Rus iş dünyasının önde gelen gazetelerinden Vedomosti, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun (PPK) politika faizini üst üste üçüncü kez değiştirmeyerek yüzde 37 seviyesinde sabit tutma kararını mercek altına aldı.
Gazete, kararın Orta Doğu’daki çatışma ortamı ve enerji fiyatlarında süren yüksek oynaklık çerçevesinde fiyat istikrarını sağlama hedefi ile bağlantılı olduğu yorumunu yaptı.
“Türkiye Merkez Bankası bekle gör yaklaşımını tercih etti ve politika faizini değiştirmedi” başlıklı analizin yazarı Ulyana Smorçkova faiz politikasındaki hassas dengeye dikkat çekti.
Smorçkova, faiz artırmanın ekonomik aktivite üzerindeki baskıyı artırabileceğini, indiriminin ise yeni bir enflasyon dalgası riskini beraberinde getirebileceğini belirtti. Mart ayında enflasyonun ana eğiliminde gerileme görülse de nisan ayında yeniden artış ihtimalinin bulunduğunu söyleyen Smorçkova, TCMB’nin fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikasını sürdüreceğini vurgulayarak, “Bu politikanın talep, döviz kuru ve beklentiler kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirmesi bekleniyor” dedi.
Gazeteye göre, son aylarda enflasyon düşüş eğilimi gösterse de yüksek seviyesini koruyor. Şubat ayında yüzde 31,53 olan yıllık enflasyon,martta yüzde 30,87’ye geriledi.
Smorçkova, Türkiye’nin enerji ihtiyacını büyük ölçüde ithalatla karşılaması nedeniyle Orta Doğu’daki gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkisinin belirgin olduğuna da dikkat çekti.
Ekspert RA baş analisti Kirill Lısenko ise, ulaştırma grubundaki fiyat artışlarına işaret ederek, mart ayında yıllık artışın yüzde 34,3’e yükseldiğini kaydetti. Lısenko, daha önce kontrol altına alınan enflasyonun yeniden yükselme riski taşıdığına dikkat çekerek, enflasyonun Ekim 2022’de yüzde 85’e, Mayıs 2024’te ise yüzde 75’e kadar çıktığını hatırlattı.
BKS Mir Investitsiy analisti Kirill Kononov da, yüksek enflasyon seviyelerinin kısmen geleneksel para politikasından siyasi nedenlerle uzaklaşılmasının sonucu olduğunu savundu. Kononov, daha sonra TCMB ve maliye politikalarının yeniden ortodoks (geleneksel) çizgiye dönmesiyle reel faizin pozitife geçtiğini, aşırı kredi büyümesi ile bütçe açığının kademeli olarak azaltıldığını bildirdi.
Lısenko, Türkiye’de enflasyon beklentilerinde bozulma yaşandığını belirterek, “TCMB verilerine göre mart ayında yıllık enflasyon beklentileri tüm kesimlerde yükseldi. Piyasa katılımcılarında yüzde 22,2’ye, reel sektörde yüzde 32,9’a ve hane halkında yüzde 49,9’a. Enflasyonun düşmesini bekleyenlerin oranı ise yüzde 20,3’ten yüzde 15,1’e geriledi” dedi.
Smorçkova Vedomosti’deki makalesinde şunları yazdı:
“Öncü göstergeler ekonomik aktivitede yavaşlamaya işaret ediyor. İmalat sanayi PMI endeksi 49,3’ten 47,9’a gerilerken, ekonomik güveni ölçen bileşik endeks mart ayında 100,7’den 97,9’a düşerek eşik değer olan 100’ün altına indi. Bu gelişmeler, 2025 ortasından bu yana gözlenen büyüme ivmesindeki yavaşlamanın süreceğine işaret ediyor. Nitekim büyüme oranı 2025’in ikinci çeyreğinde yüzde 4,7 iken, sonraki iki çeyrekte sırasıyla yüzde 3,8 ve yüzde 3,4 seviyelerine geriledi.”
Bu koşullar altında TCMB’nin sınırlı seçeneklerle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Smorçkova, para politikasının daha fazla sıkılaştırılmasının zaten yavaşlayan ekonomi üzerindeki baskıyı artırabileceğini, gevşetilmesinin ise enflasyonu yeniden hızlandırabileceğini belirterek, “Bu nedenle Merkez Bankası’nın gelişmelerin kalıcı bir enflasyon baskısına dönüşüp dönüşmeyeceğini gözlemlemek amacıyla ‘bekle gör’ politikasını tercih ettiği belirtildi” dedi.
Politika faizinin enflasyonun üzerinde olması nedeniyle TCMB’nin belirli bir hareket alanına sahip olduğunu da vurgulayan Smorçkova, TCMB’nin Türk lirasını desteklemek amacıyla altın takası işlemlerine yönelebileceği tahmininde de bulundu ve Türkiye’nin son on yılda dünyanın en büyük altın alıcılarından biri haline geldiğini, Mart 2026 itibarıyla altın rezervlerinin yaklaşık 135 milyar dolar seviyesinde olduğunun tahmin edildiğini yazdı.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
