Cuma, 17 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörGünlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 17 Nisan 2026 07:41
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Şu ürkütücü rakamlara bakın-Barış Pehlivan (Cumhuriyet)

“Biliyor musunuz: Türkiye’de yılda ortalama 180 bin çocuk suça karışıyor. Keza yine soruşturulan çocuk sayısı son 10 yılda yüzde 17.47 artış gösterdi.

Madem ilkemiz “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz”; o halde rakamlara daha derinden dalalım. Bakın, Adalet Bakanlığı’nın daha yeni paylaştığı 2025 istatistikleri neler:

2025 yılında toplam 330 bin 496 çocuk hakkında 683 bin 823 ayrı suçtan 332 bin 648 ayrı soruşturma yürütülmüş. Soruşturulan çocuklardan 141 bin 872’si yaralama gibi vücut dokunulmazlığına karşı suçlarla, 4 bin 54’ü cinayet gibi hayata karşı suçlarla, 12 bin 285’i ise silah ve bıçak gibi suç aletlerini taşımaktan suçlanmış.

2025’teki bu soruşturma dosyalarından 209 bin 22 tanesi hakkında karara varılmış, 123 bin 626’sı ise 2026’ya devredilmiş.

2025’te karara bağlanan soruşturma dosyalarında, 86 bin 424 çocukla ilgili 81 bin 339 adet dava açılmış.

Yine 2025’te toplam 184 bin 529 çocuk, 411 bin 971 ayrı suçtan mahkemelerde yargılanmış.

Ve bir başka önemli rapor

Takip edenler bilir; 2025’in son günlerinde çocukların suça sürüklenmesine dair bir Meclis araştırma komisyonu kuruldu. O komisyona rehberlik edecek araştırma ise birkaç hafta önce hazırlandı.

Araştırma için 26 cezaevinde bulunan toplam 607 tutuklu ve hükümlü çocukla anket yapıldı. İşte Adalet Bakanlığı uzmanlarının 92 sayfalık rapora çevirdiği, cezaevindeki çocuklara dair o araştırmada öne çıkan veriler:

– Çocukların büyük çoğunluğunu (yüzde 89) 15-17 yaş grubu oluşturuyor. Bu yaş grubunda erkekler sayıca (524) en baskın grup.

– Çocukların yarısından fazlası (yüzde 51.1) cezaevine girmeden önce okulu bırakmış. Okula düzenli devam edenlerin oranı yüzde 28.7’de kalmış.

– Çocukların yüzde 83.4’ü sigara, yüzde 52.9’u ise uyuşturucu/uyarıcı madde kullanıyor.

– Çocukların yüzde 72.5’i günde 1 saatten fazla sosyal medya kullanıyor. Görüşülen çocukların yüzde 41’i günde 4 saat ve üzeri kullanım yapan grup.”

Mutlak butlan kaosu-Nuray Babacan (Nefes)

“İktidar mensuplarının her sıkıştıkça sarıldıkları, ‘mutlak butlan torbası’ yine siyasette dalgalanma yarattı. Hem demokrasi hem ekonomi açısından trajik bir durum yaratacak CHP’ye kayyum atanması anlamına gelen bu girişim, iktidar partisinde de hareketlenmeye neden oldu.

Geçen yıl 19 Mart tarihli İBB darbesi sonrası yine gündeme gelen, mahkeme tarafından CHP hakkında ‘mutlak butlan’ kararı çıkacağına dair iddiaların ardından kimlerin saraya gidip ‘aman sakın’ dediği ve müdahale ettiği biliniyor.

Şimdi partide benzer bir hareketlenme yaşandığı görülüyor. Bu isimlerin, böylesine bir kararın başta ekonomi olmak üzere hem seçmen hem demokrasi hem dış politika üzerinde yaratacağı olumsuz etkileri konusundaki girişimleri etkili olursa sonuçları görülecek.

Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir hukukçu danışmanın ‘mutlak butlan’ konusunda çalışma yaptığı iddiaları da konuşuluyor. Desteğin de Adalet Bakanlığı’ndan verildiği öne sürülüyor.

Cumhurbaşkanı’nın sosyal medya hesabından nadiren siyasi mesajlar verdiği, bu kez CHP’ye yönelik “Türk demokrasisinin inşallah önümüzdeki dönemde hak ettiği olgunlukta, kalitede ve vizyonda bir ana muhalefete kavuşacağına inanıyoruz…” sözlerinin bu ekibin etkisiyle kaleme alındığı iddia ediliyor.

Bu nedenle mutlak butlanı yüzde 50-50 olarak görenler var.

Demokrasiye inananlarla anti demokrat kafaların savaşı sonucu belirleyecek.

Bu arada piyasaların tepkisi çok yakinen izleniyor. Şu ana kadar olumsuz tepki vermemeleri mutlak butlan kararının şimdilik olmayacağı şeklinde okunuyor. “İş insanları siyasetçilerden daha önce haberdar olur ve pozisyon alır. Mutlak butlan olasılığı satın alınsaydı, borsadaki çılgın dalgalanmayı görürdünüz” yorumları yapılıyor.

Daha önce de kaleme aldığımız gibi. Bir gün mutlaka mı; yoksa Demokles’in Kılıcı gibi CHP’nin tepesinde sallanacak mı yaşayarak göreceğiz?

Bu arada iktidar partisinin mart ayında yapılan MKYK toplantısında ‘hatalar ve yanlışlar’ konusunda özeleştiri yapmak ve seçime giderken yanlışların tekrarlanmaması için yeni bir yol haritası belirlemek konusunda görüş dile getirildiğini ve bunun öncülüğünü de Cumhurbaşkanı’nın yaptığını yazmıştık.

Bu çalışmanın ‘ana çerçevesi’ olarak neler yapıldığını araştırdığımızda topun ortada kaldığını gördük. Henüz ne yapılması gerektiği, iktidar bürokrasisi, parti örgütü açısından yapılan yanlışlar, seçmenin tepkisini çeken konular, bunların değiştirilmesi için alınması gereken kararlar konusunda tek bir adım atılmadığını öğrendik.

Zaten bu samimiyetle dile getirilmiş olsaydı, ana muhalefet partisinin evine bakmak yerine önce kendi evini düzenlemek tercih edilebilirdi. Vatandaşın öncelikli gündemi olan hayat pahalılığı, dar gelirlilerin çaresizliği, ekonomik krizin esnaf ve tüccar üzerindeki faturası gibi konular masaya yatırılırdı. Evin altyapısı iflas etmiş ve çökme noktasına gelmişken, komşunun bahçesiyle uğraşılmazdı.”

Cehennemin 31. Katı (C31K)-Tolga Şardan (T24)

“Kahramanmaraş’ta bir öğretmen ve sekiz öğrencinin ölümüyle sonuçlanan katliam sonrasında İçişleri Bakanlığı yetkilisi Hasan Öymez, kişisel sosyal medya hesabından akşam saatlerindeki paylaşımında “CK-31” adlı Telegram hesabına yönelik araştırmalar başlatıldığını duyurdu.

Öymez’in adını verdiği hesap, aslında “C31K” adıyla bilinen hesap olsa gerek. Zira Telegram ve Discord’daki en hareketli ve geniş tabanlı yani on binlerce üyesi bulunan “ortam”ların başında yer alıyor bu sosyal medya hesabı.

“C31K”’nın elbette özel anlamı var. Sanal dünyada kullanılan “Cehennemin 31. katı” tanımının kısaltılması. Adında yer alan “cehennem” vurgusuyla, bir “maneviyat kurgusu” da yok değil.

Bu konuda yani “C31K” ile ilgili önemli bir belgeye ulaştım geçtiğimiz günlerde. Belge dediğim, aslında bir iddianame. Hazırlanmasının üzerinden sadece beş ay geçmiş!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan bu iddianamede C31K’nın kodları çok net biçimde yer aldı. Bütüne bakıldığında doğrusunu söylemek gerekirse, savcılık ve emniyetin bu konuda gayet iyi bir çalışma yürüttüğünü görmek mümkün.

Detaylar incelendiğinde; “C31K” soruşturması, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı’nca Ankara Emniyeti Siber Suçlarla Mücadele Şubesi’ne gönderdiği özel yazıyla başlatıldı.

Yazıda, dikkat çekici şu tespitlere yer verildi:

“Telegram ve Discord platformlarında yer alan C31K olarak bilinen oluşumun, başta hayvanlara işkence görüntüleri olmak üzere, çocuklara yönelik istismar içerikleri, milli ve dini değerlere hakaret içeren paylaşımlar yapıldığı, sahte ihbarlar ve 18 yaşında küçük çocuklara yönelik tehdit ve tacizler ile gündeme geldiği; platform üyesi kullanıcılarının deprem ve yangın felaketlerinde hayatını kaybedenlerin ailelerine telefon ederek alaycı ifadeler kullandıkları, bazı toplumsal olaylarda mağdur ailelerine tehdit mesajları gönderip dikkat çekmeye çalıştıkları,

Özellikle Mattia Ahmet Minguzzi davası gibi toplumsal hassasiyeti yüksek olaylarda mağdur yakınlarını hedef alıp taciz ve tehdit ettikleri, şehit aileleri ve yakınlarına yönelik hakaret içerikli paylaşımlar yaparak kamuoyunda infiale yol açtıkları, C31K ibarelerinin yer aldığı ‘siyah sancaklı’ görseller, milli ve manevi değerlere hakaret içerikli paylaşımlar ve terör örgütleri ve organize suç örgütlerini övücü mahiyette provokatif paylaşımlar yapıldığı,

Doğal afet (deprem) ve büyük toplumsal olaylara (otel yangını, kadın cinayetleri) yönelik provokatif içeriklerin paylaşıldığı, lokasyon paylaşarak bombalı eylem veya saldırı yapılacağı şeklinde paylaşımlar yapıldığı, kız çocuklarına yönelik şantaj, cinsel taciz ve tehdit içeriklerinin paylaşıldığının tespit edildiği…”

İstihbarat Başkanlığı’nın söz konusu bildirimi sonrasında savcılık ile emniyet operasyon için düğmeye bastı. Teknik incelemeler sonrasında 19 şüpheli gözaltına alındı.”

Zifirî karanlık-Zafer Arapkirli (BirGün)

“Salı günü Çağlayan Adliyesi’nde yargılanırken, savunma yapmak yerine bana isnat edilenden daha ağır bir suçu oracıkta ihbar ettim. O suçu, “gazetecileri etkisiz hale getirmek suretiyle halkı karanlığa boğmak” olarak tanımladım.

Asıl isnat edilen suçtan değil de, belki de bu suçu ihbar ettiğim içindir ki, 2,5 yıl hapis cezasına çarptırılıp çıktım, Adliye Sarayı’ndan.

Ama bu karanlığa karşı haykırmak ve insanları bu karanlığa karşı bir kez daha yüksek sesle uyarmak gazeteci olarak boyun borcumuzdur. Çünkü simgesi – logosu “ampul” olan bir siyasi hareketin izlediği politikaların, toplumun “her türlü ışık kaynağını kapatmak” ve ulusal bir karartma yaratma amacı, maalesef hedefine ulaşmaya çok yakın.

Aslında, sözünü ettiğim bu “Zifirî Karanlık”, sadece halkı bilgiden ve haberden yoksun kılarak sevk ettikleri bir durum değil.

Hayatın her alanında ve her anlamda acımasız ve kesif bir karartmayı hayata geçirmek, Recep Bey Rejimi’nin neredeyse çeyrek asırdır günlük rutini haline geldi.

Elindeki kalemi, klavyeyi, mikrofonu, kamerayı bir fener gibi kullanan yiğit gazetecileri karanlık zindanlara tıkma telaşındaki rejim, bu “Zifirî Karanlığı” büyütmek için var gücüyle çalışıyor.

Ülke sorunlarını içinden çıkılamaz bir korkunç girdap haline getiren Rejim, eğitim alanını gerçek anlamda bir karanlığa boğarak okulları “çocuklarımızın kafalarını aydınlatan değil tam tersine ortaçağ karanlığına mahkûm eden” bir çizgi izleyerek o ulusal “Zifirî Karanlığa” katkıda bulunuyor.

Bir yandan “terörsüz Türkiye” diye içi boş bir sloganla, ülkenin en köklü sorunlarından birin çözme kandırmacası ile toplumu oyalayan rejim, bir yandan da sadece sokaklarda ya da kırsalda değil, ana babaların devlete güvenerek çocuklarını yolladıkları “okullarda bile oluk oluk kanın döküldüğü bir terör ortamının” müsebbibi olarak karşımıza çıkarken “Hani nerede terörsüz Türkiye?” dedirtiyor.”

1970’ler geri mi geliyor? Küresel ekonomide stagflasyon alarmı-Dr. Hakan Çınar (Dünya)

“Dünya ekonomisi bir süredir alışık olduğu ku­rallarla ilerlemiyor. Normal şartlarda enflas­yon yükselirken büyüme düşer, büyüme hızlanır­ken enflasyon kontrol altına alınır. Ancak bugün dünyada her iki olumsuzluğun aynı anda yaşan­dığına şahit oluyoruz. Yani ekonomi hem yavaşlı­yor hem de ısınıyor. Bu durum, ekonomi literatü­rünün en tehlikeli senaryolarından biri olan sta­gflasyon ihtimalini yeniden gündeme getirdi.

Ekonomi dünyasında genellikle bir denge söz konusudur; ekonomi hızla büyürken enflasyon artar, ekonomi yavaşladığında ise işsizlik artar­ken fiyat artışları hız keser. Ancak stagflasyon, bu kuralları yıkan bir anomali olarak karşımı­za çıkar. En basit tanımıyla stagflasyon; yüksek enflasyon, düşük büyüme ve artan işsizlik sar­malını ifade eder. 1970’li yıllarda petrol krizleri ile dünya ekonomisini sarsan bu tablo, uzun yıl­lar boyunca ekonomi politikalarının en korku­lan senaryosu olarak hafızalarda yer etti. Bugün ise farklı dinamiklerle, ancak benzer sonuçlara yol açabilecek bir sürecin içine girildiğine dair güçlü sinyaller aldığımızı söyleyebilirim.

Evvela enerji fiyatlarındaki oynaklığa dikkat çekmek gerekiyor. Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler ve özellikle Hürmüz Boğazı’na yöne­lik riskler, enerji maliyetlerini yukarı yönlü bas­kılamaya devam ediyor. Bununla birlikte pande­mi sonrası tam anlamıyla toparlanamayan teda­rik zincirleri, küresel ticarette maliyetleri kalıcı biçimde artırmış durumda. Buna bir de yüksek faiz ortamı eklendiğinde, ekonomik büyümenin ivme kaybetmesi kaçınılmaz hale geliyor.

Tam da bu noktada asıl sorun ortaya çıkıyor; Merkez bankalarının manevra alanı daralıyor. Enflasyonla mücadele etmek için faiz artırılma­sı gerekirken, büyümenin zayıfladığı bir ortam­da bu adım ekonomiyi daha da baskılayabiliyor. Tersi durumda ise, yani büyümeyi desteklemek adına faizlerin düşürülmesi halinde, enflasyonun kontrolden çıkma riski artıyor. Kısacası, ekono­mi politikası açısından bir çıkmaz sokak ile karşı karşıyayız. Bugün yaşanan gelişmeler, klasik bir ekonomik dalgalanmadan ziyade daha yapısal bir dönüşüme işaret ediyor. Küreselleşmenin yerini bölgeselleşmeye bırakması, ticaret savaşlarının yeniden alevlenmesi ve ülkelerin korumacı poli­tikalara yönelmesi, maliyetleri kalıcı olarak yu­karı çekiyor. Bu da enflasyonun geçici değil, daha dirençli bir hale gelmesine neden oluyor.

Her şeyden önce, Türkiye’nin en büyük ihra­cat pazarı olan Avrupa’da büyümenin yavaşla­ması, dış talep üzerinde baskı yaratmakta. Bu durum, ihracat artışı üzerinden büyüme hedef­leyen bir ekonomi için önemli bir risk anlamı­na gelir. Diğer yandan, küresel finansmana eri­şimin zorlaştığı ve maliyetlerin arttığı bir dö­nemde, şirketlerin yatırım iştahı da doğal olarak sınırlanırken, yüksek maliyet ortamı kalıcı hale geliyor. Kur ve enflasyon baskısının birlikte de­vam etme ihtimali de güçleniyor. Bu durum ül­kemiz açısından stagflasyon benzeri bir riskin sadece dış kaynaklı değil, aynı zamanda iç dina­miklerle de beslenebileceğini göstermekte.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Türkiye iklim değişikliği zirvesine hazırlanıyor
Sonraki Makale Türkiye’ye “devşirme” yasağı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Türkiye’ye “devşirme” yasağı

Medya Günlüğü
17 Nisan 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
17 Nisan 2026
Günlük

Köşe yazılarından seçmeler

Medya Günlüğü
16 Nisan 2026
EditörMG Özel

Türkiye üzerinden dönmüş

Fuad Safarov
16 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?