Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ABD’nin devirdiği ilk yabancı lider değil.
20. yüzyılın ortalarından itibaren küresel siyasetin en etkili aktörlerinden biri olan ABD, zaman zaman doğrudan askeri müdahalelerle, zaman zaman da darbeler, ambargolar, gizli operasyonlar ve siyasi mühendislik yoluyla başka ülkelerin liderlerini devirdi. Washington müdahaleleri çoğu zaman “demokrasi”, “komünizmle mücadele”, “terörle savaş” ya da “istikrar” söylemleriyle haklı göstermeye çalıştı.
İran – Muhammed Musaddık (1953)
İran’ın demokratik yollarla seçilmiş başbakanı Musaddık, petrolü millileştirme kararı aldıktan sonra ABD ve İngiltere’nin hedefi haline geldi. CIA ve İngiliz istihbaratının birlikte yürüttüğü “Ajax Operasyonu” sonucunda Musaddık devrildi, Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin otoriter yönetimi güçlendirildi. Bu müdahale, 1979 İran Devrimi’ne giden sürecin en kritik dönemeçlerinden biri oldu.
Guatemala – Jacobo Árbenz (1954)
Toprak reformuyla dev Amerikan şirketi United Fruit Company’nin çıkarlarını zedeleyen Árbenz, CIA destekli bir darbe ile devrildi. Árbenz’in devrilmesi Guatemala’da onlarca yıl sürecek iç savaşın ve binlerce sivilin hayatını kaybettiği bir dönemin başlangıcı oldu.
Kongo – Patrice Lumumba (1961)
Afrika’nın ilk bağımsızlıkçı liderlerinden biri olan Lumumba, Sovyetler Birliği ile ilişki kurması nedeniyle ABD tarafından tehdit olarak görüldü. CIA’in de dahil olduğu süreçte devrildi, tutuklandı ve öldürüldü. Yerine geçen Mobutu Sese Seko, Batı destekli uzun bir diktatörlük kurdu.
Güney Vietnam – Ngo Dinh Diem (1963)
ABD’nin desteklediği Diem, Vietnam Savaşı sırasında “yetersiz” ve “istikrarsız” bulundu. ABD’nin onayıyla yapılan askeri darbede öldürüldü. Bu olay, ABD’nin kendi müttefiklerini bile gerektiğinde gözden çıkarabildiğinin çarpıcı örneklerinden biri oldu.
Şili – Salvador Allende (1973)
Marksist lider Allende, demokratik seçimlerle iktidara gelmişti. ABD, Allende yönetimini ekonomik baskılar, grevler ve gizli operasyonlarla zayıflattı. 11 Eylül 1973’te General Augusto Pinochet öncülüğünde yapılan darbeyle Allende öldü. Şili’de 17 yıl sürecek askeri diktatörlük başladı.
Dominik Cumhuriyeti – Juan Bosch (1965)
Sosyal reformlar vaat eden Bosch’un iktidarı kısa sürdü. ABD, “ikinci bir Küba” endişesiyle ülkeye asker gönderdi ve Bosch’un devrilmesini fiilen destekledi.
Grenada – Maurice Bishop (1983)
Sosyalist eğilimli Bishop’un yönetimi, ABD tarafından tehdit olarak görüldü. ABD, “Amerikalı öğrencilerin güvenliği” gerekçesiyle Grenada’yı işgal etti. Bishop devrildi ve öldürüldü.
Panama – Manuel Noriega (1989)
Bir dönem CIA ile çalışan Noriega, daha sonra ABD’nin hedefi haline geldi. “Uyuşturucu kaçakçılığı” gerekçesiyle ABD Panama’yı işgal etti. Noriega yakalanarak ABD’ye götürüldü ve hapse atıldı.
Irak – Saddam Hüseyin (2003)
ABD öncülüğündeki işgal, “kitle imha silahları” iddiasıyla başlatıldı; bu silahlar hiçbir zaman bulunamadı. Saddam devrildi, yakalandı ve idam edildi. Irak, yıllarca sürecek kaos, iç savaş ve terör sarmalına girdi.
Libya – Muammer Kaddafi (2011)
Arap Baharı sırasında NATO müdahalesiyle Kaddafi rejimi çöktü. ABD ve müttefikleri operasyonu “sivilleri koruma” gerekçesiyle savundu. Kaddafi linç edilerek öldürüldü; Libya ise halen istikrarsız.
Afganistan – Taliban Yönetimi (2001)
11 Eylül saldırılarının ardından ABD Afganistan’ı işgal etti, Taliban yönetimi devrildi. Ancak 20 yıl sonra ABD çekildi ve Taliban yeniden iktidara geldi. Bu durum, ABD müdahalelerinin kalıcılığına dair ciddi soru işaretleri doğurdu.
ABD’nin etkisi her zaman açık darbelerle sınırlı kalmadı. Küba’da Fidel Castro’ya karşı onlarca başarısız suikast girişimi, Venezuela’da Hugo Chávez ve Nicolás Maduro’ya yönelik darbe ve baskı girişimleri, Nikaragua’da Sandinistlere karşı Contra hareketinin desteklenmesi gibi pek çok örnek dolaylı müdahaleler kapsamında değerlendiriliyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
