Chester Cortez Thompson adını duymamış olabilirsiniz ama zaten dünyanın en ünlü 10, hatta belki de 100 bateristi arasında yer almadığı için bu pek şaşırtıcı değil.
Evet, söz konu geniş kitleler tarafından tanınan bateristler olunca çoğu kişinin aklına John Bonham, Neil Peart, Keith Moon, Dave Grohl ve Buddy Rich gibi isimler geliyor.
Thomson’un bu kişiler kadar ünlü olmadığı doğru ama iş yeteneğe gelince onlardan hiç de az kalır yanı yok; o sadece bazı nedenlerle “gölgede kalmış” bir baterist.
Thomson 11 Aralık 1948’de Maryland, Baltimore’da doğmuş ABD’li bir davulcu ve perküsyon ustası. 1970’lerden günümüze uzanan kariyeri boyunca progresif rock, pop rock, caz füzyon gibi türlerin en önemli figürleriyle çalışmış; canlı sahne performansları ve stüdyo kayıtlarıyla dünya çapında saygı görmüş.
Müziğe çok küçük yaşlarda başladı. İlkokulda flüt çalmayı öğrendi, ancak 11 yaşında davula yöneldi ve profesyonel caz davulcusu James Harrison’dan eğitim aldı. Başlangıcından itibaren caz ustaları Miles Davis, Max Roach ve Art Blakey’in kayıtlarıyla çalıştı; daha sonra Elvin Jones ve Tony Williams’ın etkisi altında gelişti.
1970’lerde sahne performansları ve stüdyo çalışmalarında yükselen bir isim oldu. Bu dönemdeki müzik ortamında pek çok farklı grupla çaldı, kısa süre içinde müzik dünyasında fark edildi.
1973’te Frank Zappa ve The Mothers of Invention ile çalışmaya başladı. Zappa’nın müziğinde iki davulcu bulunması isteği nedeniyle aday gösterildi ve Los Angeles’ta bir saatlik bir prova sonrası gruba katıldı. Zappa ile çalışmak onun için hem teknik hem fikirsel anlamda yoğun bir eğitim oldu; Thompson bunun müziğe en ciddi adım attığı dönem olduğunu söylüyor.
1975’te caz füzyon yapan Weather Report’a katıldı ve grubun ünlü albümü Black Market’te yer aldı. Bu süreç onun caz füzyon sahnesinde tanınmasına yardımcı oldu.
Thompson’un en uzun süreli ve kariyerinin en iyi bilinen çalışması İngiliz rock grubu Genesis ile oldu. 1977’den itibaren Genesis’in canlı performanslarında davulcu olarak yer aldı ve 2007’deki “Turn It On Again” turuna kadar uzun yıllar sahnede çaldı. Aynı zamanda Phil Collins ile solo projelerde ve turnelerde de birlikte çalıştı; bu birliktelik 1980’ler ve 1990’lara uzandı. Aralarındaki bir tartışma sonucu Collins tarafından dışlandı ve Genesis’in 2021 yılındaki veda turnesine çağrılmadı. Oysa, yıllarca emek verdiği grubun son dünya turunda yer almayı çoktan hak etmişti.
Thompson ayrıca Santana, Bee Gees, Steve Hackett, John Fogerty, Michael McDonald gibi çok sayıda önemli isim ve grupla sahne veya stüdyo çalışmalarında yer aldı.
2011’den itibaren kendi grubu Chester Thompson Trio ile caz odaklı müzikler üretiyor; albümleri JazzWeek listelerinde üst sıralara çıkmış durumda. Ayrıca Nashville’de ders veriyor, klinikler ve workshoplarda eğitimler vererek yeni nesil müzisyenlere katkıda bulunuyor.
2025’te Neal Morse, Phil Keaggy ve Byron House ile yeni Cosmic Cathedral grubunda yer alacağı açıklandı.
Bu öz geçmişte, yetenekli müzisyenin neden geniş kitleler tarafından tanınmadığı sorusunun yanıtı da gizli. Çünkü o Zappa ve Genesis gibi dev isimlerle çalışma fırsatını buldu ama aslında tam da bu nedenle geride kaldı, tek başına öne çıkma fırsatı bulamadı, bu nedenle klasik anlamda hak ettiği kadar ünlü olamadı.
Ama müzik otoriteleri, progresif rock ve caz füzyona ilgi duyanların gözünde o dünya çapında bir baterist. Dinleyiciler ve müzik dünyasının bir kısmı Thomson’ı, teknik becerisi, ritmik uyumu, canlı performans ustalığı ve çok yönlü çalma yeteneğiyle büyük saygı duyulan bir baterist olarak görüyor.
Genesis’in 2007 turnesinde Phil Collins’le beraber çaldığı ” Conversations with 2 stools / Los Endos” onu sevenlerin en beğendiği performansların başında geliyor.
https://www.youtube.com/watch?v=bwyyXzPXBYg
Fotoğraf: Kuba Bożanowski
***
Müzikle ilgili diğer yazıları okumak için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
