Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 9 Ocak 2026 19:36
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Ümmetin derdi mi, emeklinin derdi mi?-Sertaç Eş (Cumhuriyet)

“AKP iktidarının ilerleyen yıllarında İslamcı/İhvancı anlayış devletin politikası olarak bütün kurumlara büyük oranda yerleştirdi. Uluslararası ve ulusal bütün sorunlara bu mantıkla bakılıyor, bürokrasi devletin kuruluş ilkelerine “saygılıymış gibi” görünmeye çalışıyor. İktidar bu yaklaşımla aşamalı olarak Türkiye’yi “Büyük Ortadoğu” coğrafyasına sabitledi. Bölgedeki bütün sorunlar, ulusal sorunların önüne geçti, ulusal çıkarları gerileten içerik kazanmaya başladı.

Örneğe Sudan’la başlayabiliriz. Ömer el Beşir ile olan ilişkiler Türkiye’ye anında zarar vermeye başlamıştı. İsrail-ABD hattı Beşir yönetimini yıktı, Sudan’ı ikiye böldü: Sudan ve Güney Sudan. Türkiye bu ülke ile ilişkilerini geliştirmeye çalışırken tarım arazileri kiralandı, Sevakin Adası’nın Türkiye’ye tahsis edileceği heveslerine kapıldı iktidar ve sözcüleri. Gelinen noktada tarım arazisi kiralanması nedeniyle birtakım bürokratlara yüksek maaş vermenin dışında bir patates bile üretilemedi, Sevakin Adası’nın adını bile unuttu iktidar. Şimdi İsrail-BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) ikilisi, geriye kalan Sudan’ı yeniden ikiye bölmeye çalışıyorlar. Beşir’den geriye kalan Sudan’ın hızlı destek kuvvetleri, kendi ülkelerini yıkarak, sivilleri öldürerek yeni bir parça koparmak üzereler. Ve önlerinde göründüğü kadarıyla bir engel yok.

Afrika’dan ikinci örnek Somali. Ülkede devlet anlayışı yok. Türkiye bu ülkeye destek veriyor, ciddi kaynak aktarıyor. İktidar Somali’ye uzaya roket fırlatma tesisi kuracağını açıklıyor. Bu ülkede de İsrail beraberinde BAE ile devreye girmiş durumda. Netanyahu, Somali’nin stratejik kuzey bölgesindeki Somaliland ayrılıkçılarını devlet olarak tanıdı.

Suriye’ye de kısaca değinelim çünkü gelişmeler birbirini kovalıyor. Siyasal İslamcı/İhvancı bir gazetede çıkan manşet haber çok manidardı. “Entegrasyon değil birleşme olmalı: 10 Mart’taki mutabakatta ortaya konulan ‘entegrasyon’ hedefi de yanlıştı. Bu birleşme olmayacağının önceden kabulüydü.Tek ordu, tek bayrak ve tek güvenlik olmalıydı.”

İşlerin ters gittiği anlaşıldı ama o bir buçuk yıl öncesiydi. Şimdi başka bir aşamaya geçildi ve iktidar yine gelişmeleri kaçırıyor. Yani öğleden sonra günaydın.

Peki bunların emeklilerle ne ilgisi var? Çok var. İç cephe diye tutturanlar var ya… Emeklilerin otogarda, tek göz otel odalarında yaşamalarını, “kendi tercihleri” olarak görüyorlar. O zaman ne iç cephe kalır ne de Sevakin Adası… Daha İmamoğlu ve ekibine yapılan zulme değinmiyoruz bile.”

Şehir hastanelerine her gün 304 milyon TL ödedik; sapma 6,5 milyar TL-Çiğdem Toker (T24)

“2025 yılında, devletin bütçesinden; 17 şehirdeki 18 şehir hastanesini yapıp işleten 7 şirkete ödenen kamu kaynağının bir güne düşen karşılığı 304 milyon TL oldu.

Bir başka ifade ile Sağlık Bakanlığı’nın, geçen yıl şehir hastanesi şirketlerine  yaptığı toplam ödemenin bir günlük tutarıyla bu sene 10 bin 870 kişiye asgari ücret ödenebilir.

Sağlık Bakanlığı’nın; Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modelli şehir hastanelerini işleten 7 şirkete, bütçeden yaptığı 11 aylık ödemeleri yorumladığım yazımın yayımlandığı gün (7 Ocak 2025) Aralık 2025’e ilişkin ödeme verisi de yayımlandı. 2025 yılında 18 şehir hastanesi için ödenen tutar 111,1 milyar TL’yi geçti. Bu tutar, 365’e bölündüğünde günlük 304 milyon TL demek.

Bu son veri bizlere, gelir eşitsizliğinde payı olan KÖİ modelinin şehir hastaneleri kısmında, 2025 yılını toplu olarak değerlendirme olanağı da veriyor.

Yanı sıra şehir hastanelerine ilişkin denetimlerde saptanan eksiklik ve yanlışlıkların sürdürülmesi, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtsız bıraktığı sorulara dair gelişmeleri de paylaşacağız.

Bir önceki yazımda, Sağlık Bakanlığı’nın şirketlere Ocak-Kasım dönemini içine alan ödemeleri tablo olarak düzenleyip aktarmıştım. Tabloda aylar itibariyle yapılan ödemeler yer alıyordu. 

Aralık ayında ödemesi yapılan 4,7 milyar TL ile, 2025 yılının tamamında şehir hastaneleri için ödenen toplam tutar 111,1 milyar TL’yi geçti.  Geçen yılın Sağlık Bakanlığı bütçesinde Kamu Özel İşbirliği modeliyle yaptırılan şehir hastaneleri için ayrılan ödenek 104,6 milyar TL’ydi.

Böylece, yılın başında verilen ödenek, yıl sonu geldiğinde 6,5 milyar TL aşılmış oldu.”

Suriye Ordusu’na “Hendek tecrübesi” desteği-Uğur Ergan (halktv.com.tr)

“Suriye Ordusu’nun Halep’te SDG güçlerine yönelik başlattığı operasyonun işleyişi ile ilgili gözlerden kaçırılmaması gereken önemli bir ayrıntı var.

O da şu:

Operasyonun, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarının polis özel hareket birliklerinin de desteğiyle 10 yıl önce terör örgütü PKK’ya karşı yaptığı “Hendek operasyonları” ile benzerlikler içermesi.

Hatırlayalım, 2015’te çözüm sürecinin sona ermesinin ardından PKK ve bağlantılı gruplar Güneydoğu Anadolu’daki bazı il ve ilçelerde “özyönetim” çağrısı yaparak, hendekler kazmış, barikatlar kurmuş ve el yapımı patlayıcılarla (EYP) tuzaklar kurmuştu.

Ağırlıklı Diyarbakır, Şırnak, Mardin ve Hakkari il merkezleri ile ilçelerinde TSK ve Emniyet Genel Müdürlüğü güçlerinin Aralık 2015’te başlattığı operasyonlar Haziran 2016’ya kadar sürmüştü.

Operasyonlar süresince tank ve diğer zırhlı araç birlikleri, “Bordo Bereli” olarak bilinen özel kuvvetler ile EYP’lerin imhasında SAT/SAS komandoları da devreye girmişti.

Suriye Ordusu’nun aynı Halep’te yaptığı gibi hendek operasyonları sırasında da birçok kez sokağa çıkma yasağı uygulanmıştı.

Resmi verilere göre operasyonlarda asker, polis ve korucu olmak üzere 793 güvenlik görevlisi şehit düşmüş, 5 binden fazla PKK’lı da etkisiz hale getirilmişti.

Milli Savunma Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Halep’teki operasyonun tamamıyla Suriye Ordusu tarafından gerçekleştirildiğini, Suriye’nin yardım talep etmesi hâlinde Türkiye’nin gerekli desteği sağlayacağını vurguladı.

Talep halinde TSK’nın Suriye güçlerine destek iletmesi güç olmaz. Çünkü Suriye’de kimi kaynaklara göre 20 bine yakın Türk askerinin olduğu iddia edilirken, Halep merkeze 50 ile 100 kilometre uzaklıklarda 50’ye yakın noktada Türk askeri varlığından bahsediliyor.”

Kaçınılmaz ama zor çözüm-Ahmet Taşgetiren (Karar)

“Süreç”in başlama vuruşunu yapan isimdi; Devlet Bahçeli.

En son grup konuşmasında, biraz da Maduro’ya yapılan operasyon ikliminde şöyle konuştu:

“Şimdi anlaşıldı mı, iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz? Şimdi anlaşıldı mı ‘Terörsüz Türkiye’ hedefindeki ısrar ve irademiz? Şimdi anlaşıldı mı ‘Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt’ü sevmeyen de Türk olmaz’ söz ve beyanımızdaki sahicilik ve sağlamlık?”

Ancak aynı konuşmada Bahçeli, yüzündeki öfkeyi tasavvur edin, o ton ile şunları da söyledi:

“Ya mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli.”

Bir düğüm vardı süreci tıkayan, Suriye ve SDG düğümü. Bahçeli ondan bahsetmediğinde her şey güllük gülistanlık yürüyor gözüküyordu. Ama orada düğüm vardı. V nihayet onu seslendirdi Bahçeli.

Aslında epey bir zamandır hem Dışişleri hem Milli Savunma Bakanları da “SDG problemi”ni dile getiriyorlardı.

Bahçeli’den hemen önce, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları ve bakan yardımcılarının da hazır bulunduğu madalya töreninde Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler şöyle konuşmuştu:

“Biz samimi olarak bu sürecin başarılı olmasını arzu ediyoruz. Ancak bunun için PKK ve iltisaklı tüm gruplar fesih kararı kapsamında Suriye dahil, bulundukları tüm bölgelerde derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli ve koşulsuz olarak silâhlarını teslim etmelidirler. Başta PKK/PYD/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum.” . (Ayrıca MSB adına ‘Şam yönetimi yardım isterse talep yerine getirilecek’ açıklaması yapıldı)

Türkiye’nin tavrı: “Ya mutabakatla ya zorla…”

Tam bunların konuşulduğu ortamda Suriye’nin ikinci büyük şehri Halep’ten gerilim, ardından çatışma haberleri gelmeye başladı.”

Hayatta kalmak mı insanca yaşamak mı?-Yalçın Karatepe (BirGün)

“Dün sabah, bu haftanın yazısını yazmak üzere bilgisayarın karşısına geçtiğimde önüme düşen bir haber, ABD Başkanı Trump’ın konut piyasasına ilişkin düzenlemelerinden bahsediyordu. Trump, meseleyi şu can alıcı cümleyle özetlemişti: “Evlerde şirketler değil, insanlar yaşar.”

Merak etmeyin, bir Trump güzellemesi yapmayacağım. Ancak bugünkü iktidar sahiplerinin Trump’a olan “ilgilerini” bildiğim için, Türkiye’deki konut krizini bu referansla gündeme getirmenin, belki onların da ilgisini çekebileceğini düşündüm. Çünkü mesele ideolojilerin ötesinde, temel bir varoluş krizine dönüştü.

Bir ülkenin refahını ölçmek için karmaşık ekonomik endekslerin labirentinde kaybolmanıza gerek yok. Türkiye’de yoksulluk o kadar kanıksandı ki, artık refah denince akla sadece gelirin “açlık sınırı” ile kıyaslanması geliyor. Oysa çalışan bir insanın sadece “karnını doyurabiliyor olması” bir refah göstergesi olamaz, olmamalıdır. Bu yanılsamayı bir kenara ittiğimizde, asıl soru tüm berraklığıyla karşımızda belirir: İnsanlar; başlarını sokacakları huzurlu bir eve, makul bir gelirle ve öngörülebilir bir sürede erişebiliyor mu?

Barınma, insan varoluşunun en temel ihtiyacıdır. Ancak bugün Türkiye’de konut, bir “yuva” olmaktan çıkıp bir “portföy enstrümanı”na dönüştüğü için mesele sadece bir fiyat artışı değildir; yaşamın bizzat daralmasıdır.

Kira/gelir rasyosu kontrolden çıktıkça, istatistiklerdeki refah kâğıt üzerinde parlar ama gündelik hayatta solar. Gençler evlenmeyi erteler, yetişkinler aile evlerine geri sığınır; şehir içindeki bu zorunlu kaçışlar ise “yeni bir yaşam tarzı” illüzyonuyla pazarlanır. Bir dönemin konut piyasasında dil daha insaniydi; 100-120 metrekare “sıradan”, 150 metrekare “makul” sayılırdı. Genişlik; çocukların oyun alanı, aile mahremiyeti ve nefes alacak bir yaşam düzeni demekti.

Bugün ise ilanların dili, mimari bir tercihi değil, yoksulluğu kodluyor: 1+1, 1+0, stüdyo… Bu terminolojinin ardında estetik bir arayış değil, ekonomik bir imkânsızlık yatıyor. “Yeni ve modern” etiketiyle sunulan 35 metrekarelik kutularda; salonu, mutfağı ve yatak odasını aynı boşluğa sığdırmanız bekleniyor. “Salon+Yatak Odası” gibi melez türlerin icat edildiği bu düzende, mahremiyet katalogda “opsiyonel” bir özellik haline gelmiş durumda. Dış dünya ile tek bağ ise “Fransız balkon” denilen; kapısı olan ama dışarısı olmayan bir yanılsamadan ibaret.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale “Taliban tavşanlar gibi kaçtı”
Sonraki Makale 175 yıllık İstanbul geleneği

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Rus sporculara “yarım izin”

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
30 Ocak 2026
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
EditörGünlük

Kadınlara Taliban işkencesi

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?