Rus siyaset bilimci Yelena Ştulman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya kıyasla Moskova açısından daha anlaşılabilir ve uygun bir lider olduğunu söyledi.
RuNews24.ru haber sitesinin sorularını yanıtlayan Ştulman, önümüzdeki yılların temel sorunun, Türkiye’nin hangi blokta yer alacağı değil, Batı ile Doğu arasında kurduğu hassas dengeyi ne kadar sürdürebileceği olacağını belirtti.
Ştulman, “Türkiye’nin dış politikası uzun süredir aynı eksende ilerliyor. Yani taraf seçmek yerine, jeopolitik konumunun sunduğu avantajları en üst düzeyde kullanmak. Ankara hem NATO üyeliğini sürdürüyor hem Rusya ile enerji iş birliğini geliştiriyor hem de Ukrayna’ya insansız hava araçları sağlayarak farklı cephelerle eş zamanlı ilişkiler yürütüyor” dedi.
Türkiye’nin çok yönlü stratejisinin bilinçli bir tercih olduğunu vurgulayan Ştulman, “Ankara, doğrudan çatışmaya girmek yerine diplomasi, ekonomik bağlar ve karşılıklı bağımlılık üzerinden hareket ederek bölgesel gücünü artırmayı hedefliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Son dönemde Türkiye ile İsrail arasında artan sert açıklamalara da dikkat çeken Ştulman, bir askeri çatışma ihtimalinin düşük olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Türkiye’nin NATO güvenlik mimarisinin parçası olması ve aynı zamanda bağımsız bir bölgesel güç hedefi, doğrudan bir savaşı Ankara açısından riskli kılıyor. Avrupa, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’nun kesişim noktasındaki konumu Türkiye’yi kritik bir enerji ve lojistik merkez haline getiriyor. Bu nedenle Ankara’nın çıkarı, geniş çaplı bir savaşa girmekten ziyade, geçiş yollarını, müzakereleri ve bölgesel dengeleri yönetmekten geçiyor.”
Moskova-Ankara ilişkilerine de değinen Ştulman, “Bizim açımızdan Türkiye, hem büyük enerji projelerinde stratejik bir ortak hem de Karadeniz’den Suriye’ye uzanan hatta önemli bir aktör olarak öne çıkıyor. Moskova’nın hedefi, Ankara ile ilişkileri öyle bir seviyede tutmak ki, Türkiye için Rusya ile gerilim ekonomik ve siyasi açıdan fazla maliyetli hale gelsin” dedi.
Gelecekteki en riskli gerilim hattının Suriye olacağını savunan Ştulman şu değerlendirmeyi yaptı:
“Olası bir Türkiye-İsrail askeri krizinin Suriye sahasına yansıması, Rusya’nın bölgedeki varlığını daha zor hale getirebilir. Ancak böyle bir senaryonun NATO ile Rusya arasında doğrudan bir savaşa dönüşmesi beklenmiyor. Mevcut dengelerin korunmasında liderlerin kişisel siyasi hırsları belirleyici olabiliyor. Bu çerçevede Moskova için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rasyonel ve hesaplı yaklaşımı, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun daha sert ve öngörülemez tutumuna kıyasla daha öngörülebilir ve avantajlı bir tablo sunuyor. Yani bu anlamda, Erdoğan’ın rasyonel hesaplamaları, patlayıcı ve hırslı Netanyahu’ya kıyasla Rusya için daha anlaşılabilir ve avantajlı.”
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
