Cuma, 23 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe YazılarıManşet

YPG kararı ve Amerikan stratejisinin daralan alanı

Metin Duyar
Son güncelleme: 22 Ocak 2026 19:11
Metin Duyar
Paylaş
Paylaş

ABD’nin Suriye’de YPG’ye verdiği desteği sonlandırma yönündeki açıklaması, yüzeyde taktik bir geri çekilme gibi okunabilir; ancak daha yakından bakıldığında bu karar, Washington’un Orta Doğu’daki hareket alanının giderek daraldığını gösteren yapısal bir işarete dönüşüyor.

Bu adım ne ani bir politika değişikliğinin ne de bölgeden tamamen vazgeçmenin sonucu. Aksine, ABD’nin artık kazanmaktan çok, kaybetmenin maliyetini sınırlamaya odaklanan bir stratejik evreye girdiğini düşündürüyor. YPG dosyası bu bağlamda bir tercih değil, taşınması giderek zorlaşan bir yük haline gelmiş durumda.

Suriye dosyası ABD için uzun süredir bir kazanım alanı olmaktan çıkmış durumda. IŞİD’le mücadele gerekçesiyle kurulan askeri ve siyasi angajman, zamanla bölgesel aktörlerle karmaşık bir ilişki ağına dönüştü. YPG bu ağın merkezinde yer aldı; sahada etkili, askeri olarak disiplinli ve ABD açısından düşük maliyetli bir ortak olarak görüldü. Ancak zaman ilerledikçe bu ortaklığın maliyeti yalnızca askeri değil, diplomatik ve stratejik bir yük haline geldi.

Bu yükün en belirgin boyutu Türkiye faktörüydü. NATO içindeki dengeler, ABD’nin YPG üzerinden yürüttüğü politikanın sürdürülebilirliğini aşındırdı. Washington, bir yandan sahadaki taktik kazanımları korumaya çalışırken, diğer yandan ittifak içi gerilimin kalıcılaşmasını göze alamadı. Avrupa basınında sıkça vurgulanan nokta tam da burada yoğunlaşıyor: YPG desteği askeri olarak yönetilebilirdi, fakat siyasi olarak taşınabilir olmaktan çıktı.

Zamanlama da bu nedenle tesadüf değil. ABD’nin küresel öncelikleri giderek Pasifik’e, Çin’le rekabetin sertleştiği alanlara ve iç siyasi baskıların yoğunlaştığı bir döneme kayıyor. Orta Doğu artık genişleme ya da yeniden düzenleme alanı değil; risklerin sınırlanması gereken bir çevre coğrafya. Suriye ise bu çevrenin en karmaşık ve en az getirili dosyalarından biri.

Bu noktada yapılan şey bir “terk” değil, sorumluluk devri. ABD sahadan tamamen çekilmiyor; fakat sahadaki düzenleyici rolünü daraltıyor. YPG’nin uluslararası koruma şemsiyesi zayıflarken, yerel ve bölgesel aktörlerle daha doğrudan temas kurma ihtiyacı artıyor. Şam’la dolaylı kanalların yeniden gündeme gelmesi, bu yeni dönemin kaçınılmaz sonucu olarak beliriyor. Otonomi tartışmalarının yerini, güvenlik ve varlık pazarlıkları alıyor.

Bu gelişme aynı zamanda ABD’nin Orta Doğu’ya bakışındaki daha geniş bir dönüşümün parçası. Washington artık müttefiklerini uzun vadeli projelerin taşıyıcısı olarak konumlandırmak istemiyor. Bölgesel aktörlerden beklenen şey sadakatten çok, kendi yüklerini taşıyabilme kapasitesi. Bu yaklaşım, ABD’nin etkisizleştiğini değil; daha seçici, daha temkinli ve daha mesafeli bir güç formuna evrildiğini gösteriyor.

Burada dikkat çekici olan, bu dönüşümün yüksek sesle ilan edilmemesi. Ne büyük bir çekilme konuşması var ne de dramatik kopuşlar. Sessiz, teknik ve yönetim dili ağır basan bir yeniden ayarlama söz konusu. Tam da bu nedenle ilk bakışta zayıflık gibi görünen bu hamle, aslında farklı bir güç anlayışının işareti. ABD artık kazanmaktan çok, kaybetmenin maliyetini sınırlamaya odaklanıyor.

YPG örneği bu stratejinin en net yansımalarından biri. ABD, sahadaki bir aktörü merkezden çıkarırken, o aktörün tamamen çökmesini de istemiyor. Denge korunuyor, fakat sorumluluk aktarılıyor. Bu durum, Orta Doğu’daki birçok yapı için uyarıcı bir eşik anlamına geliyor: ABD’nin desteği artık kalıcı bir güvence değil, geçici bir imkân.

Türkiye-Suriye-ABD Üçgeni: Yükün Yeniden Paylaşımı

ABD’nin YPG’ye verdiği desteği sonlandırması, tek başına bir saha tercihi değil; aynı zamanda Türkiye-Suriye-ABD arasındaki üçlü dengeyi yeniden kurma girişimi olarak okunmalı. Washington uzun süredir bu üçgende merkezde kalmanın maliyetini taşıyordu. Türkiye’nin güvenlik hassasiyetleri, Suriye’nin egemenlik iddiası ve ABD’nin sahadaki sınırlı askeri varlığı, giderek yönetilmesi zor bir denklem yarattı.

Türkiye açısından mesele başından beri netti: Suriye’nin kuzeyinde kalıcı ve silahlı bir yapı, yalnızca sınır güvenliği değil, iç siyasal denge açısından da kabul edilebilir görülmedi. ABD’nin YPG ile kurduğu ilişki, Ankara-Washington hattında süreklileşen bir güvensizlik alanı yarattı. Bu durum, NATO içi ilişkilerin ötesine geçerek, ABD’nin bölgedeki manevra alanını da daralttı.

Suriye cephesinde ise tablo farklı bir okumaya işaret ediyor. Şam yönetimi, yıllar süren iç savaşın ardından ülke toprakları üzerindeki egemenlik iddiasını yeniden tesis etmeye çalışıyor. ABD’nin sahadaki rolünün daralması, bu iddianın önündeki en büyük dış engellerden birinin zayıflaması anlamına geliyor. YPG’nin uluslararası koruma zırhının incelmesi, Şam için hem bir fırsat hem de yeni bir pazarlık alanı yaratıyor.

Amerika Birleşik Devletleri ise bu üçgende artık hakem rolünü taşımak istemiyor. Washington’un yeni yaklaşımı, taraflar arasında doğrudan bir çözüm üretmekten ziyade, çatışma maliyetini kendi üzerinden düşürmeye odaklanıyor. Türkiye’nin güvenlik taleplerinin bölgesel kanallarla ele alınması, Suriye’nin egemenlik söylemini sahada sınaması ve yerel aktörlerin kendi kaderleriyle daha doğrudan yüzleşmesi, bu stratejinin doğal sonucu.

Bu durum, ABD’nin bölgeden çekildiği anlamına gelmiyor. Ancak artık arabulucu, koruyucu ya da düzen kurucu bir aktör olma iddiası zayıflıyor. Üçgenin merkezinde yer almak yerine, kenarında durmayı tercih eden bir Washington profili belirginleşiyor. Bu tercih, kısa vadede belirsizlik üretse de ABD açısından daha düşük riskli bir denge arayışını yansıtıyor.

Bu nedenle YPG sonrası dönemi yalnızca bir aktörün kaybı olarak değil, üçlü ilişkiler ağında sorumluluğun yeniden dağıtılması olarak okumak gerekiyor. ABD yükü hafifletiyor, Türkiye güvenlik alanını genişletmeye çalışıyor, Suriye ise egemenlik iddiasını yeniden sahaya sürüyor. Ortaya çıkan tablo istikrarlı değil; fakat eski dengeye kıyasla daha az ABD merkezli.

Sonuçta yaşanan, ABD’nin Orta Doğu’dan çekilmesi değil; Orta Doğu’yu taşıma biçimini değiştirmesi. Gücün daha az görünür, yükün daha fazla paylaştırıldığı bir dönem. Bu yeni evrede Washington’un temel kaygısı kazanmak değil, kaybın kontrol edilebilir kalması.

Orta Doğu’nun geleceği açısından asıl belirsizlik de tam olarak burada düğümleniyor.

Fotoğraf: euronews.com

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanMetin Duyar
Takip et:
Orta Doğu siyaseti, insan hakları ve ekonomi-politik alanlarında çalışan akademik bir yazar olarak, toplumsal eşitsizliklerin yapısal nedenlerini irdeleyen metinler kaleme almaktadır. Yazılarında yalnızca güncel gelişmeleri değil, bu gelişmelerin tarihsel ve kuramsal arka planını da analiz eder. Devlet, yurttaşlık ve adalet kavramlarını ele alırken; baskı rejimlerinin ideolojik işleyişini ve insan haklarının nasıl ihlal edildiğini sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunar. Medya Günlüğü’ndeki yazılarında, okuyucuyu gündemin ötesine taşıyan bir düşünsel derinlik ve tutarlı bir perspektif hedeflenmektedir.
Önceki Makale Boyu küçük yüreği büyük adam
Sonraki Makale Türkiye’ye “Rus dopingi” iddiası

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Boyu küçük yüreği büyük adam

İlhan İlmenöz
22 Ocak 2026
Köşe YazılarıManşet

Ekonominin gizli gücü

İnan Özbek
22 Ocak 2026
GünlükManşet

Grönland, Türkiye ve NATO

Medya Günlüğü
22 Ocak 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
22 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?