Ben anladım ki erkek kısmına “zayıflamalısın” dendiği zaman şirazeden çıkıyor.
Normalde şişman olanlara lakap takılır da Halis ağabeyimize lakap takacak erkek olmadığından herkes “abi” diyordu. Halis ağabeyimizin göbek, gerdan yerindeydi; oturduğu koltuğu dolduran bir güzel insandı. Cömert, az konuşur lakin konuştuğu zaman konuştuğuna değer. Karşıdakine nasihat eder gibi değil hissettirmeden derisini yüzer gibi konuşur. Ondan nasihat alanlar akıllı uslu adamlar olurlar.
Halis ağabeyimiz; oto galeri, oto yıkama, oto aksesuar, oto park gibi tamamı arabayla ilgili işler yapardı. Kendi dediğine bakarsanız “… bir insan anacak bildiği işi yaparsa ekmek yer.” Onun gibi söylersek: “Haşa huzurdan eşşek bilmediği otu yerse başı ağrır.” Halis ağabeyimizin kilosu çevresindeki hiç kimse için bir mesele olmadı. Lakin Halis ağabeyimizin sekizinci evliliğinden bir kızı var. Nasıl tatlı, nasıl cimcime bir şey görmeniz lazım. Ha bu arada Halis ağabey neden sekiz kere evlenmiş diye sormaya kimse cesaret edemediği için biz de bilmiyoruz.
Neyse, onun medeni durumu bizi ilgilendirmez. Yalnız küçük kızı anlatmamız lazım. Çünkü konuşmayı bile zar zor beceren bu kız, “Babacık sen çok tombişsin.” demiş. Sadece bu kadar. Bu laf Halis ağabeyimizin içine oturmuş. Sen piyasada o kadar iş yap, herkes sana “Abi” desin, sözün yere düşmesin. Bir bakışınla dağlar devrilsin. Gel gör ki bicimcik kızın bir lafı sana dokunsun. Bu söz üzerine Halis ağabey düşünmeye başladı. Diyetisyene gitse şanına yakışmaz. Doktora gitse hanımları ve diğer çocukları arasında, en önemlisi de otomobil camiasında dedikodu olur. Herkes “Halis ağabeyimiz hastaysa…” diye malını mülkünü paylaşmaya kalkar.
Kara kara düşünen abimize bir gün ahbabı kuru yemişçi İhsan ya da herkesin bildiği namıyla “Cankuş İhsan” demiş ki abi esasen bu kuşları ayakta tutan sarı leblebi ve çekirdektir. Neden dersen midenin asidini almak istiyorsan sarı leblebi yersin. Vücuduna değerli yağ girsin istiyorsan çekirdek yersin. Lakin kabak çekirdeği değil bildiğimiz kara çekirdek. Bu kuşlar böyle gün boyu ayakta durabilir.
Cankuş İhsan kuş meraklısı ve pek geveze bir abimizdir. Böyle dan dun konuşurken ettiği laflar Halis ağabeyin dişine kan değmiş kurtlar gibi iştahlanmasına sebep olmuş. “Az evvel söylediğini tekar et Cankuş.” demiş. Cankuş İhsan da kuşların leblebi ve çekirdek yiyerek sağlıklı oldukları hikâyesini tekrar anlatmış. İşte o günden sonra koca vücuduna bir gram yiyecek, içecek sokmayan Halis ağabey sarı leblebi ve çekirdek yemeye başladı. Çorum’dan leblebiler geldi türlü çeşit. Cankuş İhsan her daim çekirdek kavurdu.
Tez zamanda Halis ağabey yirmi kilo verdi. Hanımları ve çevresi tek laf edemediler. Ama tatlı kızı zayıflamasını çok sevdi. Halis ağabeye yeni kıyafetler alındı. Makam arabasına daha kolay sığmaya başladı. Etrafındaki şişko zibidilere de aynı diyeti uygulattı.
Çevresinde kim varsa affedersiniz muhabbet kuşu gibi çıt çıt çekirdek yiyordu. Halis ağabey kilo verdikçe herkes sırrını merak ediyordu. Güya Amerika’da bir profesör özel ilaç kaynatıp cam şişede gönderiyormuş. Halis ağabeyin bir karısı hemşiredir. O karısı yatmadan evvel bir kaşık, uyanınca bir kaşık veriyormuş. Bu ilaç ancak uyuyan adama yararmış.
(Mustafa Çiftçi, tdk.gov.tr)
Yazının devamını okumak için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
