Rus siyaset bilimci Yevgeniya Goryuşina, Türkiye’nin sadece Orta Doğu’daki savaşın yayılmasını değil, İran karşıtı bir koalisyonun oluşmasını da engellemeye çalıştığını söyledi.
Rusya Bilimler Akademisi’ne bağlı Kafkasya Araştırmaları Merkezi Başkanı Goryuşina, Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RIAC) resmi sitesinde yayınlanan, “Komşu komşunun külüne muhtaçtır: Türkiye neden İran’la savaşa girme konusunda endişe duyuyor ve uyarıda bulunuyor?” başlıklı makalesinde Orta Doğu çatışmasında Ankara’nın pozisyonunu değerlendirdi.
Goryuşina, “Ankara açısından, Körfez monarşilerinin çatışmaya dahil olması, ABD-İsrail askeri hattını güçlendirecek, kendi diplomatik manevra alanını daraltacak ve bölgedeki arabuluculuk, enerji ve transit hedeflerine zarar verecek. Bu nedenle, savaşın bölgesel bir savaşa dönüşmesini engellemeye odaklanıyor” dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın mart ayında Riyad, Doha ve Abu Dabi’ye gerçekleştirdiği ziyaretlerin, gerilimi düşürmeye yönelik diplomatik çabaların bir göstergesi olduğunu belirten Goryuşina, Türkiye’nin sadece seyirci olmadığını, aktif bir arabulucu rol de üstlendiğini söyledi.
Goryuşina, “Ankara, Washington ile Tahran arasında mesaj ileten aktörlerden biri. Aynı zamanda müzakereler için platform olma ihtimalini de koruyor. Bu rol, Türkiye’nin kriz içindeki etkisini
sürdürmesi açısından önemli. Ancak bu tutum tarafsızlıktan öte, doğrudan kendi
çıkarlarından kaynaklanıyor” diye yazdı.

Yevgeniya Goryuşina
“Türkiye, ABD-İsrail-Körfez ekseninde güçlü bir askeri blok oluşmasını istemiyor” diyen Goryuşina, böyle bir senaryoda Ankara’nın NATO yükümlülükleri, İsrail ile rekabeti ve İran’la ilişkileri arasında zor bir dengeye sıkışabileceğini söyledi.
Çatışmanın yayılma ihtimalinin Türkiye açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Rus siyaset bilimci, İran’dan Türkiye’ye atılan bazı füzelerin NATO savunma sistemleri tarafından engellendiğine dair haberleri hatırlattı ve buna rağmen Ankara’nın doğrudan askeri karşılık vermekten kaçındığını ve temkinli bir yaklaşım benimsediğini yazdı.
Goryuşina, Türkiye’nin krizlere yaklaşımında “bölgesel çözüm” anlayışının öne çıktığını belirterek, “Ankara, sorunların dış müdahaleler yerine bölge ülkeleri tarafından çözülmesi gerektiğini savunuyor. Türkiye’ye göre dış askeri müdahaleler uzun vadede istikrarsızlık yaratır” dedi.
Goryuşina, savaşın ekonomik boyutuna değinirken, “Petrol fiyatlarındaki her artış Türkiye’ye ciddi maliyetler getiriyor. Bu nedenle Ankara, çatışmanın derinleşmesini ekonomik açıdan da riskli
görüyor” yorumunda bulundu.
Türkiye’nin enerji ve transit politikalarına da değinen Goryuşina, Güney Kafkasya’nın stratejik öneminin arttığını belirterek, “Hürmüz Boğazı çevresindeki risk yükseldikçe Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden geçen alternatif hatların önemi daha da artıyor” dedi.
Körfez ülkelerinin İran’a yönelik sabrının giderek azaldığını, Tahran’ın altyapı hedeflerine
yönelik saldırılarının bu ülkeler tarafından “varoluşsal tehdit” olarak görüldüğünü belirten Goryuşina, bunun daha geniş bir Arap-İran çatışması riskini artırdığı uyarısında bulundu.
Rus uzman değerlendirmesini şöyle tamamladı:
“Türkiye, Körfez ülkelerinin savaşa katılmasını engellemeye çalışıyor. Çünkü böyle bir
durumda Ankara diplomatik etkisini kaybeder, ekonomik zarar görür ve uzun süreli, kontrolü zor bir bölgesel savaşın hemen yanı başında kalır. Bu da Türkiye’nin en istemediği senaryo olur.”
Fotoğraf: dvizhenie.ru
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
