Gazeteci Varol Ersoy‘un Medyaradar sitesinde yayınlanan “Gazeteciler, neden ‘sinir bozucu’ olur?” başlıklı yazısı:
ABD’nin İran savaşı için bölgeye askeri sevkiyatları sürüyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, bir gazetecinin konuyla ilgili sorusuna verdiği yanıt, tüm dünyada tartışma konusu oldu…
Gazeteci Trump’a, “Orta Doğu’ya neden 5 bin deniz piyadesi gönderiyorsunuz?” diye sordu.
Trump ise soruya doğrudan yanıt vermek yerine, tepki göstermeyi tercih etti:
“Sen çok sinir bozucu bir insansın!”
Bu diyalog da bir “gazetecilik klasiği” olan, “gazeteci tavrı”nı yeniden dünya medyasının gündemine oturttu.
Bu durumun benzeri bizim ülkemizde de çok sık yaşanıyor…
Hatırlarsınız; AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 19 Eylül 2023’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için gittiği New York’ta kendisiyle röportaj yapan ve Türkiye’deki tutuklu siyasetçilerle gazetecileri soran ABD’li gazeteciyi, “Bu, sizi niye bu kadar ilgilendiriyor?” diyerek terslemişti.
Gazetecinin yanıtı ise “Ama bu benim işim” olmuştu!
Sadece Erdoğan mı?
“Gazeteci terslemek” deyince akıllara gelen ilk isimlerden biri de “Hesap sorulacak gazeteciler” listesi tutan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli…
Yine hatırlarsınız; 2023’ün ilk günlerinde gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu, MHP Grup Toplantısı’nın çıkışında Devlet Bahçeli’ye eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in ölümüne ilişkin bir soru sormak istemişti.
Ancak MHP lideri, gazeteciyi “Hadi, işine bak” yanıtıyla terslemişti…
Daha da ilginci ne biliyor musunuz?
Dönemin ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Bahçeli’nin bu sözlerine büyük tepki göstermiş ve şunları söylemişti:
“İfade özgürlüğü gazeteciler için de geçerlidir. Gazetecilerin rahatsız edici soruları ve tartışmalı söylemleri bile demokrasiyi güçlendirir. Kimsenin kimseyi azarlamaya hakkı yoktur. Gazetecilerin özgürce soru sorma hakkı vardır bu hak korunmalıdır. ABD, Türkiye’deki ifade özgürlüğüne yönelik yaygın kısıtlamalardan endişe duymaktadır…”
Aynı ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, kendi ülkesinin başkanının şimdi bir gazeteciye, “Sen çok sinir bozucu bir insansın!” demesi hakkında acaba neler düşünüyor, gerçekten merak ediyorum!
Gazetecinin işi “haber değeri taşıyan doğru bilgiye ulaşmak”tır…
Magazin muhabirinin de işi budur; savaş muhabirinin de…
Toplayacağı bilgilerle halkın haber alma ihtiyacını karşılamaktır gazetecinin işi…
Gazeteci fal açmaz; bilgiye ulaşmak için soru sorar.
Bu sorular da çoğu zaman “güç odakları”nı rahatsız eder.
Hatta Trump örneğinde olduğu gibi zıvanadan çıkarır!
Ama demokrasiyi içselleştirmiş siyasetçiler ve bürokratlar, kendilerini rahatsız eden soruları soran gazetecileri bile azarlamazlar.
Bunun yerine gazeteciyi o soruya sormaya yönelten durumu, açıkça anlatmayı yönelirler…
Çünkü bilirler ki bir gazetecinin sertçe de olsa sorduğu soru, aslında milyonların kafasındaki soru işaretidir ve mutlaka aydınlatılması gerekir.
Yanıtı verilmeyen zor sorular ise zaman içinde çığ gibi büyüyerek toplumsal tepkilere neden olur.
Kısacası; gazeteci kesinlikle “iyi” olmak, “şirin” görünmek zorunda değildir… Onun işi, “Zor da olsa; doğru soruyu zamanında ve yerinde sormak”tır.
Görev, gerçeğe ulaşmaktır.
Politikacılar ise gerçeklerden kaçar…
Kendileri saraylarda yaşarken, halkın açlıktan kıvrandığını…
Sağa sola savaş açarken, vatandaşlarının barış istediğini…
Duymak ve bilmek istemezler.
İşte; bu nedenle kendilerini bu gibi acı (!) gerçeklerle karşı karşıya bırakan gazetecileri “sinir bozucu” olarak görürler.
Evet; gerçekten iyi bir gazeteci sinir bozucudur.
Çünkü açlık, yoksulluk, yolsuzluk, sapıklık, savaş, sahtekarlık, afetler gibi konularda gerçeğe ulaşmanın, “sinir bozucu olmayan” başka bir yolu yoktur.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
