(E) Büyükelçi Halil Akıncı
Montrö Sözleşmesi’ni uygulayarak savaş gemilerinin Karadeniz’e geçişini engellememiz Rusya’nın lehine olmuştur.
Zira Rus savaş gemilerinin geçişine izin verseydik, diğer ülke savaş gemilerinin geçişine de -özellikle yıllardır bizi zorlayan ABD- izin vermek durumunda kalabilirdik. Zira böyle bir baskıya direnmemizin gerekçesi ortadan kalkardı.
Montrö sahildar devletleri kollayan ancak diğer devletlere de Karadeniz’i kapamayan dengeli bir anlaşmadır. Yirmi yıllık süresi dolduğu halde kimsenin feshini istememesi dayanıklılığını göstermektedir. Rusya savaş gemilerine geçiş izni verilmesini protesto eder ancak büyük mesele yapmaz. Zira onlarda devlet aklı sağlıklıdır, bazı başka ülkelerde olduğu gibi bitkisel hayatta değildir.
Ukrayna-Rusya işinde bizim siyasetimiz kesinlikle karışmamak olmalıdır. Eğer isterlerse barış görüşmelerine ev sahipliği yapmakla yetinmeliyiz.
Diğer taraftan, ortağımız, müttefikimiz, özendiğimiz Avrupa son zamanlarda bizi kendisinden uzağa ittirmeyi meslek edinmiştir.
Bir devletin yabancıya vize vermesi veya vermemesi egemen hakkıdır. Ancak memur ilavesi ile çözülebilecek vize mülakatı için geç randevu vermenin makul gerekçesi yoktur.
Benzeri anlaşmalar gibi zaman zaman güncellenmesi olağan olan Gümrük Birliği anlaşmasını dahi konuşmayı reddeden Avrupa’nın bu davranışı başka nasıl açıklanır?
Onların bu terbiyesiz ve küstah davranışları bizim karşılık verecek güçte ve/veya niyette olmadığımıza olan inançlarından kaynaklanmaktadır
Son siyasi olaylar ve ABD’nin davranışı Avrupa’nın aklını başına getirmektedir. Avrupa güvenlik söz konusu olunca Türkiye ‘yi hatırlamaya başlayacaktır .
Onlara (yani Fransa ile Almanya’ya) yeni başlayacak diyaloğun ön şartı olarak bu iki meselenin hallini öne sürmeliyiz.
Böylece karşılık verme niyetimiz ve gücümüzün olduğunu gösteririz.
Haysiyet ve kararlılık en güçlü yumuşak güçtür. Eyyy çekip sonra pusacağımıza bunu korusak!
***
Halil Akıncı’nın daha önceki makaleleri: