Cuma, 17 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Köşe yazılarından seçmeler

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 10 Nisan 2026 19:30
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Trump’ın kafesi-Sertaç Eş (Cumhuriyet)

“Atatürk, “Ben her meseleyi, harita üzerinden müzakere ederim, incelerim” der. ABD-İsrail’in İran’la yürüttükleri savaşın geldiği nokta göz önüne alındığında saldırıyı başlatanların haritaya bakmadıkları, coğrafya bilgisinden yoksun oldukları düşüncesine kapılıyor insan. Ya da kendi istihbaratı ve genelkurmayı yerine Netanyahu’yu dinlemiş olabilir Trump. ABD basınına ateşkes müzakereleri öncesi sızdırılan haberlere bakılınca ikinci düşünce ağırlık kazanıyor. Trump artık Hürmüz’deki kâbusu anlamış olabilir ancak iş işten geçmiş durumda.

İran daha önce dünya petrolünün yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’na ilişkin tanker geçişleri üzerinden bir hak iddiasında bulunmamıştı. Ama savaş, böyle bir gerçeği ortaya çıkardı.

Peki ya Netanyahu? O farklı bir evrende yaşıyor. Çevresindeki herkesi öldürünce İsrail’in yaşayabileceğine kendini inandırmış. İran’da sivil altyapıya, Lübnan’da sivillere saldırıyor.

Bu tavır, İsrail’i giderek her uluslararası ortamdan dışlıyor. Müzakere görüşmelerinden, Avrupa’dan… Yine ABD basınına bilinçli sızdırılan haberlere bakılırsa, önümüzdeki dönemde Netanyahu, ABD’deki birçok olumsuzluğun sorumlusu, yani “günah keçisi” olarak ilan edilebilir. Bu Trump’ı kurtarır mı, yoksa onu ne kadar yıpratır sonbaharda göreceğiz.

Savaşın dünyaya en önemli yan etkisi petrol fiyatları oldu. Varili 60 dolardan 90-100 dolar arasına yükseldi. Japon uzmanlar her an petrolün 100 doların üzerine yerleşebileceği tahminini yapıyor. ABD’de benzinin galonu savaş öncesine göre 2.5 dolardan 4.5 dolara yükseldi.

Trump yönetimi, İran’la hafta sonu Pakistan’da müzakerelere başlamaya hazırlanıyor. Aslında üzerinde müzakere edilecek pek bir şey yok ama İran, diplomasiden kaçmış görüntüsü vermek istemiyor. Trump, pervasız tehditlerini sürdürüyor.”

Para kiralayıp krizi saklıyorlar!-Murat Muratoğlu (Nefes)

“Haber çok iyi… Haber şöyle: Merkez Bankası net rezervleri 10.6 milyar dolar artarak 45.7 milyar dolara yükseldi.

Ya haberin devamı… Hemen alt satıra geçince o meşhur “ama” ile karşılaşıyoruz: “Swap hariç net rezerv ise 1.8 milyar dolarlık düşüşle 18.4 milyar dolar oldu.” Boş ver valla, swap ne kim bilir Allah aşkına?

Brüt rezerv başka, net rezerv başka, swap hariç net rezerv bambaşka dünyalar anlatır. Brüt rezerv kasadaki toplam görüntüdür. Net rezerv, o toplamdan kısa vadeli yükümlülükleri çıkarınca kalandır.

Swap hariç net rezerv ise işin röntgenidir… Çünkü orada borç alınmış, günü gelince geri verilecek döviz de düşülür. Geriye Merkez Bankası’nın gerçekten kendi malı olan cephane kalır. Ekonominin en samimi rakamı budur.

Şöyle düşünün… Cebinizde 100 lira var ama bunun 80 lirası komşudan borç, akşam geri vereceksiniz. Dışarıdan bakınca “Cebinde 100 kayme var” diyorlar. Ama aslında sizin “öz malınız” olan harcayabileceğiniz para sadece 20 lira… Hatta o 20 lirayı da bakkala olan eski borca saymışsınız.

İşte bizim Merkez Bankası’nın durumu tam olarak bu… Swap hariç net rezerv, yani “emaneti çıkarınca kalan helal para”, 27 Şubat’ta 78.8 milyar dolarken, beş haftada 60.4 milyar dolar kuş olup uçmuş!

Nereye gitti bu para? Tabii ki o meşhur “Allah’ını seven defansa gelsin, tutalım şu doları yükselmeden” politikasına… Arka kapı satışlarına, faizi düşük dizginleme çabalarına…

Hem kuru tutayım hem faizi düşük tutayım dersen, rezervleri böyle buharlaştırırsın işte! Nitekim bizde ekonomi artık rakam yönetimi değil, algı yönetimi oldu.”

Silivri’den gelen mektup-Fikret Bila (halktv.com.tr)

“İstanbul Büyükçekmece’nin CHP’li Belediye Başkanı Hasan Akgün 11 aydır Silivri Cezaevi’nde tutuluyor.

Tutuklanmasının üzerinden bir yıla yakın süre geçmesine karşın henüz hakkında hazırlanmış bir iddianame yok.

Neyle suçlandığı, ne suçla yargılanacağı belli değil.

Ancak 11 aydır Silivri’de ceza çekiyor.

Tipik bir yargısız infaz örneği.

Akgün, Silivri’den durumunu ve belediye başkanlığı dönemini anlatan bir mektup göndenmiş.

Aynen paylaşıyorum:

“Sayın Fikret Bila,

Bu satırları Silivri’de, dört duvar arasında, bir hücrenin içinden yazıyorum.

Yarım asrı aşkın süredir bu ülkeye hizmet etmiş bir belediye başkanı olarak…

Bugün kendimi anlatmak zorunda bırakıldım.

Neredeyse 11 aydır özgürlüğümden mahrum bırakılıyorum.

Ve ben hâlâ ne ile suçlandığımı bilmiyorum.

Ortada bir iddianame yok.

Ama ortada bir gerçek var:

Yarım asrı aşkın emeğim, bir ömürlük hizmetim, yaklaşık 11 aydır bir hücrede tutuluyor.

Soruyorum:

Adalet bu mudur?

Bir insan, suçunu bilmeden aylarca tutsak edilir mi?

Ben bu ülkenin evladıyım.

Trabzon Araklı’da doğdum.

Çocukluğumun bir kısmı Adapazarı’nda, köy hayatının içinde geçti.

Rahmetli anneme herkes “Ayşe Ağa” derdi.

Onun insanlara, özellikle devlete hizmet edenlere gösterdiği saygıyı izleyerek büyüdüm.

Rahmetli annem bana şunu öğretti:

“İnsana hizmet, en büyük onurdur!”

Ben de hayatımı buna adadım!

Hizmete.

İnsana.

Memleketime.

18 yaşında, İstanbul’da Yeşilköy 50. Yıl Lisesi’ni bitirmiş genç bir delikanlı olarak belediyede numarataj işinde çalışmaya başladım.”

Ç.Ö.K., çökmeyi çök sevdi-Zafer Arapkirli (BirGün)

“Onu çök iyi tanıyorsunuz.

Adı “Ç.Ö.K.”

Yani, “Çok Önemli Kişi”

En önemli hasletlerinden biridir çökmek.

Ne bulursa çöker. Dayanamaz, anında “hoop” diye çöküverir.

Dünyanın neresinde olursa olsun, bir ülkenin topraklarına, o toprakların altında ya da üstündeki zenginliklerine, enerji kaynaklarına bir kere göz dikmeyegörsün… Gönderir uçak gemilerini, fırkateynlerini, gemilerini, uçaklarını, askerlerini, özel kuvvetlerini, istihbaratçılarını, çöküverir oraya.

Hükümran bir ülkenin seçilmiş devlet başkanı bile olsayatağından aldırır, getirir kendi ülkesine zindana tıkıverir. Oranın enerji kaynaklarına da çöker. Suratında, “Bundan böyle herşeyiniz benim. Ben ne dersem o olur” diye gaddarca bir sırıtışla.

Kendi topraklarından binlerce kilometre uzakta bir başka ülkenin kaynaklarına sulanır bazen. Uçak gemilerini, uçaklarını, füzelerini, askerlerini yollar, “Biat edin, elimi öpün, yoksa sizi taş devrine yollarım” diye utanmazca tehdit eder.

Çökmek, onun genlerinde vardır.

Kan grubu adeta “Ç – Rh pozitif’tir.

Bir seçime girdi de kazanamadı mı? Onun için sorun değil. Bir bahane bulur, milletin seçtiği rakibini gerekirse yatağından aldırıp kodese tıkıverir, o makama “çökk” diye çöküverir. 2 – 3 TOMA, 5-10 otobüs dolusu polis ya da jandarma, 3 satır savcılık emri yeterlidir bunun için. TOMA da onun, otobüs de, polis de, savcı da, hakim de, vali de, kaymakam da, muhtar da.

Bu arada, “çökülen” taraf, elinde Anayasa, Seçim Yasası, hukuk kitapları, yasalar içtihatlar vs. ile tepinsin dursun. Çare yok!

Ç.Ö.K., çökmeyi kafaya koymuştur bir kere. Yandaş alkışlar eşliğinde operasyon tamamlanır. 3 vakit sonra kimsenin gıkı da çıkmaz zaten. Sonrasında uğraş dur. Danıştay’dı, Yargıtay’dı, Sayıştay’dı, Barıştay’dı, Buluştay’dı, Kurultaydı, Murultaydı. Hiç çaresi yok.

Hani, askerlik yapanların çok işi bildiği bir emir kalıbı vardır ya:

“Çöküleceeeeek! Çök!..” diye bağırmak yeter.

Bir yerde, şu mâlûm FMMM’lerden (Fevkalâde Müsâmahaya Mazhar Müteahhit) birinn ihtiyacı olan bir  maden ya da inşaat sahası mı lazım? Çok kolay.”

Ekonomi yavaşlıyor-Prof. Dr. İbrahim Ünalmış (Dünya)

“Savaşın reel sektör üzerindeki etkilerini geç­tiğimiz hafta değerlendirmiştik. Bu hafta elimizdeki veriler ile konuyu gündemde tutma­ya devam edeceğiz.

Geçtiğimiz hafta PMI veri­leri üzerinden imalat sanayinde yavaşlamanın Mart ayında gayet belirgin olduğunu dile getir­miştik. Bankacılık sektörünün kredi gelişmele­ri de bu durumu destekliyor.

Savaş başlamadan önce, kur etkisinden arındırılmış, 13 haftalık ortalamaya göre ti­cari kredilerin yıllık artış hızı %32 seviyele­rindeydi. Savaşın başlamasından sonra kre­di büyüme hızının %24,7’ye gerilediğini göz­lemliyoruz. Geçtiğimiz yıl aynı dönemde büyüme hızı %28,8, 2024 yılında %29,4 sevi­yesindeydi.

Tüketici kredilerinin 13 haftalık ortalama­ya göre yıllık büyüme hızı yıla %62 gibi ol­dukça yüksek bir seviyeden başlamıştı. Bu artış hem makroekonomik dengeler hem de finansal istikrar açısından çok yüksekti. Son veriler artış hızının %40’a gerilediğini gös­teriyor. Her ne kadar yeni yıla göre artış hı­zı düşmüş olsa da yıllık TÜFE artışı ile kar­şılaştırıldığında hala %10 puanlık bir artışa işaret ediyor. Bankaların ticari krediler ta­rafında uymak zorunda olduğu makroihtiya­ti kısıtlamalar nedeniyle tüketici kredisi ver­mek daha cazip olabiliyor. Bu nedenle ban­kalar tüketici kredisi verme konusunda daha gönüllüler. Ortaya çıkan bu durum tüketimi destekliyor. Fakat diğer taraftan yurt içi tale­bi ve ithalatı canlı tutuyor.

Kredi kartlarının 13 haftalık ortalama­ya göre büyüme hızı yıla %11,5 seviyesinden başlamıştı. Yıl içerisinde dalgalı seyretmek­le birlikte son veriler kredi kartı kullanımı­nın geçen yıla göre %3,2 gerilediğini gösteri­yor. Bir başka deyişle, tüketiciler de savaş or­tamında daha temkinli hareket etmeyi tercih ediyorlar. Kredi kartı kullanımındaki düşüş ile tüketici güvenindeki %10’luk düşüş birbi­rini teyit eder nitelikte.

İstanbul Sanayi Odası tarafından yayınla­nan ihracat iklim endeksi Mart ayında 50,3 seviyesine geriledi. Bu veri son 27 ayın en dü­şük verisi olarak kayda geçti. İhracat iklimi açısından en sert gerileme Orta Doğu ülke­lerinde gözlendi. Orta Doğu ülkelerine yaptı­ğımız ihracatın toplam ihracatımızın %16’sı kadar olduğunu hatırlamakta fayda var. Diğer taraftan, sevindirici haber Avrupa’da ekono­mik aktivitenin hızlanıyor olması.

Euro böl­gesi imalat PMI verileri Rusya-Ukrayna sa­vaşı başladığından günümüze en yüksek se­viyesine ulaştı. Altyapı ve savunma sanayi harcamaları Avrupa ekonomisini canlandır­maya başladı. Enerji fiyatlarının olumsuz et­kileri Avrupa’da da muhakkak ortaya çıka­caktır. Fakat son gelişmeler Avrupa’da topar­lanmanın süreceğine işaret ediyor. Nitekim, Almanya başta olmak üzere Euro bölgesinde­ki ticaret ortaklarımızda ihracat iklim endek­si iyileşiyor.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Türkiye’nin ekonomi tarihi
Sonraki Makale MHP’nin sürpriz Moskova “seferi”

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Türkiye’ye “devşirme” yasağı

Medya Günlüğü
17 Nisan 2026
EditörGünlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
17 Nisan 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
17 Nisan 2026
Günlük

Köşe yazılarından seçmeler

Medya Günlüğü
16 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?