Cuma, 1 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 27 Mart 2026 19:38
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Eski MHP’li o davaya girseydi-Barış Pehlivan (Cumhuriyet)

“Telefonuma bir mesaj düştü. Gençlik yıllarından beri Alparslan Türkeş’in yanında olan, MHP’nin eski yöneticilerinden Şevket Bülent Yahnici yazmıştı. Bugün 76 yaşında olan Yahnici, “Cüppe giyip davaya girseydim, bunları söyler, böyle savunma yapardım” diyordu. Sanık sandalyesinde Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun oturduğu ve bugün Ankara’da görülen bir davadan bahsediyordu.

Bilmeyenler ve unutanlar için yazmalıyım. Davanın özü şuydu: Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, 2017 yılında “ByLock kullanan AKP’lilerin listesi” başlığıyla bir sosyal medya paylaşımı yaptı. Listede 35’i bakan, 25’i milletvekili olan AKP’liler vardı. Soruşturma üstüne soruşturma açıldı, iddianame üstüne iddianame yazıldı. “Hakaret” ve “iftira” ile suçlanan Eminağaoğlu, soruşturma sürecine dair hukuksuzlukları HSK’ye şikâyet etti, ancak sonuç alamadı.

İddianamelerde “mağdur” olarak gösterilenler arasında dört AKP’li adalet bakanı da vardı, yani zamanında HSK’ye başkanlık da etmiş dört isim. Daha da çarpıcısı, Fethullahçı olduğunu kendisi bile gizlemeyen Hakan Şükür de “mağdur” olarak Eminağaoğlu’nu cezalandırmak için iddianameye yazılmıştı.

Gün geldi, davalar birleştirildi, Eminağaoğlu da yargılama sonunda beraat etti. Ama bitti mi, bitmedi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, esasa girmeden usulden bozma kararı verdi. Sonrasında, listedeki diğer kişiler hakkında iki ayrı iddianame ile iki ayrı dava daha açıldı. Sonuçta, beş iddianamenin birleştirildiği dava yerel mahkemede yeniden görülmeye başlandı. Davada usule yönelik işlemler sonuçlanmadan da savcı Eminağaoğlu’nun mahkûmiyetini istedi.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Gürlek’e neden “sus” dedi?-Deniz Zeyrek (Nefes)

“Güne BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in NEFES’e gönderdiği mektubu okuyarak başladım.

Kendisi Sırma Halı işçilerinin eylemine destek verirken Sırma Halı’nın patronunun talebiyle gözaltına alınıp halkı kin ve düşmanlığa sevk etme suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Türkmen dokuz gündür yaşamak zorunda kaldığı ortamı şöyle anlatıyor:

“25 kişilik koğuşta 63 kişi kalıyoruz. Mutfak kısmından tuvaletin ağzına kadar serilen yerlerdeki yataklarda yatıyoruz. Haftada sadece 2 gün sıcak su var ve 1 gün duş sırası geliyor. O da 10 dakika. 63 kişi tek bir tuvalet ile tek bir banyoyu kullanıyor. Tek yatakta iki kişi uyuyoruz. Çarşaflar leş gibi. Oturacak yer yok. Hem çok soğuk hem hijyen koşulları çok kötü. Geçici koğuştan gelenlerin hepsi yara bere içinde, çünkü tahta kurusu var.”

Peki bizim adalet sistemimizin başına, üstelik Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın büyük desteğini alarak gelen Akın Gürlek’in gündemi ne?

– 9 milyona taksitle alınıp bir yıl sonra 13 milyona peşin satılan rezidans,

– Tapu kayıtlarına bakan memurun ifadeleri,

– Muhittin Böcek’le CHP lideri Özgür Özel Manisa’da buluştu mu buluşmadı mı?

– Özel’e tazminat davası

– Özel’in dokunulmazlıkları kalksın mı kalkmasın mı?

– Özel’le ve CHP’li belediye başkanlarıyla siyasi mücadele (Şamil Tayyar’a “Cumhurbaşkanı’nın sus talimatı olmasa ben hakimim ve Özel’le çok sağlam mücadele veririm” demiş.)

– Ünlü isimlere uyuşturucu operasyonları. (İlk söyleşilerinden birinde dikkat çektiği uyuşturucuyla mücadele gündemini destekliyorum. Sadece ünlülere odaklanılması konusundaki ihtiyat payımı bir kenara not ederek, uyuşturucuyla ciddi anlamda yapılan her türlü mücadeleyi desteklemek zorundayız.)”

Emniyet’te “liste savaşları” başladı-Tolga Şardan (T24)

“Bu coğrafyada, iktidar aynı olsa da her bakanın değişikliği, bakanlık kadrolarında her zaman değişim beklentisi yaratır ve bu değişim de her zaman gerçekleşir. Hiç şaşmaz.

İçişleri Bakanlığı’nda Mustafa Çiftçi’nin bakan olmasıyla yine geçmişe benzer süreç yaşanıyor bir süredir.

İçişleri Bakanlığı koltuğunda yaşanan değişim sonrasında bakanlık kadrolarında başlayan “atama” beklentisi, Bakan Mustafa Çiftçi’nin geçen günlerdeki “ihtiyaç olan alanlarda çalışma arkadaşlarımız arasında bayrak değişimi olabilir” açıklamasıyla had safhaya çıktı doğal olarak.

Üstelik Çiftçi’nin bu değerlendirmeyi, Cumhur İttifakı çerçevesinde gerek emniyet gerekse mülki idare kadrolarında “güçlü” konumdaki MHP’nin lideri Devlet Bahçeli’yi ziyaretinden kısa süre sonra yaptığını hatırlatayım.

Sürece bakıldığında sadece Bahçeli’yi ziyarette MHP’nin genel tavrının öğrenilmesi değil, bilhassa AKP’li siyasetçi ve üst düzey bürokratlarının Çiftçi’yi “hayırlı olsun” ziyaretlerindeki “atama talepleri”, yeni İçişleri Bakanı’nın atamalar konusunda hareketli günler geçirmesine neden oluyor.

Aldığım bilgiye göre, Bakan Çiftçi kendisine iletilen “selamlar”dan bunalmış durumda! Çiftçi, aracılarla “kendisine ulaştırılan selamlar”ın Bakan Yardımcısı Ali Çelik’te toplanmasını istedi.

Doğrusunu isterseniz; önceki Bakan Ali Yerlikaya’nın atamalarında MHP’li kadrolar, yansıtıldığı gibi büyük tasfiye yaşamadı. Hatta Yerlikaya döneminde özellikle emniyet içinde MHP’ye yakın isimlerin göreve getirilmesi oransal bakımdan hemen hemen eskiye yakındı.

Kaldı ki, FETÖ’cülerin tasfiyesiyle birlikte İçişleri Bakanlığı özelinde AKP’nin kendi kadrolarının sayıca az olması, zaten MHP’ye yakın isimlerin her zaman görev başında olmasının önünü açtı. Görevden alınan MHP’liyse yerine verilen de büyük oranda MHP’ye yakındı.

Buradaki asıl mesele, Yerlikaya’nın Soylu’nun ekibini tasfiyesiydi.

Yerlikaya, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ekibine yönelik görevden almaları gerçekleştirdi. Dolayısıyla görevden alınanların MHP Genel Merkezi nezdinde başlattıkları, “MHP’li emniyet müdürleri tasfiye ediliyor” feveranı, Bahçeli’nin Yerlikaya’ya mesafe koymasına neden oldu.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in geçen hafta bakanlık merkez teşkilatındaki atamaları ve bazı başsavcılıklardaki acil değişime imza atması, İçişleri Bakanlığı’ndaki beklentileri artırdı kuşkusuz.

Mülki idaredeki beklentiler biraz daha ağırdan gidiyor. Özellikle bazı valilerin değişeceği ifade edilmekle birlikte atamalar sistemi rahatsız etmeyecek yaklaşım içinde gerçekleşecek.

Bakanlığın ağır toplarından jandarmadaki atamalar ise, geçmişten bu yana sistematik ve planlı şekilde gerçekleştiğinden yaza kadar teşkilat kadrolarında değişim beklentisi yok denecek seviyede.

Bakanlık kadrolarında yaşanması beklenen atamaların elbette en önemli adresi emniyet teşkilatı. Teşkilat, bugünlerde tamamen “üst düzey yönetici” atamalarına odaklanmış durumda. Bu nedenle merkez teşkilatındaki kulisler epeyce hareketli. Taşradakiler de gözlerini Ankara’ya çevirmiş halde gelişmeleri yakından takip etmeye çalışıyorlar.

Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Ömer Urhal ve Caner Tayfur ile özellikle Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç’in yaş haddinden emekliye ayrılmalarının yanında, Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş’ın görevden alınması yönündeki kulislere düşen bilgiler, teşkilatta deyim yerindeyse “liste savaşları”nı gündeme taşıdı bir süredir.

Emniyet’te şimdilerde iki ana grup yeni dönemde görev alma ve gücü elinde bulundurma mücadelesine girişmiş durumda.”

Kimse “kaybettik” demeyecek-Uğur Ergan (halktv.com.tr)

“Tüm ileri askeri teknolojiye rağmen, ABD-İsrail haydutluğunun İran’a kayıtsız şartsız diz çöktürdüğü söylenemez.

ABD-İsrail ikilisi İran’da rejimin önde gelen isimlerini ortadan kaldırmış olsa da, ABD Başkanı Trump’ın birbiriyle çelişen açıklamaları savaş öncesi yapılan planlamalardaki hedefe ulaşılamadığının göstergesi.

Trump yönetiminin, İran’ın Körfez ülkelerini hedef alarak savaşı bölgeye yayacağını ve Hürmüz kartını devreye sokarak dünya ekonomisini felce uğratabileceğini hesap etmediği anlaşılıyor.

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sıkıntı tüm dünyada enerji tedariki alarmı verdirince, Trump yelkenleri indirmek zorunda kalmış gibi.

Zaten sona erse bile savaşın bir süre daha dünyaya ağır maliyetinin olacağı aşikar.

Enerji açığının büyümesiyle iş artık öyle bir noktaya geldi ki, taraflar ister istemez savaş ortamından çıkış yolunu aramaya başladılar.

Trump, yalan söylemlerin ağır bastığı saçma sapan konuşmalarıyla daha şimdiden kendisini savaşın kazanını göstermeye çalışsa da, ABD’deki komuoyu yoklamaları Trump yönetimine duyulan güvenin ciddi şekilde düşmeye başladığını ortaya koyuyor.

Trump’ın görev performansını onaylamayanların oranının yüzde 60’a yükselmesi, alarm zillerinin çaldığını gösteriyor.

Amerikalıların yüzde 55’i de Trump’ın ülkeyi belirsizliğe götürdüğünü düşünüyor.

Anket verileri, ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin ağır bir yenilgi alabileceğinin işareti olarak değerlendiriliyor.

Seçim sonrası Cumhuriyetçiler eğer Kongre’de çoğunluğu kaybederlerse, başkanlık seçimlerine iki yıl kala Trump ABD’yi yönetmede ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalabilir.

Bu durumda Trump’ın iki yıl öncesinden “Topal Ördek” durumuna düşeceğini söyleyenlerin sayısı az değil.

Bu tehlikeyi gördüğü için de Trump “Biz kazandık, rejimi değiştirdik” yalanlarıyla savaşı sona erdirme arayışına girmiş olabilir.”

Türkiye’den 14,7 milyar dolar sıcak para çıktı-Naki Bakır (Dünya)

“ABD-İsrail ile İran ara­sındaki savaş üzerine baş gösteren ve ilk üç haftada 15 milyar dolara yakla­şan Türkiye’den sermaye kaçı­şının, savaşın uzaması ve risk algısının kalıcılaşmasına bağlı olarak hızlanması halinde bu­nun, Haziran 2023’ten beri pa­rasal sıkılaştırma programı uy­gulayan ve Aralık 2024’ten bu yana faiz indiren ekonomi yöne­timini proaktif hamlelerle hare­ket etme olasılığı belirdi.

Küresel ticaret, finans ve eko­nomik ilişkilerde ortaya çıkan olağan dışı olumsuz tablo dolayı­sıyla yaşanabilecek riskler, enf­lasyonla mücadelede önemli yol alınan parasal sıkılaştırma prog­ramın uygulamasına karşıt güç­lü bir faktör olarak ortaya çıktı.

Yeni koşulların yol açacağı risk­lere karşı alınacak önlemler ise ekonomik programın gidişatını doğrudan ilgilendiriyor. Uzman­lar, bu sürecin, kısa vadeli sıcak parayı tutmak için politika setin­de koordineli bir yaklaşımı zo­runlu kılabileceği ve faizden kur istikrarına, likidite yönetimin­den makro ihtiyati tedbirlere ka­dar bir dizi yeni adımı beraberin­de getirebileceği görüşünde. Sa­vaşla birlikte ağırlaşan durum, Türkiye’nin uzun süredir dış kaynak ihtiyacını kalıcı doğru­dan yabancı sermaye yerine sı­cak para ile ikame etmesinin ris­kini de ortaya koydu.

Yaklaşık bir aydır süren sava­şın ilk üç haftasına denk gelen 27 Şubat–20 Mart dönemine ilişkin finansal göstergeler, Türkiye’de kısa vadeli sermaye hareketlerin­de belirgin bir çıkışa işaret etti. Merkez Bankası verileri ve ban­kacılık sistemi göstergelerine da­yanan analizlere göre, bu dönem­de Türkiye’den 14,7 milyar dolar dolayında bir sıcak para çıkışı ya­şandı.

Analizler, çıkışın büyük bölümünün carry trade pozis­yonlarının çözülmesinden kay­naklandığını, ilk haftada yoğun­laşan hareketin ikinci ve üçüncü haftada ise yavaşladığını gösteri­yor. Veriler, ilk haftadaki 11 mil­yar doların üstündeki sert ha­reketin büyük ölçüde carry tra­de pozisyonlarının çözülmesiyle ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle 13-20 Mart arasında­ki haftada çıkış 2,8 milyar dola­ra düştü.

Yüksek faiz ortamında swap kanalıyla TL’ye erişen kısa vadeli yabancı fonların, risk al­gısındaki değişim ve getiri bek­lentilerindeki dönüşle birlikte pozisyonlarını kapattığı değer­lendiriliyor. Geçmiş deneyimler, gelişmekte olan piyasalarda kı­sa vadeli sermaye akımlarının ne kadar hızlı yön değiştirebildiğini ve bu değişimlerin hem rezervler hem de döviz likiditesi üzerinde doğrudan ve belirgin etkiler oluş­turabildiğini gösteriyor.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Türk savunma sanayisi yükselişte
Sonraki Makale En “kalabalık” Dünya Kupası

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

KFC dönere yenildi

Medya Günlüğü
1 Mayıs 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
1 Mayıs 2026
EditörGünlük

1 Mayıs’ta katledilen kadınlar

Medya Günlüğü
1 Mayıs 2026
EditörGünlük

1 Mayıs Marşı

Medya Günlüğü
1 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?