24.3 C
İstanbul
13 Temmuz 24, Cumartesi
spot_img

Uzaydan gelen ‘aslan’

Cristiano Ronaldo gözyaşları içinde sahayı terk ederken, sadece Katar’a değil, bir Dünya Kupası kaldırma hayallerine de sonsuza kadar veda ediyor ve sahneyi kariyeri boyunca sürekli karşılaştırıldığı Lionel Andres Messi’ye bırakıyordu. Tatsız ve sönük geçeceği düşünülen Katar’daki şampiyonanın tek starı artık Messi’ydi, o da kendisinden bekleneni yaptı ve adı Lionel’e yakışır şekilde aslanlar gibi oynayarak altı maçta beş gol, üç asist üreterek takımını finale taşıdı. Heyecan fırtınasına dönüşen finalde gülen, gollerine devam eden Messi ile arkadaşları oldu ve başarılarla dolu kariyerindeki son eksik parça da tamamlanmış oldu.

***

1987 yılında Arjantin Dünya Kupası şampiyonu unvanına sahipti ve Diego Maradona gezegendeki en iyi futbolcuydu. Fakat aynı yıl içerisinde ülkenin en büyük üçüncü şehri Rosario’nun fakir bir köşesinde bir başka çok önemli olay daha gerçekleşti: Messi doğdu.

Bir çelik işçisi olan Jorge’nin ve bir temizlikçi olan Celia’nın üçüncü oğlu sadece üç kilo ve 47 santimetre olarak dünyaya geldi ve kendisine Lionel ismi konuldu. Bu minicik çocuk kendi jenerasyonunun ve hatta belki de tarihin en iyi futbolcularından biri haline gelecek ve Ballon d’Or’u defalarca kazanan tek oyuncu olmayı başaracaktı.

Futbol daha ilk günden bu yana Leo’nun hayatının bir parçası oldu. Rosario Central, Messi’nin doğumundan sadece iki hafta önce Arjantin şampiyonu olmuştu ama Lionel, babasının izinden giderek şehrin diğer takımı Newell’s Old Boys’a gönül verdi.

“Annesi onu bakkala gönderdiği zaman Leo her zaman topunu da yanına alırdı” diye anlatıyor kardeşi Matias ve ekliyor: “Eğer topu yoksa da plastik çantalardan ya da çoraplardan kendine bir top yapardı.”

Üç yaşından eri Leo ve futbol topu birbirlerine çok iyi arkadaş oldular. “İlk futbol topum hediye edildiğinde çok gençtim. Üç ya da dört yaşındaydım. İstediğim tek hediye buydu. Noel, doğum günü ya da başka bir şey. Hepsinde top istiyordum.” diyor Messi.

Genç Leo, yerel bir kulüp olan Grandoli’de oynayan ağabeylerini izlemek için şehrin güneyine giderdi. O dönemler takımın teknik direktörü Salvador Aparicio idi. Bir gün takımında bir oyunculuk bir eksik oluştu.

“Etrafıma baktım ve onu topla oynarken gördüm” diye anlatmıştı Aparicio, 2008’deki vefatından hemen önce Goal’e verdiği demeçte:

“Ama çok küçüktü ve dolayısıyla başka bir oyuncuya şans verdik. Ama o gelmeyince Lionel’in annesine oğlunu ödünç alıp alamayacağımı sordum. Bu durum hoşuna gitmedi. Bana Leo’nun bugüne dek hiçbir maçta oynamadığını söyledi. Ama büyükannesi de oradaydı ve ona ‘Bırak çocuğu oynasın’ dedi. Top ona ilk kez geldiğinde bir göz attı ve topun geçip gitmesine izin verdi. Hareket bile etmedi. Ama ikinci seferde top Leo’nun sol ayağına geldi, Leo topu kontrol etti ve koşmaya başladı. Herkesi birer birer çalımladı. Ona şut atması için bağırıyordum. O günden sonra her zaman takımımda yer aldı.”

Bu olay Messi 5 yaşındayken gerçekleşti. İlerleyen yıllarda Leo, sadece çalım atmayacak, şutlarıyla golleri yapmaya da başlayacaktı.

Aparicio sözlerine şunları da ekledi: “Daha sonra genç takımlarda her maç altı yedi gol atmaya başladı. Kalecinin degaj atmasını beklemeden onun yanına gidip topu alır ve tüm sahayı topla geçmeye başlardı. Doğaüstü bir yetenekti.”

9 yaşındayken Messi, bugün halen desteklemeye devam ettiği takıma, Newell’s Old Boys’a katıldı ve dört yılda sadece bir maç kaybeden efsanevi bir jenerasyonun parçası oldu. ’87 Makinesi’ olarak adlandırılan bu jenerasyonun yıldızı elbette Messi’ydi.

Fakat 11 yaşına geldiğinde ortaya çıktı ki Messi, büyüme hormonu bozukluğundan muzdaripti. Gereki tedaviler olmadan futbol kariyeri çok erken bir şekilde sona erebilirdi.

Bilinenin aksine, Newell’s oyuncunun tedavisi için gereken ödemeyi yapmaya razıydı. Ama kulübün finansal krizde olması Messi’nin babasının sabrını tüketti. Sosyal güvenceleriyle bazı masrafları karşılayabildiler ama bir noktadan sonra tedavi masrafları ailenin boyunu aşmaya başladı.

Jorge Messi, tüm aileyi Avustralya’ya taşımayı düşündü ama oğlunun futbol yeteneklerinin finansal problemlerini çözebileceğini de biliyordu. Lionel’i River Plate’e önerdi. 13 yaşındaki Leo, kendinden en az üç yaş büyük isimlere karşısında oynadığı futbolla River yetkililerini etkilemeyi başardı.

Fakat Messi’nin babası River’dan bir iş ve Buenos Aires’te bir ev istedi. River buna razı gelmedi, bu esnada Newell’s de aileyi oyalamaya devam etti.

Bunun yerine, Jorge, bir oyuncu izleme firmasının temsilcileriyle görüştü. Arjantinli avukat Juan Mateo aracılığıyla, Messi’nin bir portakalı (113 defa) ve tenis topunu (120 defa) sektirdiği bir video Barcelona scout’u Jose Minguella’ya gönderildi.

Şaşırtıcı bir şekilde, bu görüntüler, Messi’nin Barcelona’da deneme idmanına çıkması için yeterli oldu ve Leo, babasıyla ve bir aracı olan Fabian Soldini ile birlikte İspanya’nın yolunu tuttu.

Yıldız forvet oyuncusunun ilk kontratı bir beyaz mendile, baba Jorge, Minguella ve Barcelona’nın eski orta saha oyuncularından Carlos Rexach tarafından imza edildi ama önümüzdeki üç yıl da yine belirsizlikle geçti. Jorge’nin bir işi yoktu ve kulüp, 2004’te Jorge’ye aylık 4 bin avroluk bir ödeme planı bağlayınca Messi ailesi rahat bir nefes aldı.

 

Messi-Ronaldo ikilisinin beraber çıktığı reklam çok konuşuldu

 

Futbol otoriteleri, sadece attığı gollerle ya da yaptığı asistlerle değil saha içerisindeki olgun karakteri, disiplini, heyecan verici oyun stili ve liderliğiyle onun bir futbol efsanesi olduğunda hemfikir.

Messi, 2004 yılından beri taşıdığı Barcelona A takımı formasıyla 485 resmi maçta 444 gol atarak parmak ısırtan bir performans sergiledi.

17 yaşında A takımı ile ilk maçına çıkan Leo, yıllar yılı Arjantin’in en büyük futbol efsanesi Diego Armando Maradona ile de mukayese edildi.

Messi, 2007 yılında Getafe’ye karşı Copa del Rey maçında attığı golle bu karşılaştırmaların ne kadar yerinde olduğunu ispat etti. Bu maçta orta sahadan aldığı topu kale çizgisine kadar götüren Messi, kaleci de dahil olmak üzere 6 kişiyi çalımlayarak golü yaptı. Messi’nin bu golü, vatandaşı Maradona’nın 1986 Dünya Kupası’nda İngiltere’ye karşı gole çok benziyordu. Belki de Maradona ile mukayesesinde tek eksiği ağırlığını bilmediği Dünya Kupası oldu ama sonunda onu da kazandı.

Koleksiyonunda 7 Ballon d’Or bulunduran Messi, Barcelona’da Ronaldinho, Eto’o, Henry, Xavi, Iniesta, Larsson, Deco, Ibrahimovic, Puyol, Neymar ve Suarez gibi futbolun süper yıldızlarıyla beraber Barcelona formasını paylaştı.

Bu formayla, 10 La Liga şampiyonluğu, 4 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu da dahil olmak üzere toplamda 33 kupa kazandı. La Liga’da en çok gol atan futbolcu (444 gol), Şampiyonlar Ligi (8) ve La Liga’da (36) en çok hat trick yapan futbolcu da dahil olmak üzere kırılması güç rekorlara adını yazdırdı. Kariyerinin ilk hat trick’ini de 10 Mart 2007’de El Clasico’da yaptı.

2021 yazında Barcelona’dan ayrılarak bedelsiz bir şekilde Fransa Ligeu 1 takımlarından Paris Saint-Germain’e transferiyle de kariyerinde yepyeni bir sayfa açtı.

Messi, Paris ekibiyle çıktığı 39 maçta ise 23 gol atıp 29 de asist yaptı. Bu istatistiğin neredeyse yarısını ise bu yıl, henüz sezon ortası bile gelmemişken yaptı.

Spor yazarı Bağış Erten’in, Messi’nin sükunetine ve kendi haline davranışlarına ilişkin BBC Türkçe’ye yaptığı değerlendirme şöyle:

Harika oynadığında da, resitaller sunduğunda da sessiz ve derinden gitti. Hesabını da sakin gördü, mucizesini de. Oynadığı ilk takım harikaydı, Xavi’ler, Iniesta’lar, Puyol’lar… Ama o takımın tamamlayıcı parçası gibi değil de onun üzerine eklenmiş ayrı bir mucize gibiydi; bir tür ruhani hare.

O yüzden uzaylı gibi geldi hep. Herkes bir futbol oynuyordu, o başka bir futbol. Zidane’ın büyüklüğünü görmek için bir top ve 10 oyuncu gerek, derler. Maradona’ya da, Messi’ye de tek bir top yeterdi. Maradona buna mecburdu genelde. Oynadığı takımlar o kadar da süper olmadı. Ama Messi Dünya Karması’nda bile oynasa ayrıksı kaldı. Muhteşemliği de, yalnızlığı da ondan.”

(goal.com, BBC Türkçe, Medya Günlüğü)

Medya Günlüğü

Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, dilediği konuda özgürce yazmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Medya Günlüğü
Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, dilediği konuda özgürce yazmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

İlginizi Çekebilir

4,757BeğenenlerBeğen
678TakipçilerTakip Et
11,600TakipçilerTakip Et

Popüler İçerikler