1- Hantavirüs nedir?
1-Hantavirüs, genellikle fare ve diğer kemirgen türleri tarafından taşınan bir virüs grubudur. İnsanlara bulaştığında ciddi solunum yolu veya böbrek hastalıklarına yol açabilir. Virüs adını, 1950’lerde Kore Savaşı sırasında vakaların görüldüğü Hantan Nehri bölgesinden almış. Ancak hantavirüs sadece Asya’da değil; Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika’da da görülüyor. Farklı hantavirüs türleri farklı hastalıklara neden oluyor. Avrupa ve Asya’da daha çok böbrekleri etkileyen türler, Amerika kıtasında ise akciğerleri etkileyen daha ölümcül türler öne çıkıyor.
2- İnsanlara nasıl bulaşır?
2-Virüsün temel taşıyıcıları kemirgenler. Özellikle farelerin idrarı, dışkısı, salyası virüsü taşıyabilir. İnsanlar genellikle bu partiküllerin havaya karışıp solunmasıyla enfekte olur. Özellikle uzun süre kapalı kalmış depolar, ahırlar, kulübeler ve bodrumlar riskli alanlar arasında. Örneğin fare dışkısının bulunduğu bir alan süpürülürken virüs havaya karışabilir ve solunum yoluyla alınabilir. Bazı hantavirüs türlerinde nadir de olsa insandan insana bulaşma ihtimali tartışılmıştır ancak genel olarak Covid-19 gibi kolay yayılan bir virüs değildir.
3- Belirtileri neler?
3-Belirtiler ilk günlerde grip ile karıştırılabilir: ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı en yaygın belirtiler arasında. Ancak ilerleyen aşamalarda tablo ağırlaşabilir. Bazı türlerde böbrek yetmezliği, tansiyon düşmesi ve iç kanama riskleri görülebilir. Amerika kıtasındaki bazı hantavirüs türleri ise “Hantavirüs Pulmoner Sendromu” adı verilen ağır bir akciğer hastalığına yol açabilir. Bu durumda nefes darlığı hızla artabilir ve yoğun bakım gerekebilir.
4- Ölüm oranı yüksek mi?
4-Virüsün türüne göre değişiyor. Avrupa’daki bazı hantavirüs türlerinde ölüm oranı oldukça düşük. Ancak Amerika kıtasında görülen bazı türlerde ölüm oranı yüzde 30-40 seviyelerine kadar çıkabiliyor. Bu nedenle uzmanlar erken teşhisin çok önemli olduğunu vurguluyor. Yine de hantavirüsün yayılma kapasitesi Covid-19 veya grip gibi değil. Daha çok belirli çevresel koşullarda ortaya çıkan bölgesel vakalar şeklinde görülüyor.
5- Türkiye’de hantavirüs görüldü mü?
5-Evet. Türkiye’de ilk dikkat çekici hantavirüs vakaları özellikle 2009 yılında gündeme geldi. Karadeniz Bölgesi’nde bazı vakalar tespit edildi. Uzmanlara göre Türkiye’de görülen türler daha çok Avrupa hattındaki hantavirüs çeşitleriyle ilişkilidir. Özellikle kırsal alanlarda çalışanlar, ormancılıkla uğraşanlar, depo temizliği yapanlar, kemirgenlerle temas riski yüksek kişiler daha dikkatli olmalı.
6- Korunmak için ne yapmak gerekiyor?
6-Uzmanların önerdiği temel önlemler şunlar: Fare ve kemirgenlerle teması azaltmak, kapalı alanları temizlerken maske ve eldiven kullanmak, fare dışkısını süpürmek yerine dezenfektanla temizlemek, gıda depolarını korumak ve kemirgen girişlerini engellemek. Özellikle uzun süre kullanılmayan alanların doğrudan kuru şekilde süpürülmesi önerilmiyor çünkü virüs parçacıkları havaya karışabiliyor.
7- Yeni bir küresel salgın riski var mı?
7-Şu an için bilim insanları hantavirüsü “yeni bir pandemi adayı” olarak değerlendirmiyor. Çünkü bulaşma hızı düşük, insandan insana yayılım çok sınırlı ve yaygın dolaşım göstermiyor. Ancak iklim değişikliği, şehirleşme ve insanların vahşi yaşam alanlarına daha fazla müdahale etmesi nedeniyle zoonotik hastalıklar yani hayvandan insana geçen virüsler konusunda küresel hassasiyet artmış durumda. Bu nedenle hantavirüs gibi hastalıklar, bilim dünyasının yakından takip ettiği başlıklar arasında yer almayı sürdürüyor.
“10 soruda” formatındaki diğer yazılar için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
