Cuma, 17 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Savaşın yeni cephesi

Mustafa Böğürcü
Son güncelleme: 25 Mart 2026 19:32
Mustafa Böğürcü
Paylaş
Paylaş

Dünya savaşı hâlâ yanlış yerden okumaya devam ediyor…

Birçok insan için savaş; sınır hattında ilerleyen tanktır, geceyi yaran sirendir, ufukta yükselen duman bulutudur. Oysa çağ değişti. Savaş da değişti. Artık bir ülkeyi vurmak için her zaman hava sahasını delmek, bir şehri bombalamak ya da sınırdan ordu geçirmek gerekmiyor. Bazen bir hastanenin veri akışını durdurmak, bir limanın lojistik ağını felç etmek, bir bankanın ödeme sistemine korku salmak ya da küresel bir sağlık devinin tedarik zincirini susturmak yetiyor.

Çünkü modern çağda devletlerin ve toplumların kalbi artık yalnızca toprakta atmıyor. O kalp; veri merkezlerinde, bulut altyapılarında, kimlik yönetim sistemlerinde, hastane ağlarında, ödeme platformlarında ve endüstriyel kontrol katmanlarında atıyor. Bugün bir ülkenin sinir sistemi bazen tek bir sunucu odasında, bazen bir yönetim panelinde, bazen de ele geçirilmiş bir yönetici hesabının arkasında gizlidir.

İşte bu yüzden savaş artık yalnızca cephede başlamıyor. Bazen bir ekran kararıyor. Bazen bir sistem sessizce çöküyor. Bazen bir şirketin iç iletişimi kesiliyor. Bazen bir hastanenin sipariş akışı duruyor. Ve milyonlarca insan, savaşın başladığını ancak hayatın olağan ritmi bozulduğunda anlıyor. Çünkü modern savaş artık önce binaları değil, güveni yıkıyor.

8 Mart’ta Oslo’da ABD Büyükelçiliği yakınında meydana gelen patlama, Londra’da Yahudi toplumuna ait ambulansların kundaklanması ve Orta Doğu’da sivillerin, çocukların, okulların hedef alındığı görüntüler aynı gerçeği haykırıyor: Bu savaş artık tek bir coğrafyaya hapsedilemez. Çatışma artık yalnızca Orta Doğu’da yaşanmıyor; öfke, nefret ve intikam arzusu da sınır tanımıyor. Bir ülkede dökülen kan, başka bir başkentte kundaklama, sabotaj, nefret suçu ya da siber saldırı olarak karşımıza çıkabiliyor.

İnsanlık uzun zamandır savaş görüyor. Ama bugün yaşadığımız şey yalnızca savaş değildir. Bu; vicdanın yaralanması, ahlâkın aşınması ve medeniyet iddiasının çatırdamasıdır. Mazlumun acısına duyulan haklı öfke, eğer adaletle terbiye edilmezse, çok kısa sürede başka bir zulmün yakıtına dönüşür. Zalimlik bazen üniformayla gelir, bazen sloganla.

Mart 2026’da ABD merkezli tıbbi teknoloji devi Stryker’a yönelik siber saldırı, işte bu yeni çağın en net uyarılarından biri oldu. İlk bakışta bu olay bir şirket krizi gibi görülebilir. Oysa hedef yalnızca bir şirketin ağı değildi. Stryker; dünyanın birçok ülkesinde hastanelerin, ameliyathanelerin, acil servislerin ve medikal lojistiğin kritik aktörlerinden biridir. Yani hedef alınan şey, insan hayatına dolaylı olarak dokunan bir sistemdi.

Siparişlerin aksaması, üretimin yavaşlaması, sevkiyatın bozulması ve iç iletişimin kesilmesi bize şunu gösteriyor: Modern savaş artık sadece askerî birlikleri değil, sivil hayatın görünmez damarlarını hedef alıyor. Bir hastane cihazını doğrudan bozmasanız bile, o cihazın yedek parçasını, güncellemesini, entegrasyonunu ve tedarik zincirini durdurursanız, aynı sonucu daha sessiz ama daha derin biçimde üretebilirsiniz. Modern savaşın yeni doktrini budur:

Gürültü yapmadan felç etmek.

Siber savaşta hasar kadar algı da silahtır. Saldırıyı üstlenen yapılar yalnızca sistemlere sızmıyor; zihinlere de sızıyor. Yüz binlerce cihazın silindiği, devasa miktarda verinin ele geçirildiği, onlarca ülkede operasyonların durduğu yönündeki iddialar doğru da olabilir, abartı da olabilir. Ama siber savaşta bazen bunun önemi ikinci plandadır. Çünkü amaç yalnızca zarar vermek değil; korku üretmek, itibarı zedelemek, kamuoyunu yönlendirmek ve “biz her yere ulaşırız” duygusunu inşa etmektir.

Türkiye açısından asıl soru şudur: Benzer bir saldırı bir kamu hastane zincirine, bir enerji dağıtım şirketine, bir limana, bir havaalanına, bir belediyeye ya da bir bankaya yönelse ne kadar sürede toparlanırız? 

Hangi kurum kiminle konuşur? Hangi hesap kapatılır? 

Hangi yedek devreye alınır?

Kaç sistem manuel moda geçer? Ve toplumda panik kaç saatte başlar?

Daha acı olan şudur: Bizde hâlâ birçok kurum siber güvenliği, antivirüs ve güvenlik duvarı seviyesinde konuşuyor. Oysa çağ değişti. Bugün en büyük risk çoğu zaman dışarıdan gelen zararlı dosya değil; içeriye sızmış meşru yetkidir.

Yani mesele artık kapıyı zorlayan saldırgan değil, anahtarı ele geçiren saldırgandır.

Yakın gelecekte bazı savaşlar televizyon ekranında “son dakika” diye başlamayacak. İlk işaret belki bir patlama sesi değil, bir sistem yöneticisinin telefonuna düşen başarısız oturum uyarısı olacak. Belki bir hastanenin entegrasyon ekranındaki hata mesajı, belki bir belediyede kilitlenen kimlik doğrulama servisi, belki de sessizce verilen tek bir silme (wipe) komutu…

Ve insanlar çok sonra anlayacak:

Savaş başlamış.

Çünkü modern savaşta hedef artık yalnızca toprak değil.

Hedef, toplumun dijital omurgası.

Hedef, düzen duygusudur.

Hedef, devlete duyulan güven hissidir.

Ve bir millet, güvenini kaybettiği gün; sadece sistemlerini değil, yarınını da kaybetmeye başlar.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanMustafa Böğürcü
Takip et:
Kamu yönetimi, güvenlik politikaları, hukuk devleti ve toplumsal güvenlik konularında çalışmalar yapıyor. "PARALEL POLİSLER" kitabının yazarı. Uzun yıllar kamu kurumlarında yöneticilik yapmış; kamu düzeni ve kriz yönetimi alanlarında görev almıştır. Yazılarında ve çıktığı televizyon yayınlarında güvenlik ve özgürlük dengesi, güvenlik ve suç araştırmaları, devletin sorumluluğu ve hukukun üstünlüğü konularına odaklanmaktadır.
Önceki Makale Bugünkü köşe yazıları
Sonraki Makale Halk TV’de “basın kartı” krizi

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Türkiye iklim değişikliği zirvesine hazırlanıyor

Gürsel Demirok
17 Nisan 2026
*Serbest Kürsü

Ermenistan’da seçime giderken denge neden Paşinyan’dan yana?

Medya Günlüğü
17 Nisan 2026
ManşetSerbest Kürsü

Savaş artık evlerimizde

Dr. Nil Gönce
17 Nisan 2026
Serbest Kürsü

Güvenlik lüks değil haktır

Mustafa Böğürcü
16 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?