Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Bilgi ekonomisi ve Çin Seddi’ne çarpan Batı

Aydın Sezer
Son güncelleme: 27 Ocak 2026 22:50
Aydın Sezer
Paylaş
Paylaş

İkinci Dünya Savaşı’nın küllerinden doğan o eski dünya düzenini hatırlayın. Her şey ne kadar “basit” ve “elle tutulur”du, değil mi?

Sistem, ham maddeyi ucuza kapatıp, fabrikada işleyip, nihai ürünü pahalıya satmak üzerine kurulu klasik bir teraziyle tartılıyordu. O dönemde finans, sadece sanayinin yağıydı; çarklar dönsün diye vardı. Bir CEO için finansman demek, banka müdürüyle pazarlık yapıp yatırım kredisini ucuza kapatmaktan ibaretti. Doğrudan yabancı sermaye dediğimiz kavram ise henüz emekleme aşamasındaydı.

Ancak GATT (Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması) gibi mekanizmaların, geçici bir pansuman zannedilirken küresel ticaretin ana damarı haline gelmesiyle baraj kapakları açıldı. Ticaret hacmi patlarken, sermaye de milliyetini ve sınırlarını kaybetti.

İşte bu kırılma bizi, bugün “finans kapitalizmi” ya da daha doğru tabiriyle “fon kapitalizmi” dediğimiz o vahşi evreye taşıdı. Artık para, üretimden değil, paranın kendisinden kazanılıyor. Fabrika bacasından çıkan dumanın yerini, borsalardaki saniyelik işlem hacimleri aldı. Fakat kapitalizm, sanayi ve finansın bu “kutsal ittifakı” üzerinde zafer sarhoşluğu yaşarken, burnunun ucundaki iki devasa tsunami dalgasını göremedi.

Üçüncü ve en tehlikeli ayak: “Veri”nin diktatörlüğü

Kapitalizmin evriminde geldiğimiz nokta, Sanayi Devrimi’nden çok daha radikal bir kopuşu işaret ediyor. Artık denklemin en kritik değişkeni ne petrol ne de dolar; “bilgi”.

Bilgi ekonomisi, sessiz sedasız kapitalist sistemin üçüncü ve en baskın ayağı oldu. Klasik iktisat teorisinin o meşhur üçlüsü (Land, Labour, Capital) yerini “bilgi’ye (Knowledge) bıraktı. Bugün karşımızda sanayi, fon ve bilginin iç içe geçtiği, hibrit ve kontrolü imkânsız bir “tekno-kapitalizm” var. Eskiden pazarı kontrol eden kraldı; şimdi ise “bilgi”yi kontrol eden imparator. Bir çip kriziyle otomotiv devlerini dize getiren, bir algoritma değişikliğiyle hükümetleri sarsan bu yeni güç, klasik kapitalizmin kurallarını yeniden yazıyor. Bilgi, artık bir üretim faktörü olmaktan bile çıktı; bizzat silahın kendisi haline geldi.

Batı’nın kâbusu: “Tek devlet iki sistem” ve Çin ejderhası

Kapitalizmin hesaplayamadığı, hesaplasa da kibrinden dolayı ciddiye almadığı ikinci ve en sarsıcı gelişme ise şüphesiz Çin gerçeğidir.

Batı, Çin’i yıllarca “dünyanın ucuz atölyesi” olarak gördü. Onlar üretecek, Batı tüketecekti. Ancak Pekin, “tek devlet, iki sistem” adını verdiği o hibrit modelle, hem devlet kapitalizmini (sosyalizm) hem de piyasa ekonomisini aynı potada eriterek dünya iktisat tarihine görülmemiş bir çentik attı.

Mesele artık Çin’in ne kadar çelik ürettiği değil. Mesele, Çin’in yapay zekâda, kuantum bilgisayarlarda, 5G ve 6G altyapısında, yani “bilgi kapitalizminde” Batı’nın tekelini kırmış olmasıdır. Çin artık Batı’nın teknolojisini kopyalayan bir “taklitçi” değil; Huawei ile, TikTok ile, uzay programlarıyla oyunun kurallarını koyan bir “oyun kurucu”dur. Batı’nın “serbest piyasa” diyerek kutsadığı kurallar, Çinli şirketler pazarı domine etmeye başlayınca bizzat Batı tarafından rafa kaldırılıyor. İroni tam da burada.

Trump: Bir “arıza” değil, sistemin “imdat çekici”

Bu tablo, kapitalizmin iç çelişkilerini sürdürülemez bir noktaya taşıyor. Pasta küçülmüyor belki ama masadaki aç oyuncu sayısı artıyor ve en büyük dilimi isteyen oyuncu artık masanın diğer ucunda oturan “Doğulu”.

Tarih bize şunu öğretir: Kapitalizm ne zaman tıkansa, ne zaman kâr oranları düşse ve pazarlar doysa, sistem kendini ancak bir “yıkım ve yeniden inşa” süreciyle, yani savaşla (sıcak veya soğuk) temize çekebilir.

Tam bu noktada Donald Trump figürüne parantez açmak şart. Ana akım medyanın onu sadece bir “delilik”, “popülizm” veya “öngörülemezlik” üzerinden okuması büyük bir entelektüel körlüktür. Aksine Trump; kapitalizmin bu çıkmaz sokağını, Amerikan hegemonyasının eridiğini ve “küreselleşme” masalının artık Amerika’ya kaybettirdiğini en net gören isimdir.

Trump’ın gümrük duvarları, “Önce Amerika” sloganı ve Çin’e karşı başlattığı ticaret savaşı, bir kapris değil; sistemin duvara toslamak üzere olduğunu gören bir iş adamının “imdat çekicini” indirmesidir. O, liberal masalları bir kenara bırakıp, yaklaşan paylaşım savaşında ülkesini tahkim etmeye çalışıyor.

Yeni bir paylaşım savaşının eşiğindeyiz

Dünya, bilgi, fon ve sanayi kapitalizminin iç içe geçtiği bu amansız rekabette, yeni ve çok daha tehlikeli bir paylaşım savaşının eşiğinde. Bu savaş, sadece tankla tüfekle değil; çip yasaklarıyla, SWIFT sisteminden çıkarmalarla, siber saldırılarla ve ticaret koridorlarının (Kuşak-Yol vs.) kontrolüyle veriliyor.

Kapitalizm, hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu o “yeni kaosu” kurgularken, bizler sadece ticaretin değil, jeopolitiğin de kökten değiştiği, kartların yeniden dağıtıldığı sancılı bir doğum sürecine tanıklık ediyoruz. Ve unutmayalım; filler tepişirken, ezilen yine çimenler, yani gelişmekte olan ve stratejisini doğru kuramayan ülkeler olacaktır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAydın Sezer
Takip et:
Siyasete ve dış politikaya dair nüanslı, eleştirel, yer yer alaycı yazılar ve enerji alanında değerlendirmeler.
Önceki Makale Ah özgürlük vah özgürlük!
Sonraki Makale Böyle gazetecilik olmaz!

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Köşe Yazıları

“ABD’nin saldırganlığı sürecek”

Deniz Yaşayan
30 Ocak 2026
EditörKöşe Yazıları

Şiddetin ekososyolojisi

İnan Özbek
30 Ocak 2026
EditörKöşe Yazıları

İsrail’de normalleşmeyen devlet

Metin Duyar
30 Ocak 2026
Köşe Yazıları

Yasın dili ve insan kalabilmek

İsmail Boy
29 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?