkesi olmaya devam ettiği kanaatinde.
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard rapordaki bulgularla ilgili olarak şunları söyledi:
“Ölüm cezası kullanımındaki bu kaygı verici artış, tüm dünyada bu cezanın kaldırılması yönünde devam eden eğilime rağmen her ne pahasına olursa olsun infaz gerçekleştirmeye istekli olan ve bu konuda gitgide yalnızlaşan küçük bir grup devletten kaynaklanıyor. Çin, İran, Kuzey Kore ve Suudi Arabistan’dan Yemen, Kuveyt, Singapur ve ABD’ye kadar bu utanmaz azınlık, ölüm cezasını korku yaymak, muhalefeti ezmek ve devlet kurumlarının dezavantajlı gruplar ve ötekileştirilen topluluklar üzerindeki gücünü göstermek için araçsallaştırıyor.Ölüm cezası bizi daha güvende kılmaz. Aksine ölüm cezası, korkudan kaynaklanan ve uluslararası insan hakları hukukunun tamamen hiçe sayılmasıyla gerçekleştirilen, insanlığa karşı telafisi olmayan bir saldırıdır”.
İnfazlar artsa da infaz uygulayan ülkeler azınlık olmaya devam etti. Çin, Mısır, İran, Irak, Kuzey Kore, Suudi Arabistan, Somali, ABD, Vietnam ve Yemen son beş yıl içinde her yıl infaz uyguladığı bilinen ve uluslararası insan hakları hukuku ve standartları uyarınca oluşturulmuş güvenceleri devamlı hiçe sayan aynı 10 ülkeydi. Geçen yıl dört ülke, Japonya, Güney Sudan, Tayvan ve Birleşik Arap Emirlikleri infazlara devam ederek, infaz uygulayan toplam ülke sayısını 17’ye çıkardı. Burkina Faso hükümeti “vatana ihanet”, “terör” ve “casusluk eylemleri” gibi suçlar için ölüm cezasını geri getirmeyi de içeren bir yasa tasarısını kabul etti. Çad yetkilileri ölüm cezasının geri getirilmesi de dahil ilgili konuları incelemek üzere komisyon kurdu.
Uluslararası Af Örgütü, 1977 yılında ölüm cezasına karşı çalışmaya başladığında yalnızca 16 ülke bu cezayı kaldırmıştı. Bugün sayı, dünyanın yarısından fazlasına denk gelen 113 ülkeye yükseldi.
(Uluslararası Af Örgütü Basın Bülteni)
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
