Bugün dünyanın en yoğun, en ilginç ve en etkileyici metro sistemlerinden biri kabul edilen Moskova Metrosu (Moskovskiy Metropoliten), yalnızca bir ulaşım ağı değil, aynı zamanda Sovyet tarihinin, mimarisinin ve propaganda anlayışının yaşayan bir müzesi.
Sovyet Devrimi’nin lideri Vladimir Lenin’in adını taşıyan Moskova metrosunun ilk hattı 15 Mayıs 1935’te yani bundan 91 yıl önce açıldı. İlk etapta sadece 13 istasyon vardı ve hattın uzunluğu yaklaşık 11 kilometreydi.
Ama Sovyet yönetiminin hedefi basit bir metro yapmak değildi. Stalin döneminde metro sosyalizmin gücünü gösterecek, halkı etkileyecek, “geleceğin şehri” hissi verecek bir yer altı sarayı olarak tasarlandı.
Bu yüzden ilk istasyonlara inen insanlar şoke oldu çünkü mermer sütunlar, dev avizeler, mozaikler, heykeller ve altın işlemelerle karşılaşmışlardı.
Birçok yabancı gazeteci o yıllarda Moskova metrosunu “yer altındaki saraylar” diye tanımlıyordu.
Bugün sistem 275 istasyona, yaklaşık 481 kilometrelik hatta ve 6600 vagona sahip.
Günlük yolcu sayısı bazı dönemlerde 8-9 milyona kadar çıkabiliyor. Bu rakam birçok ülkenin toplam nüfusundan fazla. 2024 yılında taşınan toplam yolcu sayısı ise 2.2 milyardan fazlaydı.
Yoğun saatlerde tren aralıkları inanılmaz derecede kısa: Bazı hatlarda trenler 90 saniyede bir geliyor. Moskova metrosunun “nefes almayan sistem” diye anılmasının nedeni biraz da bu.
Yerin 84 metre altındaki Park Pobedı İstasyonu dünyanın en derin metro istasyonlarından biri sayılıyor. Buradaki yürüyen merdivenler o kadar uzun ki ilk kez kullananlar hafif tedirgin olabiliyor.
Sovyet döneminde derin istasyonların bir nedeni de olası savaş ihtimaliydi. Metro aynı zamanda sığınak, komuta merkezi ve acil durum ağı olarak düşünülüyordu.
1941’de Alman ordusu Moskova’ya yaklaşınca metro istasyonları gerçek anlamda sığınağa dönüştü. İnsanlar istasyonlarda uyudu, çocuklar burada doğdu, bazı devlet toplantıları yer altında yapıldı.
Savaş sırasında metroda doğan çocukların sayısının yüzleri bulduğu söyleniyor.
Hatta Stalin’in Moskova’dan kaçıp kaçmayacağı tartışılırken, metro sisteminin bazı bölümleri olası tahliye planları için hazırlanmıştı.
Moskova metrosunun en ünlü şehir efsanesi ise,“Metro-2”. İddiaya göre Kremlin’i gizli askeri merkezlere, devlet sığınaklarına ve istihbarat tesislerine bağlayan ikinci bir yeraltı ağı bulunuyor. Rus devleti bunu hiçbir zaman açık biçimde doğrulamadı ama eski çalışanların ve araştırmacıların anlattıkları nedeniyle efsane hâlâ yaşıyor.
Sanat galerisi gibi
Bazı istasyonlar özellikle dünyaca ünlü. Örneğin Mayakovskaya (aşağıdaki fotoğraf) paslanmaz çelik kemerleri ve tavan mozaikleriyle art deco şaheseri kabul ediliyor. Komsomolskaya dev avizeleri ve saray hissi veren tavanlarıyla ünlü. Ploşad Revolyutsii bronz heykelleriyle tanınıyor. İnsanlar şans getirdiğine inandıkları için bazı heykellerin burnunu veya ayakkabılarını dokunarak parlatmış durumda.

Metro yıllarca Sovyet propagandasının vitrinlerinden biriydi. İstasyon isimleri devrim kahramanlarını, komutanları ve sosyalist idealleri yansıtıyordu.
SSCB dağıldıktan sonra bazı isimler değiştirildi ama sistem önemini hiç kaybetmedi.
Bugün Moskova metrosunda yüz tanıma sistemleri, temassız ödeme, dijital haritalar, modern trenler kullanılıyor.
Ama bütün modernleşmeye rağmen eski Sovyet ihtişamı hâlâ hissediliyor.
Benzer yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
