Gazeteci Varol Ersoy‘un Medyaradar sitesinde yayınlanan “Halk TV’de konuklar için kara liste yok mu?” başlıklı yazısı:
Halk TV’deki “yaprak dökümü” tüm hızıyla sürüyor. Biz sadece son on günde kanaldan istifa eden ekran yüzleri; Seda Selek, Sorel Dağıstanlı, Buket Güler Ozan, Gökmen Karadağ, Gözde Şeker ve Remziye Demirkol’u biliyoruz ama muhabir, editör ve teknik kadrodan da ayrılıkların peş peşe geldiği söyleniyor.
Elbette ayrılmayı akıllarına bile getirmeyenler de var…
Bunların başında da kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu’na yakınlıklarıyla bilinen Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ile programcılar Mehmet Tezkan, Akif Beki, Ebru Baki, İsmail Saymaz, İbrahim Kahveci, Serhan Asker, Kürşat Oğuz, Sinem Fıstıkoğlu, Fikret Bila ve Uğur Dündar geliyor.
Bu isimler arasında “özel pazarlıklarla” çalıştıkları için ücret derdi olmayanların, yani tuzu kuruların sayısı oldukça fazla…
Ancak kanalda olup bitenler, elbette onları da huzursuz ediyor.
Bunlardan biri olan spiker Sinem Fıstıkoğlu, birkaç gün önce tarafı olduğu bir polemikle dikkatleri üzerine çekti.
TV 100 yorumcusu Barış Yarkadaş, Halk TV’de olanları gündeme taşıyıp eleştirdi. Kanal yönetiminin haberci kadrosuna “editoryal baskı”da bulunduğunu iddia etti…
Hatta daha da ileri gidip, Halk TV’deki tek sorunun çalışanları açlık sınırında yaşamaya mahkum etme ve mobbing olmadığını belirterek, “Bu kanalda CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk iddialarına ilişkin tek bir eleştirel ve sorgulayıcı haber yapabilmek yasaktır” dedi.
İlginçtir ki bu suçlamaya kanalın patron ve yönetiminden önce Sinem Fıstıkoğlu yanıt verme ihtiyacı hissetti.
Fıstıkoğlu, kanal yönetiminin haber içeriklerine müdahale ettiğine yönelik suçlamaları reddederek şunları paylaştı:
“Sen orada bir dur bakalım. Üç sene önce bu kapıdan girdiğim andan bu ana kadar tek bir yöneticim / patronum bana ‘Şu haberi şöyle yaz, böyle yazma’ demedi. Kanal çalışanlarının yaşadığı kırgınlıkların farklı şekilde yorumlanması doğru değil. Arkadaşlarımızın ‘ikinci evim’ diyerek paylaştığı kırgınlıklarından sana ekmek çıkmaz. Çıkartmayız. Çamaşır makinesi olmak, yalan makinesi olmaktan evladır!”
Halk TV’nin Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu da nihayet sessizliğini bozdu ve Sinem Fıstıkoğlu’nun yayınına bağlandı.
Ayrılan isimlerin Halk TV’deki ücretlerden yakınıyor gibi görünseler de aslında başka bir kanalla anlaştıklarını, ücret meselesini bahane ettiklerini iddia etti.
İstifalardan en son kendisinin haber olduğunu belirten Mahiroğlu, “Ben zaten Türkiye’ye gelemiyorum. Üzerimde büyük bir maddi ve manevi baskı var. Madem o arkadaşların sorunları bu kadar büyüktü, neden beni aramadılar? Ben gidenlere hakkımı helal ediyorum. Onlar da bana etsin” dedi.
Mahiroğlu ayrıca, ayrılanların hiçbirinin “Halk TV’de editoryal bağımsızlık olmadığını” söyleyemeyeceğini de belirterek, “Ben ekran yüzlerimiz istediklerini söyleyebilsinler diye prompteri kaldırttım” diye konuştu.
Barış Yarkadaş, tarafını seçmiş, CHP yönetimine vurmak için iktidar yandaşı kanallarda çalışmayı “dert etmeyen” bir siyasetçi…
Dikkat edin; “gazeteci” demiyorum…
Çünkü bana göre gazetecilik, bir siyasi partiyle üyelik ilişkisi kurulduğu anda biter!
Kaldı ki Barış Yarkadaş, bugün eleştirdiği CHP’de milletvekilliği bile yapmış bir isim. O yüzden Halk TV’ye eleştirilerini, “CHP’nin medyadaki sınırlı varlığına bir darbe daha vurmak için” yönelttiğinden adım gibi eminim…
Ancak… Onun bu tavrı, Halk TV yönetimini tümüyle masum göstermeye çalışan Sinem Fıstıkoğlu’nu ve Cafer Mahiroğlu’nu da haklı çıkarmıyor.
Çünkü Halk TV, Cafer Mahiroğlu’nun sahipliğine geçtiği günden beri “tüm muhalefeti kucaklıyormuş” gibi yapıp, aslında çok uzun bir kara listeyle yayıncılığını sürdürüyor.
“Asla programlara davet edilmeyecek kişiler ve kurumlar”ı içeren bu liste, baştan sona kadar Atatürkçü isimlerle dolu…
Bugün ülkede yaşananlarda kısmen de olsa CHP yönetiminin yaptığı yanlışların payı olduğunu söylemeye kalkan herkes bir şekilde aforoz edildi. Onların yerine ekran DEM Parti yöneticileriyle ve merkezi sağı temsil eden isimlerle dolduruldu.
Bu yüzden Fıstıkoğlu’nun ve Mahiroğlu’nun editoryal bağımsızlık konusunda söylediklerine katılmıyorum.
Evet, gerçekten kimse hiçbir ekran yüzüne ‘Şunu söyle, bunu söyleme’ dememiştir…
Ama…
‘Şunu ekrana çıkar, bunu kesinlikle çıkarma’ dendiğini de sağır sultan bile biliyor!
Sinem Hanım bir gazeteci olarak gerçekten her dünya görüşünden aydını, uzmanı, gazeteciyi, sivil toplum örgüt yöneticisini özgürce programlarına davet edebiliyor mu?
Bu sorunun yanıtı belli:
Hayır!
Bunu o kanalda yapabilen, “kara liste” falan umursamayan tek programcı Ayşenur Arslan’dı; sonuçta bir punduna getirip ona da ekran yasağı koydular.
Bir zamanlar her gün iki saat çıktığı kanala artık konuk olarak bile çağrılmıyor.
Kanalın internet sitesinde yazıyor ama o çok özlediğimiz gerçekten “tarafsız” programını yapamıyor.
İlk sözüm Sinem Fıstıkoğlu’na:
Sen iyisi mi o kanalı çok da fazla sahiplenme Sinem kardeş…
Barış Yarkadaş gibi perte çıkmış elemanları yalanlamak uğruna, işlenen günahlara ortak olma…
Yoksa o “kara liste”dekilerden biri çıkar, sana şu soruyu sorar:
“Madem bu kadar özgürsün, bağımsızsın, yasak-masak yok; o zaman bunca yıldır konuk listen neden hep üç beş kişiyle sınırlı? O listeyi yapıp eline tutuşturanların, seni yönlendirmediklerini söylemen komik olmuyor mu?”
Ve son söz Cafer Mahiroğlu’na:
Bize editoryal bağımsızlık masalları anlatmayı bırakın Cafer Bey…
Bu ülkede siz de dahil olmak üzere yayına iktidar lehine ya da aleyhine müdahale etmeyen tek bir medya patronu gösteremezsiniz!
Buyurun bir kez daha çıkın televizyona ve konuk listelerine karışmadığınızı…
Yayıncılığın sadece “yüzde 100 bağımsız” gazeteciler tarafından sürdürüldüğünü…
Gazetecilerin, istedikleri herkesi konuk edebileceklerini…
Konukların da istedikleri her düşünceyi savunabileceklerini söyleyin…
Yapamazsınız…
Çünkü daha siz yayındayken o liste internete düşer ve insan içine çıkacak haliniz kalmaz…
Ha bir de… “Televizyondan para kazanmıyorum” diye kahramanlık gösterisi yaptınız…
Diyorum ya; bırakın masalı da gerçekleri anlatın:
2020’nin başında 3,5 milyon lira borç ödeme garantisi ve 2 milyon dolar karşılığında satın aldığınız Halk TV’nin bugünkü gerçek değerini söyleyin bize…
Bir müşteri çıksa 50 milyon dolardan aşağıya satar mısınız?
Hayır…
Bu, 6 yılda dolar bazında neredeyse yüzde bin kâr anlamına gelmez mi?
Kısacası; editoryal bağımsızlık bahane, yeşil dolarlar şahane!
Gerisi ise… Hikaye!
Fotoğraf: odatv
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
