Pazar, 19 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 18 Mart 2026 19:33
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Atatürk’ün gözünden 18 Mart Deniz Zaferi-Sinan Meydan (Cumhuriyet)

“18 Mart 1915 Deniz Muharebesi’nde… O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, subaylar ve kumandanlar, gerçekten takdire değer bir fedakârlıkla; hani, cesaretin, tevekkülün, en üst düzey(in)de, sonuna kadar toplarını kullanmışlar, görevlerini yapmışlardır…” (M. Kemal Atatürk, 1918)

Bugün 18 Mart. Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü; kutlu olsun! “Atatürk”süz bir yakın tarih kurgulama sevdasıyla olsa gerek aylarca süren Çanakkale Savaşları sadece Çanakkale Deniz Harbi’ne ve sadece bir güne; 18 Mart 1915 Deniz Zaferi’ne indirgenmek isteniyor… Oysa Çanakkale Savaşları, 18 Mart 1915 Deniz Zaferi’nin kazanılmasıyla bitmedi; tam tersine asıl kanlı muharebeler (Çanakkale Kara Muharebeleri) deniz zaferinden bir ay kadar sonra, 25 Nisan 1915’te Gelibolu Yarımadası’na yapılan düşman çıkarmasıyla başladı ve 9 Ocak 1916’da düşmanın Gelibolu Yarımadası’ndan çekilmesine kadar devam etti.

Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’na girdiğinde Mustafa Kemal (Atatürk), Bulgaristan Sofya’da askeri ateşeydi. Savaş çıkar çıkmaz Başkomutanlık Vekâletine başvurup cephede aktif bir görev almak istedi. Aralık 1914’te Enver Paşa’ya bir mektup yazarak “Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben Sofya’da ateşemiliterlik yapamam” dedi. 

Atatürk isteseydi Sofya’da askeri ateşelik yapmaya devam edebilirdi. Fakat o cephelerde, ateş hatlarında vatan savunmasına koştu. Israrları sonunda orduda bir görev almayı başardı. 20 Ocak 1915’te Esat Paşa Komutasındaki 3. Kolordu’ya bağlı 19. Tümen Komutanlığı’na atandı. Atatürk, 25 Ocak 1915’te Sofya’dan İstanbul’a döndü. Yeni görev yeri hakkında Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa’yla görüştü. Tekirdağ’da oluşturulacak 19. Tümen Komutanlığı’na atandığını öğrendi. Ortada böyle bir tümen yoktu. Tümenini kendisi kuracaktı. Atatürk, 2 Şubat 1915’te Tekirdağ’a giderek 19. Tümen’i kurmaya başladı. 19. Tümen, 25 Şubat 1915’te Maydos (Eceabat)‘a nakledildi. Atatürk, 19. Tümen ve Maydos Bölge Komutanlığı’na getirildi. 19. Tümen’e ek olarak 9. Tümen’in 2 piyade alayı ve bazı topçu birlikleri de Atatürk’ün emrine verildi. Atatürk’ün buradaki görevi Gelibolu Yarımadası’nın ortalarında batı kıyısındaki Ece Limanı’ndan Boğaz’ın girişindeki Morto Limanı’na kadar kıyı şeridini savunmaktı.

tatürk, 25 Şubat 1915’te Maydos Bölge Komtanlığı’na gelir gelmez kıyı şeridini savunmak için emrine verilmiş olan 9. Tümen’in 2 alayını yetersiz görmüş, kendi 19. Tümen’inden 2 alayı daha kıyı hattında görevlendirmişti. Böylece düşmanın çıkarma yapabileceği kıyılarda 4 alayla güçlü bir savunma düzeni oluşturmuştu.

Atatürk, 1918’de Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey’e verdiği mülakatta söz konusu savunma düzeni hakkında şunları söylemişti: “Benim kanaatime göre düşman çıkarma girişiminde bulunursa iki noktadan çıkardı. Biri Seddülbahir, diğeri Kabatepe civarı. Ve benim görüşüme göre düşmanı karaya çıkartmadan bu sahil bölgelerini doğrudan doğruya savunmak mümkündü. Dolayısıyla alaylarımı böyle kıyıdan savunacak şekilde yerleştirdim.”

Atatürk, 1913’te Balkan Savaşları sırasında Bolayır’daki Mürettep Kolordunun Hareket Şube Müdürü’ydü. O sırada Gelibolu Yarımadası’nı incelemişti. Düşmanın nerelerden karaya çıkacağını tahmin edebiliyordu. İngiliz-Fransız Birleşik Donanması, 19 Şubat 1915 günü 07.45-17.20 arasında Çanakkale Boğazı girişindeki Seddülbahir ve Kumkale tabyalarını bombaladı. Ancak uzaktaki gemilerden top atışlarıyla yapılan bu saldırıda 4 şehit ve 11 yarılı verilmiş olsa da saldırı başarısız oldu. 25 Şubat 1915’te İngiliz-Fransız gemilerinden oluşan İtilaf donanması, saat 10.00’dan itibaren Boğaz girişindeki kale ve tabyaları yeniden bombalamaya başladı. Bu sefer bombardıman başarılı oldu. 25 Nisan saldırısında Boğaz girişindeki tabyalar susturuldu.”

Cezaevinde bir sendikacı eksikti-Deniz Zeyrek (Nefes)

“Sürekli okurlarım bilir: Cezaevlerimizde düşünce suçlusu sayısının her geçen gün biraz daha arttığını sürekli söylüyor, yazıyorum.

Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Merdan Yanardağ, Alican Uludağ cezaevlerindeki düşünce suçlularından birkaçı.

Aralarında siyasetçi de var aktivist de gazeteci de…

Şimdi düşünce suçlularına yeni bir kategori daha eklendi: SENDİKACI

BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen Gaziantep’te maaşlarını ve zamlarını alamayan işçilerin eylemine destek verdiği ve “işçilerin maaşını ve zamlarını verin” dediği için tutuklandı.

Anayasamıza göre sendika hakkı ancak olağanüstü durumlarda sınırlanabiliyor. Yine Anayasamıza göre sendika hakkına yönelik müdahaleler, Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kapsamında değerlendirilebiliyor.

Bu iki düzenlemeye göre, Mehmet Türkmen’in bir sendika başkanı olarak yapması gereken bir konuşmayı yaptığı gerekçesiyle tutuklanması Anayasa suçudur.

(Bu arada öğrendik ki Mehmet Türkmen, Sırma Halı’nın patronunun şikayetiyle “yalan bilgiyi yayma” suçuyla tutuklanmış. Ben hep diyorum: AK Parti artık yoksulların, emekçilerin değil patronların partisidir. İşte kanıtı!)”

Bu servet gerçek olabilir mi?-Çiğdem Toker (T24)

“Söz verdiği halde, süreyi aşarak geciktiği yönünde yoğun eleştirilerin odağındaydı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in gayrimenkul malvarlığını, nihayet kapsamlı bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı.

Özel, Gürlek’e ait olduğunu belirttiği ve monitöre yansıttığı tapu kayıtlarının ID (kimlik) numaralarını tek tek okudu, rayiç değerlerini söyledi.

Aktardığı bilgiye göre, Bakan Gürlek’in halihazırda sahibi olduğu ve sattığı mülklerin toplam değeri, 452 milyon TL.

Nihayetinde devletten maaş alan bir kamu görevlisinin normal koşullar altında bu kadar büyük bir servet sahibi olması imkansız. 

Evet normal şartlar altında…

O nedenle eğer gerçekse -ki Özgür Özel açıkladığı tapular için “Ağrı Dağı kadar gerçek” ifadesini kullandı- bu büyük mülk ve edinimleri, izah muhtaçtır.

Doğrusunu söylemek gerekirse, sağlık yatırımlarıyla ilgilenen bir gazeteci olarak aklıma gelen ilk düşünce, bu parayla kamuda 50 yataklı bir hastane yapılabileceği oldu.

Öte yandan basın toplantısını izlediğim iki saate yakın süre boyunca, zihnimde hep aynı düşünce dönüp durdu:

16 Nisan 2017 referandum süreci sanılanın düşünülenin öngörülenin çok çok ötesinde önemliydi. (Mühürsüz oyların geçerli sayıldığı ve sonrasında neredeyse tamamının “evet” çıktığı referandumda, evet ile hayır arasındaki oransal fark yüzde 2,8’di. Bu oranın oy karşılığı ise 2 milyonun üzerinde olduğu konuşulan mühürsüz oyların sayıca epeyi altındaydı.)

Bugün bu realite hemen her vesileyle daha iyi anlaşılıyor.

CHP’nin dokuz yıl önceki genel başkanı ve karar alıcıları, 16 Nisan referandum sürecine başından sonuna daha yüksek bir siyasi duyarlıkla yaklaşıp seçmenin taleplerine kulak verebilseydi bugünkü siyasal iklim bambaşka olabilirdi.

Bu bir yazıklanma ifadesi değil, büyük hataları unutmamaya dair bir zorunlu not.

Neden mi?

CHP Genel Merkezi’ndeki basın toplantısını yerinde izleyen gazeteci Gülsen Solaker, Özel’e “eski sistem olsaydı bakanlar hakkında farklı bir prosedür işletileceğini” anımsattı; bugünkü sistemde, ortamda nasıl bir yol beklendiği sorusunu yöneltti.

Bu soruya Özel’den gelen yanıt, bugün denetlenemeyen, hesap vermeyen sistem inşasının temellerinin 16 Nisan 2017 referandumunda atıldığının dolaylı anlatımı gibiydi.

CHP Genel Başkanı, eski sistem, yani kuvvetler ayrılığının geçerli olduğu dönem olsa basın toplantısı yerine TBMM’de gensoru vereceklerini açıkladı.

Ne kadar hızlı unuttuk değil mi gensoru kavramını…

Gensoru TBMM’yi Anayasal denetimin bir aracıydı ve değiştirilen Anayasa maddelerinden biriyle uçtu gitti.

Özel’in anlatımından devamla, gensoru oylaması olsaydı, salt çoğunluk “git” derse bakan gidecekti. “Erdoğan’ın bugünleri düşünerek bu hakkı ellerinden aldıklarını” söyleyen Özel, eski dönemin Yüce Divan prosedürünü anlattı. Bugün 400 sayısını bulmanın imkansızlığı nedeniyle de (böyle söylemedi ama dolaylı ifade etti) basın toplantısında anlattıklarını “milletin hafızasına emanet ettiklerini, gelecekteki yargılamaya bir iddianame hazırladıklarını” aktardı.”

İç cephenin önemi-Fikret Bila (halktv.com.tr)

“Atatürk’ün iç cephenin önemine dikkat çeken şu sözleri ünlüdür:

“Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün milletin oluşturduğu cephedir. Dış cephe, ordunun düşman karşısındaki silâhlı cephesidir. Bu cephe mağlûp olabilir; fakat hiçbir zaman bir memleketi yok edemez. Memleketi temelinden yıkan iç cephenin çökmesidir”

Türkiye bugünlerde de iç cephenin güçlü olması gereken günlerden geçiyor.

Yanı başımızda şiddetli bir savaş sürüyor.

ABD ve İsrail, İran’a saldırdılar.

İran da yanıt veriyor.

Şiddetli bir hava savaşı sürüyor.

İran, İsrail dışında kendisine ABD üslerinden füze fırlatılan bölge ülkelerine de hava saldırıları düzenliyor.

Savaşın cephesi genişlemiş durumda.

Türkiye savaşın dışında duracağını açıkladı ve buna uygun davranıyor.

Bu koşullarda Türkiye’nin iç cephesini güçlendirmesi büyük önem taşıyor.

MHP Lideri Devlet Bahçeli ABD ve İsrail’in Suriye’yi işgal edip böldüğü süreçte iç cephenin güçlendirilmesine dikkat çekerek “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatmıştı.

Meclis’te bu amaçla komisyon kuruldu.

CHP de komisyona üye verdi.

CHP dışında komisyondaki partiler bir heyet oluşturarak İmralı’ya gittiler ve Abdullah Öcalan’la görüştüler.

Öcalan ve DEM Parti, iktidarla müzakere yürütmeye başladılar.

Süreç bayramdan sonra devam edecek.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bayramdan sonra yasal düzenlemelerin gündeme geleceğini açıkladı.

Bahçeli’nin girişimiyle başlayan bu süreçte iktidar Öcalan’la masaya oturdu, DEM Parti ile görüşüyor. Kandil’deki PKK yönetimi taleplerini gündeme getiriyor.

Peki Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Türkiye’nin birinci partisi CHP iç cepheye dahil değil mi?

İktidara göre değil.

Çünkü iktidar tüm gücüyle CHP’nin üzerine gitmeye devam ediyor.”

Konut yatırımcısı enflasyona yenildi-Naki Bakır (Dünya)

“Türkiye’de 2023 yılında zirve yapan konut fiyat­larının, izleyen dönemde ise enflasyonun altında bir artış seyri ile reel olarak gerilediği be­lirlendi.

Üç yıl önce oluşan balon nede­niyle konut, ikamet amaçlı ev sa­hibi olmak isteyen orta gelir gru­bu için hem fiyat hem de yüksek kredi faizleri nedeniyle hala ye­terince erişilebilir değilken, ya­tırımcı tip konut alıcıların port­föyündeki konutlar ise son üç yıl­da reel bazda zarar yazdı. Şubat 2023-Şubat 2026 döneminde ortalama konut fiyatı reel olarak yüzde 10’un üzerinde geriledi.

Merkez Bankası’nın açıkladı­ğı Konut Fiyat Endeksi (KFE) konut fiyatlarında reel düşüşün devam ettiğini gösterdi. Tür­kiye’de konutların kalite etki­sinden arındırılmış fiyat deği­şimlerini izlemek amacıyla he­saplanan Endeks, bu yıl şubatta aylık bazda nominal olarak yüz­de 1,79, ocak-şubat döneminde yüzde 5,46 ve son bir yılda yüz­de 26,36 arttı. Türkiye İstatis­tik Kurumu’nun (TÜİK) tüketi­ci fiyat endeksine (TÜFE) göre şubatta yüzde 2,96, ilk iki ayda yüzde 7,95 ve son bir yılda yüzde 31,53 olarak gerçekleşen enflas­yondan arındırıldığında konut fiyatlarında reel düşüşün devam ettiği görüldü. Buna göre KFE reel olarak, aylık bazda yüzde 1,14, ilk iki ay itibarıyla yüzde 2,31 ve son bir yılda yüzde 3,93 düşüş kaydetti.

Merkez Bankası politika faizinin yüzde 8,5 düzeyin­de bulunduğu Haziran 2023 öncesi dönemde negatif reel faiz parayı sistemden kaçırmış­tı. Baskılanan döviz kurlarının da ade­ta yerinde sayma­sı nedeniyle ko­nut, o kaçışın en güçlü adresle­rinden biri olmuştu. Arz-talep dengesizliği nedeniyle kirala­rın aşırı yükselmesinin kaldı­raç etkisiyle “çifte kazanç” algı­sı da özellikle yatırımcıları ko­nut alımına yöneltmişti. Şubat 2022-Şubat 2023 arasındaki bir yılda KFE nominal bazda yüzde 142,72, reel olarak yüzde 56,41 artış kaydetmiş ve konut fiyatla­rında balon oluşmuştu.

Ekonomide Haziran 2023 sonrası politika değişikliğine gidilerek faiz artırımları döne­minin başlaması, bu trendi et­kiledi. Şubat 2023-2024 arasın­daki bir yılda enflasyon yüzde 67,07 olurken, konut fiyatları ile aradaki makas büyük ölçüde ka­pandı. Böylece anılan bir yıllık dönemde KFE reel olarak yüzde 0,85 oranında bir düşüş kaydet­ti.

Faizlerin yükselmeye devam ettiği Şubat 2024-Şubat 2025 döneminde ise yüzde 39,05’lik enflasyona karşılık konut fiyat­ları nominal yüzde 31,32 artış­la reel bazda yüzde 5,56 düşüş kaydetti. Aralık 2024’te yeni­den politika faizinde yeniden indirim sürecine geçilirken, ko­nut kredisi faizlerindeki düşüş daha sınırlı kalsa da satışlarda görece canlanma başladı. Bu yıl şubat sonu itibarıyla son bir yılda ise konut fiyatlarında re­el düşüş hız keserek devam etti.

Buna göre Şubat 2023-Şubat 2026 arasında kümülatif enf­lasyon yüzde 205,57 olurken, konut fiyatlarında kümülatif nominal artış yüzde 174,89’da kaldı. Böylece son üç yıllık dö­nemde KFE, reel bazda yüzde 10,04 düşüş kaydetti.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Rusya’dan füze iddiası
Sonraki Makale Çanakkale içinde aynalı çarşı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

“Babil’den Sonra” medya

Medya Günlüğü
19 Nisan 2026
EditörGünlük

Fotoğraflarla Bolşoy’un 250 yılı

Medya Günlüğü
19 Nisan 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
19 Nisan 2026
Günlük

10 soruda Arda Güler

Medya Günlüğü
18 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?